Koronavirüs ve kısa çalışma ödeneği

0
543

İnan Kaloğulları

Koronavirüs salgını hayatımızda olumsuz yönde büyük bir etki yaratırken yaşamımızda nelerin değişeceğini de tartışmamıza neden oluyor. Bu salgının sağlıktan, beslenme alışkanlıklarına; eğitimden, sosyal ilişkilere; iletişimden, ticarete kadar birçok alanda değişiklikler yaratacağı belirtilirken en büyük olumsuzluğun emek hayatında yaşanacağına ise pek fazla değinilmiyor. Televizyonlarda ve çeşitli yayınlarda insanlara “evde kalın” çağrıları yapılırken milyonlarca insanın çalışmak zorunda olduğundan hiç bahsedilmiyor. Çalışma hayatında emekçilerin salgın tehlikesiyle iç içe olması, işsizlikle karşı karşıya kalması, ücretsiz izne çıkartılmak, esnek çalışma ve dönüşümlü çalışmak gibi büyük sorunlarla boğuşması hayatın gerçekliği olarak karşımızda duruyorken neden bu sorunlardan çok daha az bahsediliyor? Salgının yarattığı değişim neden daha çok başka yerlerde aranıyor?

Çalışma hayatındaki sorunlar maalesef hayatın en temel sorunlarını oluşturuyor. Salgınla birlikte bir kez daha görüldü ki insan hayatı emek üzerinden şekilleniyor.

İşsizlik, yoksullaşma ve hayatın yaratığı gerilimler insanların yaşadığı çaresizliği de giderek arttırıyor. Çalışanlara büyük zararları olacak yeni çalışma biçimleri bu salgınla birlikte daha fazla hayat bulmaya  başladı. Koronavirüs salgınından sonra olumsuz anlamdaki en büyük değişim büyük oranda emek hayatında yaşanacak. Çalışanların karşılaştığı sorunlar giderek derinleşirken, yeni ve daha zor çalışma koşulları da ülkemizde giderek daha fazla yaygınlaşacak gibi görünüyor.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ

Kısa çalışma ödeneği, iktidarın koronavirüs salgını karşısında emekçileri koruma iddiasıyla ortaya koyulan önlemlerinden biri olarak öne sürülmüştü. Çalışanları koruyoruz, diyerek emekçilerin işsizlik fonunda birikmiş olan paraları, içinde şuan işçileriyle birlikte işlemeye devam eden, üretimini durduran ya da iflas etme riski olduğu düşünülen işletmelerin işlerini kolaylaştırmak için devreye sokuldu. İşçiyi korumak iddiasıyla gündeme gelen bu ödenek, esasında emekçilerin fon içinde birikmiş paraları ile kendi ücretlerini yine işçilerin karşılaması anlamına geliyor. İşsizlik fonu, zaman içinde çalışanlardan yapılan kesintiler ile onların işsiz kalmaları durumunda bundan yararlanmaları için kurulmuştu. Fakat bu fon, salgın gerekçesiyle esas olarak şuan işvereni ve ticari hayatı korumaya dönük olarak kullanılacak. 

İŞKUR’un resmi sayfasında Kısa çalışma ödeneği için, “Kısa çalışma uygulamasının temel amacı istihdamın korunmasıdır. Kısa çalışma ile çalışılmayan sürelerde işçilere gelir desteği sağlanmaktadır. Aynı zamanda istihdam korunarak, deneyimli personellerin işten çıkarılmasının önüne geçilmektedir” ifadesi belirtiliyor. Bu uygulamaya sadece işverenler başvuru yapabiliyor, işçiler başvuramıyor. Bakanlığın açıklaması böyle olsa da bu fon küçük işletmelerin yanında çoğunlukla büyük sermaye sahibi işletmeleri korumak amaçlı kullandırılacak. Birçok büyük  firma, çalışanları isterse 4 gün ya da az sürede işe getirerek işçi maliyetlerinin büyük kısmını veya tamamını bu fon üzerinden karşılayabilecek.

İktidarın bağış kampanyalarında patronlara çağrı yapan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı da bu fondan yararlanmaları için işverenlere seslenerek, “Çalışanını koru, istihdamını düşürme, ihtiyacın olan kaynak Kısa Çalışma Ödeneği’nde” çağrısı yapmıştı.

