Milliyetçiliğe ve Mezhepçiliğe Karşı Kardeşlik, Gerici İç Savaşa Karşı Devrimci Direniş

0
26

12764682_850120511780529_2851871907386771665_oBaşkanlık rejimi kurmak için Kürt Ulusal Hareketine savaş açan AKP Diyarbakır Sur, Cizre ve Silopi’yi yakıp yıktıktan sonra yaptıklarının karşılıksız kalmayacağını biliyor olmalıdır. Artık her gün asker ve polis ölüm haberleri geliyor. Ankara’da Devlet Mahallesi adı verilen yerde bomba yüklü aracın patlatılması ise savaşın bütün yurda yayılacağına işaret ediyor.

AKP saldırganları Türkiye’nin Suriye’ye girmesini sayıklayıp dururken Türkiye Suriyeleşiyor. Böyle devam ederse intihar eylemleri Irak, Suriye ve Afganistan’da olduğu gibi Türkiye’de de gündelik olaylar halini almaya başlar.

Bunun baş sorumlusu Erdoğan ve AKP’dir. Erdoğan kendi iktidarı ve saplantıları uğruna bölgeyi ateşe attıktan sonra Türkiye’de etnik bir iç savaş süreci başlattı. Bu savaş geliştikçe sadece Türk Kürt savaşı olmakla kalmaz Alevileri ve giderek bütün toplum gruplarını içine çeker. Bugünkü uluslararası ortamda Kürtler bu savaşı rahatlıkla yürütürler.

Erdoğan elinde tuttuğu baskı teşkilatı yoluyla bütün muhalefeti bitirdi. Önce ulusalcıları bitirdiler. Ulusalcıları bitirirken Cemaat ile el eleydiler. ABD ve AB arkalarındaydı. Genelkurmay yanlarındaydı, polis yanlarındaydı, Baykal ve Bahçeli de yanlarındaydı. Ulusalcılarla birlikte CHP ve MHP de bitirilmişti. Erdoğan ardından Cemaat ile kapıştı. Onu da saf dışı etti. AKP içindeki muhalifleri de yere serdi. Türkiye soluna nefes aldırılmadı. Kala kala PKK kaldı.

PKK’ya ne Türkiye’de ne Irak’ta ne Suriye’de ne de Avrupa’da diş geçiremiyorlar ve bunu yapamazlar. Çünkü PKK çok geniş bir alanda örgütlenmiş ve Kürt ulusunun hücrelerine kadar yerleşmiş çok yaygın ve dinamik bir ulusal harekettir. Artık ne ABD ne de AB Kürt ulusal hareketine karşı Türkiye oligarşisinin arkasındadır. Rusya’yı da zaten Erdoğan’ın kendisi karşısına aldı.

Eylemin Erdoğan tarafından önceden haber alınmış olması ihtimaline dikkat çekenler oldu. Arınç ve Demirtaş bu yönde açıklamalarda bulundular. Erdoğan, eylemin toplumda yaratacağı üzüntüyü ve tepkiyi kullanarak Türkleri ve dünya kamuoyunu kendi tarafına çekmek için eylemi önleyici tedbir almamış olabilir. Daha eylemde yaşamını yitiren sivil personelin tam tesbiti yapılmadan eylemcinin kimliğinin açıklanmış olmasını Batılı emperyalistler bile kuşkuyla karşıladı.

Kürt ulusalcıları adına yapılan açıklamada eylemin Cizre ve Sur’da ve diğer bölgelerde Kürt savaşçılara karşı yapılan ve sivillerin de canına kıyan saldırılara bir misilleme olduğu belirtiliyor. Eylemi gerçekten onlar yaptıysa Kürt ulusalcılarının tepkisini anlamak zor değildir. Devletin Kürt sivilleri katletmesine, kameralar önünde Kürt savaşçıların cesetlerinin tekmelenmesine sessiz kalmakla yetinmeyip bir de “Oh olsun, hakediyorlar!” diyen zihniyete tepkidir bu. Bu zihniyetin karşısında sıradan insanların önyargılarıyla mücadele ederek ve faşizme karşı birleşerek bir barikat kurmamız gerekiyor.

Yaşanan savaş ulusal bir savaştır ve tarafların birbirini asker-sivil demeksizin hedef aldığı bir savaşa dönüşmesi riski taşımaktadır.

Barış’ın sağlanması için Erdoğan iktidarı direnişle alaşağı edilmeli, Suriye’ye mezhepçi ve ırkçı saldırılara son verilmelidir. Halkın dinci ve bir ırkçı duygu ve düşüncelerle doldurulmasıyla el ele gelişen bu saldırılar yurt çapında bir iç savaşa doğru gelişiyor. Bu nedenle barışın sağlanması için büyük bir devrimci direnişi göze almak gerekiyor.

Yaşasın Ezilenlerin ve Direnenlerin Kardeşliği!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here