Mustafa Suphiler ve Ömerler Birliğe ve Mücadeleye Çağırıyor

0
684

28/29 Ocak gecesi, devrimci hareketimizin en eski liderleri Mustafa Suphilerin ve arkadaşlarımız Ömerlerin katledilmesinin yıldönümüdür. Mustafa Suphiler 1920 yılında Azerbaycan Bakü’de ülkemizin devrimci güçlerini birleştiren Türkiye Komünist Partisi’nin kurulduğunu ilan ettiler. Hemen sonra da emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı’na aktif olarak katılmak için Anadolu’ya geçtiler. Ancak burjuvazi tarafından pusuya düşürüldü ve Karadeniz’de öldürüldüler. 

Ömerler (bir tesadüf eseri isimlerinin baş harfi Ömer’in adını oluşturuyor: Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan ve Ramazan Yukarıgöz)  12 Eylül 1980 darbesine karşı direniş hazırlıkları çerçevesinde planlamış oldukları bir eylemde, 17 Ocak 1981 yılında iki arkadaşlarını (Metin Toraman ve Ali Aktürk) kaybettiler. Kendileri sağ olarak yakalandılar. Hızlı bir yargılamanın ardından idama mahkum edildiler. Hüküm, 28 Ocak’ı 29’a bağlayan gece infaz edildi. Ömerler idam hükmünün ardından hapislikleri döneminde ve darağacına giderken yazdıkları mesajlarda güçlü direniş azmini dile getirdiler. Darağacına çıktıklarında devrimci sloganlar attılar. 

Eğer Mustafa Suphilerin Kurtuluş Savaşı’nı sosyalist devrime dönüştürme hayali gerçekleşseydi, sadece Türkiye’nin değil dünyanın kaderi değişirdi. Çünkü o zaman Devrimci Rusya, tecridi büyük ölçüde kırardı. Rusya’daki sosyalist devrimin uğradığı bürokratik bozulmanın en önemli sebeplerinden birisi Sovyetler Birliği’nin emperyalistler tarafından kuşatılmış olmasıydı. Eğer Kurtuluş Savaşı bir sosyalist devrime dönüştürülseydi Türkiye yeniden emperyalizmin egemenliğine girmezdi. 

Eğer Ömerlerin cuntaya karşı direniş geliştirme ideali hayata geçmiş olsaydı, ne Türkiye’de AKP iktidarı ne Ortadoğu’da IŞİD düşünülebilirdi. Bu gerçeğin çok iyi bilinmesi gerekir. Ortadoğu’daki büyük gericiliğin yolunu esas olarak Türkiye’nin direniş güçlerinin 12 Eylül’de ezilmesi ve ardından da gericiliğin liberalizm, dincilik ve şovenizm ile tahkim edilmesi açtı. Örgütleri zorla dağıtılan ve ezilen kitlelere alabildiğine bireycilik aşılandı. Özellikle ilerici insanları etkilemeyi hedef alan bireycilik, Türkiye insanını örgüte, dayanışmaya ve birliğe yabancılaştırdı. Liberal sol yazarlar bu anlamda Türkiye’ye büyük kötülük ettiler. Sosyalizm saf dışı kalınca emekçiler dinciliğe ve milliyetçiliğe yöneldiler. İktidar şoven milliyetçiliği dincilikle birleştirdi ve onu kolektif kurtuluş arayanlara adres gösterdi. Bireycilik alternatif örgütlenmeyi ve mücadeleyi engellerken adım adım buraya geldik. 

Tarih direnenlerin ne kadar çok haklı olduğunu gösterdi. Keşke daha iyisi, daha doğrusu yapılsaydı! Keşke Ömerler gibi seçkin devrimciler mücadeleye devam edecek imkan bulsalardı. Ancak o dönemde böyle şeyler düşünecek durumda değildik. İnsanların kaçıştığı o günlerde Türkiye’de direniş için çalışmak, devrimcilerin o zamanki militan varlığı açısından ölümle koyun koyuna yaşamaktı. Tıpkı Denizler, Mahirler ve İbrahimler gibi ölümü göze almak zorunluydu. 