Kısa çalışma ödeneği alabilmek için çalışanın son iki ay boyunca işe devam ediyor olması ve son üç yıl içinde 450 prim gününü tamamlamış olması gerekiyor. 450 prim gününü tamamlamış olmak esasında işçinin bu fona kendi maaşından zaman içinde para aktarmış olması anlamına geliyor. Eğer bu süre içindeki istenilen prim gününü tamamlamadıysanız bu fondan para alamayacaksınız. Yani çalışanlara karşılıksız para vermeyecekler. Örneğin son iki yıla yakın zamanı işsiz geçirmişseniz, kayıt dışı ve sigortasız koşullarda çalıştıysanız, yani son 3 yıl içinde 450 prim gününü tamamlamadıysanız bu fondan yararlanamıyor olacaksınız. Çalışıyor olmasına rağmen gerekli koşulları sağlamadığı için fondan yararlanma hakkı bulunmayan çalışanların çoğunluğu ise büyük ihtimalle işveren tarafından işinden edilecektir. 

Kısa çalışma ödeneğinin şimdilik en fazla üç ay boyunca verileceği belirtiliyor. Üç ay sonra parası kesilen kaç işçinin işverene yük oluşturacağı gerekçesiyle işten atılacağını bilmiyoruz.

Daha önceden işsizlik sigortasına prim ödemesi yapmış fakat son iki aydır çalışmıyor olan işsiz emekçiler de fon içinde kesilmiş primleri olmasına rağmen bu uygulamadan yararlanamayacaklar. Salgının yarattığı gerilimin altında ve çaresiz şekilde yaşamaya devam edecekler. İşçiyi işverene bağlayan ve işçi kaynaklarını işvereni korumak için kullandırtan bu sisteme, “çalışanı koruma sistemi” deniliyor.

İşverenin bu fondan yararlanabilmesi için her bir işçi için haftalık çalışmayı 3/1 oranında azaltmış olması gerekiyor. Yani haftalık 6 gün çalışılan bir iş yerinde en fazla 4 gün ve onun altında çalışma yapılması gerekiyor. Kamu kurumu olan belediyeler de iflas etme riskleri olmamasına rağmen ve kamu kaynakları kullanıyor oldukları halde “kadro” verildiği iddia edilen 450 bin belediye şirketi işçisi için bu fondan yararlanmak amaçlı başvuru yapabilecekler.

Bu koşullarda üretimini arttıran birçok firma, çalışanları yoğun şekilde çalıştırmasına rağmen işçi giderlerini karşılamak için bu fırsattan yararlanmak isteyecektir. Milyonlarca çalışanı etkileyen koronavirüs salgını, çalışma koşullarının işverenler tarafından istismar edeceği bir süreç yaratacaktır.

İşsizlik fonu, çalışanın sadece %60’lık maaşını karşılayacak. Diğer kalan % 40’lık kısmı ise işverenin insafına bırakılmış durumda. İşveren sadece çalışılan günlerin ücretini verebilir, deniliyor. Bunun nasıl uygulanacağı ise net olarak belirtilmemiş. İŞKUR, bilgilendirme sayfasında işveren tarafından ödenmesi gereken %40’lık oran için hiçbir açıklamaya yer vermemiş. Yani bu konuda işverene bir zorunluluk getirilmemiş. Oysa İŞKUR, bu ödeneğin açıklandığı ilk günlerde kendi resmi internet sitesinde işverenin ödemesi gereken %40’lık pay için isterse  “ödeyebilir” anlamına gelen bir açıklamaya yer vermişti. Şuan o ifadeler tamamen kaldırılmış durumda ve bundan hiç bahsedilmiyor.

Bu durumda işçinin belirli aralıklarla çalışıyor olsa bile işverenden alması gereken maaşının %40’lık kısmını işverenin dayatması durumunda alabilmesi zor gibi görünüyor. İşverenlerin büyük kısmının, “zaten işe gelmiyorsun” diyerek çalışanların bu savunmasız halini istismar edeceğini hepimiz biliyoruz. Bu süre içinde işverenin işçiyi işten çıkartmasını engelleyecek bir hüküm de bulunmuyor. İşverenlere bu kaynaktan yararlanma hakkı tanınmış fakat işçinin işten çıkartılmasıyla ilgili bir yasak koyulmamış.

