METİN TORAMAN VE ALİ AKTÜRK: YOLUMUZ DEVRİM YOLUNDA DÜŞENLERİN YOLUDUR!

0
535

17 Ocak 1981 yılında devrimci hareketimizin iki yiğit evladını çatışmada kaybettik. Onlar iktidardaki Amerikancı askeri faşist cuntaya karşı direniş geliştirme hazırlıkları içindeydiler. 1980 yılında işbaşına gelen askeri cunta muhalefeti şiddet yoluyla susturmuş, devrimci örgütler dağıtılmış ve ülkeye umutsuzluk hakim olmuştu. “Bana bir zarar gelmesin de ne olursa olsun” tutumu egemen olmuştu.

12 Eylül askeri cuntası Türkiye solunun bir daha gelişememesi için bir dizi önlemeler aldı. Solun önünü iyice kapatmak için geliştirdiği dincilik giderek büyüdü, iktidara geldi ve kendisine yol açan rejimi de ortadan kaldırdı. Bu rejim aynı zamanda “Aman bana bir zarar gelmesin” teslimiyetçiliğinim sonucudur.

Şimdi Türkiye’de üniformasız ve dinci bir diktatörlük işbaşında. Bütün yetkiler tek kişinin elinde. O tek kişi de tıpkı Evren dönemindeki gibi kendi kararlarını, her türlü yasanın ve hatta kendi Anayasasının bile üstünde görüyor. Özgür ve mutlu bir geleceği hakeden on milyonlarca insan geçmişi arar duruma geldi.

Varılan yer, Ali Aktürk ve Metin Toraman arkadaşların mücadelesinin ne kadar anlamlı olduğunu gösterdi. Faşizmin kendiliğinden gitmesini bekleme tutumuna düşülmeseydi böyle olmayacaktı.

Türkiye faşizme teslim olmayacak, özgürlük ve adalet uğruna verilen mücadeleler mutlaka kazanacaktır. Baskı ve adaletsizliklere karşı özgürlük mücadelesinde hayatlarını kaybetmiş devrimcilerin azim, cesaret ve sevgileriyle mücadeleyi sürdürme görevi bizim üzerimizde.

Ali Aktürk ve Metin Toraman arkadaşlar nezdinde özgürlük mücadelesinde hayatlarını kaybetmiş olan, bu mücadeleye canla başla devam eden bütün devrimcileri saygıyla selamlıyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.