NİTELİKLİ ve KİTLESEL 1 MAYIS İÇİN

0
24

Ümit Güler-

Önümüzdeki süreç, bizim lehimize gelişmeli. Bunun için coşku ve heyecanla çalışmalıyız. 1 Mayıs çalışmasına kitlesel çıkmak için asla eski ilişkilere takılmayalım. Eski ilişkilere takılmak içe kapanıklığın bir biçimidir. Çalışmamız “dışa dönük” olmalıdır. Yüzümüz yeni ilişkilere dönük olmalıdır. Gücümüzü ve heyecanımızı sönmüş ilişkilerde asla tüketmeyelim. Başta gençlik olmak üzere hep yeni ve dinamik ilişkiler arayalım. 1 Mayıs ortamından yararlanarak çevremizdeki iliş- kilerden ve yaratacağımız olanaklardan hareketle tanımadığımız ya da çok az tanıdığımız insan- larla süratle ilişkiler kurmayı ve geliştirmeyi öğrenelim. Bunu öğrenmemiz gerekir. Gelişmemizin yolu budur. Yeni ilişkilere ulaşmak ve onlarla süratle kaynaşarak daha yeni ilişkilere açılmak…

 

1 Mayısa yaklaşırken Türkiye ve dünyadaki gelişmelere baktığımızda solun gelişebileceği ve bu süreci lehine çevirebileceği büyük olanaklar görüyoruz. Ülkemizde hak gaspları yoğun durumda. İşçiler, öğrenciler, emekçiler, kadınlar şiddetli saldırılara maruz kalıyor. Bunlara karşılık ülkenin hemen hemen her yerinden grev ve direniş sesleri yük- seliyor. Öğrenci gençlik üniversitelerde ciddi tepkiler gösteriyor. Mahallelerde kentsel dönüşüm adı altında uygulanmaya çalışılan rant ve bireyi toplumdan soyutlama projesine karşı mahalleli dire- niyor. Kadınlar, ataerkil baskılara karşı tepki gösteriyor. Fakat tüm bunlar, ne yazık ki örgütlü bir gücün önderliğinden yoksun olduğundan, sadece lokal düzeyde kalıyor ve gündemde gereği kadar yer tutamıyor. Halkın, henüz sokaklara, meydanlara çıkmadıysa da, AKP’ye ve ABD emperyalizmine karşı ciddi bir öfkesi var. Bu mevcut durumdan süreci analiz edip daha evvelki yazılarımızda solun gelişebileceği bir dönemde olduğumuzu çok kez yazmıştık.

“Baskılar direnişlere gebedir.”

Evet, şimdi rüzgarın soldan yana estiği günlerde olmamıza karşın; hala güçlü ve etkili bir solun olmadığı da aşikar. Ne yazık ki, süreç her haliyle lehimize de olsa; süreci başarıya evirebilecek bir hareketin olmaması tüm bu olanaklılığı boşa çıkarır. Var olan durumumuz da ne yazık ki bu şekilde. Ne Hareketimiz ne de dışımızdaki sol güçler, henüz böyle bir pratiğe sahip değil. Kübalı ünlü devrimci Jose Marti “Bir şeyi söylemenin en iyi yolu onu yapmaktır.” diyor. Marti bizim topraklarımızdan çok uzakta yaşamış olan bir insan. Ama bu ünlü sözü kendi coğrafyamıza da uyuyor. Yazıp çizilen onlarca sayfa, pratikte gerçekleşmedikten sonra ne yazık ki “iyi niyet” dışında bir anlam ifade edemez. Yazılarımızda vurguladığımız solun gelişim olanağı; tekrar tekrar ifade ettiğimiz gibi ancak yenilenmiş, üreten ve hatalarından arınmış bir devrimci hareket ile mümkündür. Ortaya koyduğumuz ve geliştirmeye çalıştığımız Eğitim ve Dayanışma Hareketi işte tam bu amaca hizmet ediyor. Kendisinden başlayıp, diğer sol güçlerle birlikte dönüşebilen ve geliştikçe de solda birliği zorlayan; nitelikli ve doğru metotlar ile toplumda kalıcı alternatif ilişkiler edinebilen bir harekettir ifade etmeye çalıştığımız.