Kısa çalışma ödeneğinin firmaları korumaya dönük olduğunu açık şekilde görebiliyoruz. Virüs salgını karşısında işletmeleri koruyan bu uygulamanın faturasının daha sonraki günlerde işçiye kesilip kesilmeyeceğini ise bilmiyoruz. Emekçiler ve halk yararına oluşturulan birçok fonun bir süre sonra nasıl içinin boşaltıldığını biliyoruz. 

İşçilere verilecek yüzde 60’lık dilimin daha sonra işçilerin işten atılması durumunda aldıkları işsizlik maaşından kesilme olasılığının ucu açık bırakılmış. Üç ay boyunca verilebilecek bu ücretin daha sonra çalışanın işsiz kalması durumunda onun alacağı işsizlik maaşından kesilip kesilmeyeceği konusunda net bir açıklama yapılmamış. Örneğin bir işçi işten çıkartıldığında 10 ay boyunca işsizlik maaşı alacaksa kısa çalışma fonundan 3 ay yararlandığı gerekçesiyle bu ücreti sadece 7 ay boyunca alabilmesinin önünde kesin bir engel koyulmamış. Bakanlık bu konuda, “mahsup edilip edilmeyeceğini belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir” diyor.

Çalışanlar bu fondan yararlandıkları süre boyunca sadece sağlık haklarında faydalanabilecekler. Fon üzerinden SGK’ya sadece Genel Sağlık Sigortası pirimi yatırılacak. emekçilerin kıdemine ve emekli maaşına etki edecek olan asıl sigorta primleri ise ödenmeyecek. Ödenmeyen bu primler çalışanların emekliliğine ve kıdemine olumsuz şekilde etki edecek.

Hayatın en çok acı çekenleri maalesef her zaman emekçiler oluyorlar. Koronavirüs salgını nedeniyle çeşitli yayınlarda emekçilerin fedakarca çalışmalarına sürekli vurgular yapılıyor. Onlar için ezanlar okunuyor ve çeşitli büyük banka ve firmaların reklamlarına duygusal malzeme yapılıyorlar. 

Şuan milyonlarca çalışan çok acımasız koşullarda ve büyük riskler altında çalışmaya devam ediyor. Yine milyonlarca insan şuan belirsizlik içinde işsizlikle karşı karşıyalar. 18-20 yaş aralığındaki emekçi gençler ekonomik olarak desteklenmedikleri için onlara dönük çıkartılan sokağa çıkma yasağı umursanmadan kaldırılabiliyor. Çalışmaya devam etsinler diye mevsimlik içiler için seyahat engeli onlara özel şekilde düzenlenebiliyor. Birçok iş yerinde patronların ortaçağ zorbalığını aratmayan bir canilikte işçilere çalışmaya devam etmeleri için müdahale ettiklerini biliyoruz. Bunları çeşitli haberlerde sürekli okuyor ve görüyoruz. Emekçiler çok değerliler çünkü emek karşısındaki bütün güçler daha fazla zenginleşsin diye onların üzerinde acımasızca ve zorbaca yükselmeye ihtiyaçları var. 

Ülkemiz gelirinin büyük çoğunluğuna sahip küçük azınlıkların, korunaklı şekilde geçirdikleri şu kötü günleri, emekçi insanlar çocukları ve aileleri ile birlikte büyük gerilimlerle ve bunalımlarla iç içe geçiriyorlar. Kaç milyon insanın bu kötü günlerin ardından işsiz kalacağını bilmiyoruz. Geride milyonlarca insan için büyük bir yıkım kalacak, bunu biliyoruz.

Dayanışmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerde fiziksel mesafenin gerekliliği dahi egemenlerin dünyasından sosyal mesafe olarak adlandırılıyor. Oysa sosyal yakınlığa, dayanışmaya ve birliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz. Ezilenlerin yüreklerinin birlikte atabilmesi gerekiyor. Emekçi insanlar olarak bu acımasız koşulları daha güçlü şekilde sorgulamaya ihtiyacımız var. Milyonlarca insan, zenginlik sahibi azınlıklarla aynı topraklarda yaşıyor olmasına rağmen neden hep açlık ve sefaletle yüz yüze kalmak zorundalar?  Hayata başka türlü bakan mücadeleci ve dayanışmacı insan ilişkilerine en çok böyle günlerde için ihtiyaç var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.