Londra’da Saldırı ve Avrupa’da Panik

1
891

Hamza Yalçın

İngiltere’de bir ay içinde üçüncü dinci terör saldırısı yaşandı. Saldırganlar Londra şehir merkezinde, Thames Nehri üzerinde yer alan, turistlerin yoğun olarak bulundukları, Londra Köprüsü’nü seçtiler. Saldırı köprü üzerindeki yayaları arabayla ezerek başladı. Sonra saldırganlar arabadan inip ellerinde bıçaklarla köprü yakınındaki Borough Pazarı’na daldılar. Orada insanları rastgele bıçaklamaya başladılar. Polis saldırganları ateş ederek öldürdü.

Şimdi İngiltere’de insanların korku halinde evlerine kapandığı söyleniyor. Benzeri saldırılar Fransa Nice, Paris, İsveç Stockholm, Belçika Brüksel gibi çeşitli yerlerde de olmuştu.

Bu saldırılar Avrupa’da can güvenliği kaygısını artırıyor. İsveç’te yaşadığımız Halmstad adlı şehrin göçmen yoğun semtinde (Andersberg) iki hafta önce bir festival olmuştu. En yakın dostum, (ki, eylemlere gelir) festivalde açacağımız çadıra gelemeyeceğini söylemişti. Festivalde bomba patlaması riskini hatırlatarak “Çocukları alıp da oraya götüremem”, demişti.

2016 14 Nisan’ında Fransa Nice’de yaşanan ve aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu yüze yakın kişinin ölümüyle sonuçlanan katliamda Odak taraftarı arkadaşımız bebeğini şans eseri kurtarmıştı.

Tedirginlik öyle büyük ki İtalya’nın Torino şehrindeki meydanda kurulan büyük ekranda dün maç seyreden seyirciler havai fişek patlamalarını IŞİD bombası sanıp birbirini çiğnediler. İzdihamda 6’sı ağır olmak üzere 600’den fazla kişi yaralandı.

IŞİD taraftarları bu korkuya çok seviniyorlardır. Nefret dolular, güç ve etki yaratmak istiyorlar ve “Nasıl korkutuyoruz ama?” diye övünüyorlardır. Hem Batı yanlısı olup hem de onlara ahlak ve medeniyet dersi vermeye kalkanlar onlar karşısında çok tutarsız konumdadırlar çünkü Batılılar IŞİD’den daha az zalim değil. Batı sistemi bu anlayışıyla IŞİD gibi daha yolun başında ve zayıf olsa IŞİD’den daha zalim davranır. Batı uygarlığının sömürgecilik döneminden beri yaptıkları buna kanıttır. Kaldı ki IŞİD saflarına katılan on binlerce insan Batılı ülkelerdeki dıştalanmanın kurbanıdırlar.

IŞİD taraftarları “Korkutuyoruz” diye seviniyorlardır ama onlar emperyalistleri değil sadece halkları, ezilenleri kokutuyorlar. Yoksa emperyalistler gelişmeleri kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için başarıyla yönetiyor.

Müslümanlar adına yapılan canice saldırılar Müslüman kitlelerin dünyada yer edinme çabalarının sonucudur. Onlar ezenlerin mantığıyla davrandıkları için canileşiyorlar. Başka alternatif göremiyorlar. Müslümanların dünyadaki mevcut egemenlik ilişkileri içinde geri kalmış olmaya ve dıştalanmışlığı olan itirazları, alabildiğine aşırılaşan dinci düşmanlık şeklinde ortaya konuyor. Bu yol Avrupa halkıyla Müslüman halkların dayanışmasının önünü tıkıyor. Avrupa’da sayısı gitgide artan ama hala azınlık olan Müslüman nüfus ile çoğunluğu oluşturan Hristiyan nüfus arasındaki önyargılar kuvvetleniyor ve yabancı düşmanlığı gelişiyor. Ezilenler bölünüp parçalanırken Avrupa sermayesinin işi kolaylaşıyor. Alternatif bir dünya için ezilenlerin dayanışması yerine bugünkü sistemi perçinleyen dinci kutuplaşma gelişiyor.

Dünyadaki Müslüman- Hristiyan bölünmesi ezilenlerin birleşmesini engellediği için emperyalistlerin işine geliyor. Hatta emperyalistler bir yandan da Müslüman inançtaki insanları da birbirine kırdırıyor. Onlar bu amaçla hem Sünni-Şii hem Alevi-Sünni kutuplaşmasını körüklüyorlar hem Sünnilerin, Şiilerin ve Alevilerim kendi içlerindeki bölünmeleri bölüyorlar.

Emperyalistler aynı zamanda kendi amaçlarına uygun düşen İslam ve hatta Alevilik yaratmaya çalışıyorlar. Bu konuda bugüne kadar AKP iktidarı ve Gülen tarikatıyla çok büyük bir çalışma yaptılar. Gülen tarikatı onların çıkarlarına çok uygun düşecek bir İslam modelini yaratmış hatta Türkiye C devletini ele geçirmişti. Ama gericiler Suriye’yi düşüremedikleri için Ilımlı İslam modeli Türkiye’de de büyük ölçüde başarısızlığa uğradı. AKP ile Gülen Tarikatı birbirine düştüler. Yoksa Ilımlı İslam modeli Büyük Ortadoğu adı verilen geniş coğrafyada egemenlik sağlamak için kurgulanmıştı.

Bununla birlikte ne AKP kısa zamanda biter ne de Cemaat adı verilen Gülen tarikatı. Emperyalistler İslamla, dinlerle milli gruplaşmalarla oynamayı asla bırakmayacaklardır. Onlar Ortadoğu’da Kürtler, Araplar, Türkler ve Farslar arasında düşmanlıklar gelişsin diye Suriye ve Irak’ta işgal ve savaşlar sürdürüyorlar.

Avrupa devletleri yaşanan patlamalardan memnun olmalıdırlar. Çünkü korku içindeki halk devlete ve sisteme teslim olmaya daha yatkın duruma geliyor. Devlet de halkı korumak adına baskı önlemlerini geliştiriyor.

Batılı burjuva yazarlar bu işim sözcülüğünü yapıyor. Mesela Göteborg Posten adlı gazetenin 4 Haziran tarihli İnternet sitesinde “Avrupa Savaş İçinde” (Sylvebo: Europa är i krig) başlıklı bir yazıda özgürlüklerden taviz vermezsek yenileceğiz, görüşü savunuluyor. Yazar terörizmle mücadelede devlet kontrolünün, denetimin ve gözetimin kuvvetlendirilmesini savunuyor. Bu görüş çok yaygındır.

Hemen her yerde Müslümanlara ve göçmenlere karşı saldırılar artıyor. Avrupa’da sağ ve ırkçılık güçleniyor. Sömürü ve baskıya dayanan Avrupa burjuva diktatörlükleri hemen yer yerde halk tarafından bal ve kaymak gibi algılanıyor. Şimdi Avrupa’da bir yandan örgütlü suçluluğa ve diğer yandan da yabancı düşmanlığına karşı dayanışmayı örgütlemenin zamanıdır.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.