İşte biz, Jose Marti’nin öğüdünü her daim zihnimizde canlı tutup, söylediğimiz tüm bu hedeflere ulaşmaya çalışacağız.

1 Mayıs’ın bu temelde önemi böylece daha da öne çıkmaktadır. Solun Türkiye’de bir güç olamadığı gerçeği bir yana, Hareketimizin de sol içinde örgütlülük ve eylem bakımından güçsüz olduğunu görmemek imkansız. Fakat burada Hareketimizin temel aldığı mesele; sol içerisinde kimin daha kitlesel, kimin daha az kitlesel olup olmadığı değil, toplumda ve gündemde ne gibi olumlu gelişmeler yaratıp yaratamadığıdır. Bizim için önemli olan, bizi ilgilendiren husus, kaba tabirle “kelle sayısı” yarışı değil; gerçekten muhalefet yaratabilecek bir güç olup olmadığımız, yani niteliğimizdir. Aksi halde 1 Mayıslarda binlerle ya da on binlerle yürüyen bir siyasi çevre, kendisini devrime en yakın hareket olarak niteleyebilir. Yaşamın gerçekliğinde ise, 80 milyon nüfuslu bir ülkede istikrarlı hale dahi gelmemiş, yani seni zor koşullarda sahiplenemeyen binlerin, salt niceliğin hiçbir anlam ifade etmeyeceği kendisini gösterecektir. O binler veya on binlerle birlikte ne yarattığın ise çok daha önemli olanıdır: O kitleyle geliştirmekte olduğun ilişkiler düzene alternatif bir nitelik taşıyor mu, bu hepsinden önemlidir. Bu yüzden önümüzdeki süreç ve 1 Mayıs dahil, kendimizi görmeli, gerçekliğimiz ile yüzleşebilmeli ve nitelikli bir devrimci örgütün yaratılması üzerine daha fazla çaba sarf etmeliyiz.

Bu yılki 1 Mayıs’ı geçen yıllardaki eksikliklerimizi görerek ve daha dinamik-coşkulu halde örgütleyebiliriz. Son birkaç yıldır, çalışmalarımızın çoğu yerde tasfiye edildiği ve tıkandığı; yılgınlığın bu süreçte kendini gösterdiği ve bu ortamda da dinamizmden yoksun, mücadele azmi yerlerde olan insanların yıkıcılıklarının başarılı olduğu bir durumdaydık. Haliyle daraldıkça moral bozukluğu yaratılıyor, moral bozukluğu da iyiden iyiye daralmamıza yol açıyordu. İşte böyle bir kısır döngü söz konusu idi. Bu koşullarda herhalde çoğu siyasi çevre çok daha kötü durumlara gelebilirdi. Örnekleri de mevcuttur. Bereket, Hareketin önderlik anlayışı ve Direnişçi özellikleri korunabildi. Bu da böylece sürecin tersine çevrilme- sine ve olanaksızlık içerisinde olanaklar yaratarak çalışmaları yavaş yavaş toparlamaya ortam sağladı. Son dönemlerde eğitim çalışmalarımızı bir düzene oturtabiliyoruz. Dergi satışlarımız artıyor. İlişki çevremiz genişliyor. Çalışmalarımıza ilgi de artıyor. Bu gelişmeler, çalışmalarımızı disiplinli bir şekilde devam ettirebilir isek; çok daha iyi yerlere gidecek gözüküyor. Solda birlikte hareket edebilme, hatta birliğe dönük temaslarımız mevcut.

Tüm bu olanaklar, var olan gücümüz ve dinamiğimizle güçlü bir 1 Mayıs örgütleyebilmeyi de olanaklı kılıyor.

1 Mayısı nasıl örgütleyeceğiz?

Bilindiği gibi 1 Mayıs, işçilerin, emekçilerin, gençliğin, kadınların taleplerini ortak ve en güçlü şekilde ortaya koyduğu bir mücadele günüdür. 1 Mayıs işçilerin, emekçilerin direniş günüdür. İşte bu güne olan hazırlık, bu sebeple çok önemlidir.

