Kovid-19 ve İsveç’in Makyajsız Hali

0
1367

Hamza Yalçın

İsveç’te tatil sezonu bitti ve insanlar işlerine dönüyor, okullar açılıyor. Korona önlemleri dünya çapında hafifletildiği için virüsün yayılması endişeleri artıyor. Özellikle kolektif trafikte insanların sosyal mesafeyi koruyamamasından çekiniliyor. 

Kuzey ülkelerinden Danimarka hafta sonunda kolektif trafikte maske takılması uygulamasını başlattı. Finlandiya bu uygulamayı geçen hafta başlatmıştı. Norveç ise Oslo Belediyesi içinde ve Oslo’nun giriş ve çıkışlarında maske kullanmasını tavsiye etti. İsveç maskeye uzak tavrını bu kez de sürdürdü. İsveç Halk Sağlığı Kurulu (FHM) maske yerine sosyal mesafenin korunmasını, mümkün olduğu kadar evden çalışılmasını ve kolektif trafikten kaçınılmasını tavsiye etmeyi sürdürüyor: Maske konusunda tavır değişikliğine ise sadece çok özel durumlarda başvurulmasını tavsiye etti. Basında ve çeşitli çevrelerde maske konusunda bazı aykırı sesler olsa da partilerden şu ana kadar sadece İsveç Demokratları (Sverigedemokrater) adlı ırkçı parti kolektif trafik gibi alanlarda maske önerdi. Hükümetin yanıtı ise, “Bu iş politik bir mesele değildir, ülkemizin kurumları yetkindir, biz onların tavsiyesine göre karar veririz” oldu. 

Kuzey ülkelerinde koronadan ölenlerin sayısı İsveç aleyhine büyük fark gösteriyor. [1] Sayı sadece İsveç’in nüfusunun Kuzey ülkeleri içindeki en fazla ülke olmasından gelmiyor. İsveç, nüfus başına ölen sayısında da çok ileride. Milyonda kişi bakımından İsveç 574, Danimarka 107, Finlandiya 60, Norveç 48, İzlanda ise 29 kişi. İsveç oran bakımından Belçika, İngiltere ve İspanya’dan daha iyi durumda olsa bile ABD’den ve Brezilya’dan dahi ileride olduğu için en kötü ülkelerden biri görünüyor. Türkiye’deki oran milyonda 71 kişi görülüyor. Bu nedenle Norveç, Danimarka ve Finlandiya başta olmak üzere Yunanistan bile İsveç’ten gelenlere tedbir uyguladı. Uygulama İsveçlilerin ulusal gururunu incitti. 

Pandemi vesilesiyle Kuzey ülkeleri hakkında bazı yeni şeyler öğrendik. Mesela Danimarka ile Norveç birbirlerine coğrafi olarak İsveç kadar yakın olmadıkları halde iki ülkenin korona politikalarında ve başka bazı bakımlardan daha yakın olduklarını gördük. İsveç iki ülke ile NATO konusunda da ayrı düşmüştü. Norveç’in AB’ye girmemesi ise ekonomik sebeple yani fazlaca zengin olması sebebiyle oldu. İsveç’te yaşadığımız için Kuzey ülkeleri içinde en çok İsveç’i takip ettik. 

Bu süreçte İsveç kurumlarının nasıl istikrarlı ve kurumsal politikalar yürüttüklerini gördük. Korona ülkede çok dikkat çekici bir hızla yayıldığı ve ölümler arttığı halde İsveç Halk Sağlığı Kurulu (FHM) ve hükümeti, çizgisini kararlıca sürdürdü. Hükümet işyerlerini tatil etmedi. Sokağa çıkma yasağı uygulamadı. Tren, otobüs, metro, tramvay gibi kolektif trafik araçları durdurulmadı. Halk Sağlığı Kurulu (FHM), “Sosyal mesafeyi koruyun, ellerinizi sık sık yakayın, mecbur olmadıkça seyahat etmeyin, mümkün olduğu kadar evden çalışın, işe gitmek zorunda olanlar en küçük bir korona belirtisi oluşması halinde evde kalsın ve bekleyip hasta olup olmadıklarını öğrensinler” gibi tavsiyelerle yetindi. Bir süre sonra liseler ve üniversitelerde uzaktan eğitim gündeme gelse bile anaokulu ve ilköğretim sürekli açık tutuldu.

