Mehmet Tanlı Yazdı: Sporun Siyaseti Olmamalı; Spor, Siyaset ve İnsan hakları

0
266

Foto: Temsili

Almanya’nın Dortmund şehrinde bulunan Alman Futbol Müzesi’nde Alman Sosyal Demokrat Partisi’ne (SPD) yakın Friedrich-Ebert Vakfı tarafından ”Spielwiese Menschenrechte (Oyun yeri ve İnsan hakları)” adlı bir panel düzenledi.

Panel, Kuzey Ren Vesfalya Eyalet Bürosu’ndan Martin Pfafferott’un konukları selamlamasıyla başladı. Toplantıyı Almanya’nın en büyük haber kanalı ARD’nın haber sunucusu Florian Bauer yönetti.

2009 yılında Alman Spor Gazeteciler Birliği tarafından yılın spor gazetecisi seçilen gazeteci ve yazar Ronny Blaschke, Eyalet Parlamentosu Sosyal Demokrat Parti Fraksiyonu’ndan (SPD) Spor Politikaları Sözcüsü Milletvekili Rainer Bischoff, eski profesyonel futbolcu VFL Bochum’un kalecisi, “In safe hands“ Derneği’nin Başkanı Jonas Ermes, Human Rights Watch (İnsan Hakları Gözetleme Bürosu) Almanya Müdürü Wenzel Michalski ve Almanya’nın sevilen sosyal klüplerinden Hamburg’ta kurulan FC St. Pauli’nin Denetleme Kurulu Başkanı Sandra Schwedler panele konuşmacı olarak katıldılar.

Dünya Kupası, Olimpiyatlar gibi büyük sportif organizasyonlar insanları büyüleyerek stadyumlara ve spor salonlarına çekerken bu organizasyonları yapanlar ülkenin sorunları; geri planda kalan insan haklarını, basın ve toplantı özgürlüğünü, stadyumlarda ve şantiyelerde çalışan göçmen işcilerin durumlarını, işci ölümlerini, çalışma koşullarını, tesislerin yakınınında oturan insanların mahallelerinden göçe zorlanmalarını, o mahallelerde yaşayan eşcinsellerin dışlanması gibi bir çok şeyi  konuşmamaktadırlar.

İnsan Hakları Bildirgesi’ne Uyuluyor mu?

Neredeyse 70 yıl önce imzalanan İnsan Hakları Bildirgesi’ne rağmen bunlara en canlı örnekler; 2018 yazında Rusya’da düzenlenecek Dünya Kupası, Peking’deki Olympiyatlar, Belarus’taki Buz Hokeyi, Bahreyn’deki Formula 1 otomobil yarışlarıdır.

Panelde bu bilgiler ışığında insanın kendisini ön plana çıkarmadan, bu tip büyük sportif organizasyonların düzenlendiği coğrafyalarda Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) nasıl desteklenmesi, Asya’da çok zor şartlarda düşük maaşla sömürülen, forma diken işci kadınların durumu nasıl düzeltilir gibi konular tartışıldı. Yine bu panelde Almanya’daki klüplerin, sporcuların ve taraftarların daha çok sorumluluk alması talep edildi ve sporun siyaset üstü bir alan olması gerektiği önemle vurgulandı.

İspanya’nın ünlü diktatörü Franco’nun üç F’sini bilmeyenler azdır. Madrid’deki meşhur Bernebau Stadyumu yapılmadan önce Franco “bana 100 bin kişilik uyku tulumu yapın.Ben ülkeyi 3F ile yöneteceğim yani. Futbol, fiesta (eğlence) ve fado (din) ile” demiştir.

Siyasetin spora müdahelesini Türkiye’de de darbeci Kenan Evren’in küme düşen Ankaragücü’nü tekrar 1. lige çıkartması, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin İstanbul Başakşehir futbol takımına verdiği açık destek, Diyarbakırspor’un ve AKP’ye yeteri oy vermeyen İzmir takımlarının durumu ve yeni stadyumların öncelikle hangi şehirlere yapıldığına dair örneklerde görebiliriz. Bu nedenle kitleleri müthiş etkileyen, farklı kimlik ve sosyal sınıflardan ve cinsiyetlerden yığınları bir araya getiren, onlara bir aidiyet duygusu veren futbol hiçbir zaman futbol olarak kalmadı. Küreselleşmeyle birlikte büyük paraların döndüğü dev futbol klüplerinden olan Bayern Münih’i, Real Madrid’i ve birçok İtalyan, İngiliz takımını büyük holdingler olarak da görebiliriz.

Bu nedenle FIFA ve UEFA 2022 yılından sonra büyük turnuvaları ülkelere verme şartı olarak insan haklarına saygı, fikir ve basın özgürlüğünü resmen talepler listesine alacak.

Dortmund Futbol Müzesi’nin kültürel etkinliklerden sorumlu personeli Dr. Henry Wahlig Türkiye kökenli futbolseverleri, Futbol Müzesi’nde ağırlamaktan ve görmekten gurur duyacaklarını söyleyerek Türkiyelileri bu müzeyi görmeye, ziyarete etmeye davet etti. (https://blog.fussballmuseum.de/)

Bence sporun sosyolojik ve kültürel yönünü, uyuma sağladığı katkıyı, insanları yakınlaştıran barışçıl yanını unutmadan futbolun futbol olarak kalmasında ısrarcı olmalıyız. Büyük paraların döndüğü sporda özellikle de futbolda, futbolcular sanki hassas bir makine olmuştur. Spor ne kitlelerin afyonu ne de ırkçıların, milliyetçi partilerin arka bahçesi olmalıdır.

Dortmun’daki panel; futbol, politika ve sivil toplum kuruluşlarından uzman konuşmacıların izleyicilerin sorduğu sorulara  verdiği cevaplarla son buldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.