Hareketimiz daha sonraki dönemlerde bu değerlendirmeye önem verdi. Ölümü göze almayı sürdürdük. 1984 yılına kadar Türkiye’de kaldık. Avrupa’ya çıktıktan iki-üç yıl sonra mücadeleye devam etmek için bir kısmımız gizli yoldan geri döndük. İşkencelerde, gizli çalışmada ve hapislikte ölümü göze alarak direndik. Ama riskleri en aza indirmeye önem verdik. Devrimci hareketimizi kolayca saf dışı edecek eylemlere karşı mesafeli olmaya dikkat ettik. 

Aynı gecenin yıl dönümünde katledilen Mustafa Suphiler devrimci hareketimizin bütünlüğünü sembolize ediyor. Ömerler ise o bütünün küçük ve militan bir parçasını sembolize etmektedirler. Bu parça-bütün diyalektik ilişkisi dikkatle akılda tutulmalıdır ve asla gözardı edilmemelidir. Bugün Türkiye solunun bütün grupları 1920 yılında kurulan aynı örgüte, TKP’ye dayanır; o geleneğin birer parçası, o ağacın birer dalıdırlar. İlerleyen süreçte TKP, Şefik Hüsnü ve yoldaşları tarafından devam ettirildi. Devrimci hareketimiz daha sonradan bölündü. Bölünmeler özellikle 1970’li yıllar sonrasında arttı. Denizler, Mahirler ve İbrahimler dönemindeki bölünme, dayanışmacı yanını koruyordu. 1970’li yıllarda genişleyen sol hareket zamanın iç savaş ortamında kendisine yabancı olan eylem biçimlerine müracaat etmeye başladı. Sol içi ilişkilerde rekabet dayanışmanın yerini aldı. Devrimciler birbirini engel görmeye başladılar. Örgüt içi ilişkilerde kötü şeyler yaşandı. Devrimcilik adına yapılan hatalar sola açık milyonlarca ilerici insanda örgüt düşmanlığını güçlendirmeye hizmet etti. Ahmet Altanlar, Murat Belgeler vb. bu hataları alabildiğine istismar etti ve örgütlülük bilinci ağır darbe aldı. Örgüt gereksiz hatta aptallık gibi görülmeye başladı. AKP işte askeri rejim, diğer faşist güçler ve liberaller eliyle kendisine hazırlanan bu yoldan elini kolunu sallaya sallaya iktidara geldi. 

Türkiye AKP’ye karşı etkili bir direniş gösteremedi. Ömer Yazgan’ın darağacında son görevini yapmadan 10 dakika önce yazdığı mektupta etkili bir direniş örgütü kurulamamış olmanın üzüntüsünü dile getirirken ne kadar haklı olduğu bugün daha iyi anlaşılıyor. 

Şimdi en acil ve en büyük görev solda birliğe hizmet edecek olan bir mücadele örgütü kurmaktır. Farklı örgütlerden devrimciler olarak bu bilinçle donanmalıyız. Farklı örgütler farklı çıkar grupları, farklı şirketler değildir. Aramızda uzlaşmaz çelişkiler yok. Hepimiz aynı ağacın dallarıyız. Sınıfsız, sömürüsüz, özgür bir dünya için kapitalizme, sömürüye karşı mücadele ediyoruz. Farklılıklarımızı engel değil olanak haline getirmek bizim elimizdedir. Bu zorlu görev biz Türkiye solunu bekliyor.

Direniş odakları dağıtıldığı için bu durumdayız. Örgütsüzlük yüzünden bu durumdayız. Mustafa Suphilerin soyundan gelen devrimciler olarak örgütlenmek ve iktidara karşı direnebilecek bütün güçlerle el ele vermek zorundayız. Bu düşüncelerle Mustafa Suphilerin, Ömerlerin nezdinde yaşamını sömürü ve zulme karşı mücadeleye adamış bütün devrimci ve ilerici insanları saygıyla anıyoruz.

Odak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.