İsveç’in korona önlemleri arasında yasaklar da vardı. Mesela tanıdığım pizzacılar, dükkanlarında oturanlara yemek servisi yapmıyordu. Resmî kurumlar, eczaneler, tekel bayileri vb. sosyal mesafeyi korumak için belli sayıyı aşkın insanı dışarıda bekletiyorlardı. Ancak büyük mağazalar ile alışveriş merkezleri, görece rahattı.  

Kültür ve spor etkinlikleri ise sıkı sınırlamalar yaşadılar. Seyircisiz etkinlikler gündeme geldi.

En önemli kısıtlamalar ise politik gösterilere yönelik oldu. Hükümetteki Sosyal Demokratlar topluma örnek olmak için 1 Mayıs’ta dijital kutlama yaptılar. Onları, Sol Parti ve sosyalistler izledi. 1 Mayıs günü Halmstad şehrinde Büyük Meydan’a gittiğimizde meydan bomboştu. Biz ise toplum tarafından kınanmayı göze alarak kutlama adına birkaç kişi gidip pankartımızı asarak bekledik. 

Yetkilileri adeta askeri disiplinle izleyen halkın, politik gösterilere getirilen korona yasaklamalarını pek sorgulamamış olmaları dikkat çekiciydi. 

Amerika’da siyahi George Floyd’un öldürülmesi üzerine İsveç’in üç büyük şehrinde protesto gösterileri gerçekleşince biz de yaşadığımız Halmstad’da gösteri izni için başvurduk. Başta ABD olmak üzere dünyanın çeşitli merkezlerinde gelişen gösteriler yapısal ırkçılığı sorguluyordu. Başvurumuz polisle yoğun görüşmelerden sonra reddedildi. Gösteriyi 50 kişilik katılımla sınırlandırmayı ve korona önlemlerini gözetmeyi taahhüt etmemiz yeterli bulunmadı. Polisin kararını temyiz etmek amacıyla mahkemeye, Förvaltningsrätten’e, başvurduk. Mahkeme de başvurumuzu reddetti. İtirazımızı üst mahkeme olan Kammarrätten de reddedince son merci olan Yüksek İdare Mahkemesi’ne, Högsta Förvaltningssomstolen’e başvurduk ve bekliyoruz. Miting başvurumuzda ısrar ettiğimiz için ırkçılar evimize tehdit mektubu gönderdi. 

Amacımız kurumlarla inatlaşmak değil korona gerekçesiyle dünyada ihlal edilen ifade ve gösteri özgürlüğüne dikkat çekmekti. Türkiye’de korona gerekçesiyle Grup Yorum’a konser izni vermeyen AKP aynı zamanda Ayasofya’nın müzeden camiye dönüştürülmesi şovuna milyonların katılması için uğraşıyordu. İsveç hükümeti içeride AKP gibi akıl almaz aşırılıklar yapmadı ama burada da garip tutumlara rastlanıldı. Mesela son günlerde binlerce ve hatta yüz bin civarında olduğu bildirilen insanın Beyaz Rusya’da gösteri yapmasını İsveç televizyonları “korona yayılıyor” diye dert etmedikleri gibi sempatiyle ve adeta gururla karşıladılar. İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde’nin Beyaz Rusya halkını hükümete karşı eylemlere çağırmadığı kaldı. Şahsen bende, “Madem Beyaz Rusya’daki muhalefeti çok seviyorsunuz öyleyse niye onları korona riskine karşı uyarmıyorsunuz, sizin canınız can da onlarınki değil mi? Yoksa aslında korona riskinden çekinmiyor musunuz?” sorusu uyandı. 