1 Mayıs’ta coşkulu ve kitlesel bir gösteri örgütleyebilmek geleceğimizi açısından çok önemli bir yer teşkil ediyor. Burada bizim istediğimiz; bu örgütlenmeyi en geniş şekli ile gerçekleştirmektir. Tüm ilişkilerimiz, tüm olanaklarımız; 1 Mayıs’ı en iyi şekilde örgütlemek için çalışmalı, çalışmalara aktarılmalıdır. Her arkadaş, en geniş çevresi ile 1 Mayıs’a gelmelidir. Kendisini bu çalışmaya adamalı ve elinden gelenin en iyisini yapmalıdır. En önemlisi de 1 Mayıs dolayısıyla toplumda oluşan siyasi duyarlılığı yanımıza alarak yeni ilişkilere ulaşabilecek bir çalışma örgütleyebilmektir.

İnsanlarda ciddi bir rahatsızlığın, öfkenin yanında öte yandan da bir dinginlik, çaresizlik hali söz konusu. Sistem insanlara öyle bir ruh hali aşılamış ve onları öyle yıpratmış ki; bir çok insanda yaşama şevki dahi kalmamış. Sosyal medya gibi yerlerde yazılan birkaç yorum, paylaşılan yazı- video ile insanların gazı alınıyor. Bu teknolojiyi kullanmamak anlamına gelmez ama teknolojinin insanları esir almasına da izin vermemek gerekir. Birey sistem tarafından kendini yalnız ve toplumdan soyutlanmış hissettiriliyor. Bu durum da bireyde aşırı bencillikle sonuçlanıyor. Toplumsal duyarlılık bir yana, aile içi meselelerde dahi birey bencilleşebiliyor, dayanışmadan uzak durabiliyor.

Fakat süreç öyle bir süreç ki sadece kendisini düşünen bir insan bile direnmek zorunda. Çocuklarını düşünen anne-baba onlar için direnmek zorunda. Sadece ailesini düşünen biri bile direnmek zorundadır. Dolayısıyla bencillik bile sonuçta bir biçimde direnişe ve dayanışmaya açıktır. Bencil insanlar da dayanışmanın zorunluluğu gerçeğiyle sık sık karşılaşacaktır. Bunu görmek için çevremizde bulunan insanlardaki değişmelere, bencillik ile dayanışmacılık, korku ile cesaretlenme arasında gel-gitlere bakmamız yeterlidir. Hele ki insanların çevresinde anlamlı dayanışmacı ve direnişçi ilişkiler kurulmuşsa dönüşme olanakları artacaktır. Her insan, kendi içerisinde ciddi bir devrimci direnişçi potansiyel barındırır. Ona dinamik ve kararlı bir grup ile ulaşılıyorsa bu potansiyel daha kolay açığa çıkacaktır. Bu anlamda özellikle kadın ve gençlik ilişkilerine ulaşıldığında insanların değişme ve gelişme olanaklarını görürüz. Önümüzdeki süreç, bizim lehimize gelişmeli. Bunun için coşku ve heyecanla çalışmalıyız. 1 Mayıs çalışmasına kitlesel çıkmak için asla eski ilişkilere takılmayalım.

Eski ilişkilere takılmak içe kapanıklığın bir biçimidir. Çalışmamız “dışa dönük” olmalıdır. Yüzümüz yeni ilişkilere dönük olmalıdır. Gücümüzü ve heyecanımızı sönmüş ilişkilerde asla tüketmeyelim. Başta gençlik olmak üzere hep yeni ve dinamik ilişkiler arayalım. 1 Mayıs ortamından yararlanarak çevremizdeki ilişkilerden ve yaratacağımız olanaklardan hareketle tanımadığımız ya da çok az tanıdığımız insanlarla süratle ilişkiler kurmayı ve geliştirmeyi öğrenelim. Bunu öğrenmemiz gerekir. Gelişmemizin yolu budur. Yeni ilişkilere ulaşmak ve onlarla süratle kaynaşarak daha yeni ilişkilere açılmak. 1 Mayıs dolayısıyla Odak dergisinin satışını bu anlayışla yapalım. Böyle çalıştığımızda alanlara hangi sayıyla çıkmış olursak olalım 1 Mayıs çalışması gerçek hedefine varacaktır.

Şimdi zaman solun ve Hareketimizin gelişme zamanı olacaktır. Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın Hareketimiz! 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here