Ölümler hızla artınca İsveç’in korona önlemlerine karşı itirazlar yükseldi. Halk Sağlığı Kurulu (FHM) ise tutumunu ısrarla korudu. FHM sözcüsü Anders Tegnell aleyhine kampanya başladı. Tegnel tehditler aldığını söyledi. Aynı zamananda Tegnel’i ve dolayısıyla hükümetin korona stratejisini destekleyen bir kampanya da yapıldı. Hükümet hem Halk Sağlığı Kurulu’nu destekliyor hem de, “Biz Halk Sağlığı Kurulu’nun tavsiyelerine göre davranıyoruz” diyerek biraz da asıl sorumluluğu FHM’e yıkıyordu. 

Şimdi en önemli yere geliyoruz: İsveç’te korona nedeniyle artan sayıda ölümler dikkatleri İsveç’in sağlık, eğitim ve sosyal sistemi üzerinde topladı. Halk Sağlığı Kurulu sözcüsü Anders Tegnel ölümlerin korona stratejisinden değil yaşlılar yurtlarının korunamamasından ileri geldiğini çok düşük sesle de olsa ifade etti. Ölümler İsveç’te sağlık sisteminin bozukluğuna, gelir adaletsizliğine ve sınıfsal farklara işaret ediyordu. [2]

Öyle ki Erdoğan bile İsveç’teki sağlık sisteminin sorunlarını istismar ederek politik şov yapacaktı. Odak emekçilerinden Seda Şanlıer “İsveç’te Türk hastalara ayrımcılık yapıyor” iddiasını Tele 1 canlı yayınında yalanlayınca iktidar yanlısı medyada ve sosyal medyada yoğun saldırıya uğradı.

Halbuki Seda Şanlıer programda İsveç’teki bozukluklara da dikkat çekmek istemişti. Orada pek fırsat bulamayınca daha sonra yaptı. [3] Seda Şanlıer, hakkında maksatlı yalan haberler yapan yandaş basın aleyhine dava açtı.

İsveç yetkilileri koronada doğrudan bir etnik ayrımcılık yapmıyordu ama korondan ölenler arasında yabancılar ağırlıktaydı. Yani korona sınıf ayrımı yapıyordu. Çünkü İsveç, Kuzey ülkeleri arasında en kötü sağlık sistemine ve en kötü gelir dağılımına sahipti. [4] Yoğun bakım ünitesi sayısı olağanüstü düşüktü. Sağlık personeli arasında saatlik işçi olarak çalışan ve koruyucu teçhizattan yoksun emekçiler farklı işyerleri arasında mekik dokurken koronaya yakalanıyor ve gittikleri yerlere korona yayıyorlardı. Büyük şehirlerde yabancılar iç içe yaşıyorken sosyal mesafenin korunması çok zordu.  [5]

1980 yılı başlarında dünyanın en eşitlikçi ülkesi olarak bilinen İsveç, 1990 sonrası gelir dağılımında, sağlıkta, eğitimde ve sosyal sistemde hızla gerileyerek bugünkü duruma gelmişti. Sistemdeki bozulmanın iç barışa yansımasından; uyuşturucu kullanımının, ruhsal hastalıkların, çeteleşmenin, ırkçılığın ve sosyal huzursuzlukların artmasından çekiniliyor. Ezilenlerin ayağa kalkmasından bile çekinenler vardı

Şimdilerde İsveç yetkilileri dünyada artan korona dalgası karşısında toplumda bağışıklığın güçlenmiş olmasına dayanarak daha sakin görünüyorlar. Korona ölümleri diye rapor edilen hadiselerin çoğunun aslında koronadan değil koronayla ölüm olduğu raporları yayılıyor. [6]

İsveç hükümeti korona döneminde halkın aç ve açıkta kalmasını önleyecek önlemler almaya önem verdi ve bu sayede iktidardaki Sosyal Demokratların seçmen desteğinin arttığı görüldü. [7] Kısa süre önce ırkçı parti birinci durumdaydı. [8] İşsizlik kasası ve öğrenci kredisi kolaylaştırıldı. Küçük işletmelere, spor ve bir kısım kültür faaliyetlerine destekler verildi. Büyük işletmeler devlet tarafından desteklendi. Bunlar işin olumlu yanıydı. Sorun ise şuradaydı: Seslerini yükseltenler ve güçlüler daha iyi destek aldılar. Alınan önlemler para basıp dağıtarak yerine getirildi. Fakat görülüyor ki büyük zenginler daha zengin olurken fakirler daha çok fakirleşiyor. [9] Korona süreci ve ölümler dolayısıyla toplumsal eşitsizlikler bir miktar tartışılmış olsa bile eğer ezilenlerin örgütlenmesi ve mücadelesi yolunda güçlü çıkışlar yapılamazsa bir zamanlar dünyanın en eşitlikçi ülkelerinden biri olarak gösterilen İsveç’in kötüleşmeye devam edeceği görülüyor.

İsveç’te sağlık sisteminin bozulması ve toplumsal eşitsizliklerin hızla artması tıpkı İtalya, Fransa, Almanya ve pek çok kapitalist ülkede yaşandığı gibi 1990 sonrasına rastlıyor. Yani Berlin Duvarı’nın ve Sovyetler Birliği’nin yıkılması sonrasına. Korona İsveç’in makyajsız yüzünü, durumu ve gidişi gösterdi. Bireysel değil toplumsal düşünmek gerekiyor. Direnmek gerekiyor. İsveç solunun bir parçası olarak biz de direnişe katkıda bulunmaya çalışıyoruz. 


Notlar:

[1] Worldometers, 19.08.2020: https://www.worldometers.info/coronavirus/ 

[2]GT, “Klasskillnaderna som kan fälla Lövfen”, 19.08.2018:  https://www.expressen.se/gt/qs/siffrorna-som-kan-falla-lofven-skrammer-bort-valjare/

[3] Tele 1, “Seda Şanlıer’den açıklama”, 29 Nisan 2020:  https://tele1.com.tr/yandaslarin-isvecten-hasta-getirme-sovunu-bosa-cikaran-seda-sanlierden-aciklama-157622/; Birgün, “İsveç’e Koronavirüs Dersi”, 30. 04.2020:  https://www.birgun.net/haber/isvec-e-koronavirus-dersi-298993;

[4] Aftonbladet, Jan Guillou, “Därför är vi sämst i Norden på att rädda gamla från smittan”, 26.04.2020: https://www.aftonbladet.se/nyheter/kolumnister/a/vQ2WpV/darfor-ar-vi-samst-i-norden-pa-att-radda-gamla-fran-smittan

[5]Måbra, Lovisa Svedlund, “Underliggande sjukdomar vanligare i utsatta områden”, 21 april 2020 :https://www.mabra.com/halsa/underliggande-sjukdomar-vanligare-i-utsatta-omraden-en-mojlig-forklaring/

[6] Läkartidningen, “Covid-19 oftast inte ensam dödsorsak bland äldre”, 17.08.2020:https://lakartidningen.se/aktuellt/nyheter/2020/08/covid-19-oftast-inte-ensam-orsak-vid-dodsfall-bland-aldre/

[7] Novus,  “Väljarbarometer”,  Juni 2020:https://novus.se/valjarbarometer-arkiv/novus-svt-juni-socialdemokraterna-uppatgaende-trend-bryts-moderaterna-starker-sin-oppositionsroll/

[8] Sveriges radio, 19.12.2019:  https://sverigesradio.se/sida/artikel.aspx?artikel=7370958

[9] Proletären, “Börsfest trots coronakris”, 23.07.2020:http://proletaren.se/artikel/borsfest-trots-coronakris

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.