ODAK DERGİSİ’NE TOPLATMA VE YAYIN DURDURMA CEZASI!

0
131

“Kanun önünde herkes eşittir” ilkesi, Muhalif basının hukuksuz yargılamalara maruz kalmasıyla geçersizliğini sürdürüyor. Odak Dergisi, Haziran 2009 tarihli sayısında yer alan 3-7 ve 29. sayfalarındaki yazılar ile 1 ve 16. sayfalarındaki resimler sebebiyle toplatma ve yayın durdurma cezası aldı.
Yazılardan biri; “Bu adam dağlarda niye ölüyor, öldürüyor?” başlıklı idi. Söz konusu yazı “Örgüt propagandası yapıldığı” gerekçesiyle değerlendirmeye alınmış. Belli ki içeriğine dahi bakılmadan, keyfi uygulama yapılmış.
Oysaki söz konusu başlık, Yazar Yaşar Kemal’in gazetelerde yayınlanan bir konuşmasından alıntı idi. Hükümetin gündeminde olan, Kürt sorununun çözümüne ilişkin, tartışmaları eleştiren yazı; demokrasi ve barışı savunur nitelikteydi.
Bu konuya ilişkin düşünceler burjuva basında da yazılıp-çizilmektedir:
“Kürt sorunu dediğiniz, söz konusu “kanlı yakın geçmiş” ile hesaplaşma gerçekleşmeden ve Türkiye’nin gerçekten bir “hukuk devleti” olduğu kanıtlanmadan çözülemez(…)”
“(…)Devletin “geçmişteki hataları”, Kürt kimliğinin inkârı ve “asimilasyoncu politikalar” gibi siyasi-ideolojik bir arka plâna sahip olmasaydı, Tayyip Erdoğan’ın 2005’te Diyarbakır’daki “özeleştiri” mahiyetindeki sözleri, “sorun”un çözümü yönünde güçlü bir atılımı ifade ederdi. Oysa “geçmişteki hatalar”ın çok ötesine geçen “geçmişteki cürümler” söz konusu.” (Hürriyet, Cengiz Çandar 24.07.2009).
Yukarıdaki ifadeden “Devlet tarafından Kürt halkına karşı inkârcı, asimilasyoncu politikalar yürütüldü ve cürümler işlendi” dendiğini anlıyoruz ama diyen biz olmadığımız ve gazete sol basın olmadığı için, Hürriyet gazetesi olduğu için, yazar da Cengiz Çandar olduğu için toplatma yok. Biz; Yaşar Kemal’in burjuva basından aldığımız cümlesini aktardık diye toplatılıyoruz.
Hukuki olarak haber alma ve yayma hakkına sahip olduğumuzu düşünüyorsak hata mı ediyoruz? Anayasanın 26. Maddesi;

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir

diyor. Buna rağmen, Deniz Gezmişlerin anma haberi ile Orhan Yılmazkaya tören haberi de toplatma ve dergi kapatmaya gerekçe olarak gösterilmiştir. Günümüzde Deniz Gezmişler; eşitliğin, özgürlüğün, insan sevgisinin, yurt sevgisinin ve “halk için” gerçek demokrasinin savunucuları olarak sembol haline gelmişlerdir. Burjuva televizyonlarında filmlere ve dizilere konu olmuşlardır.
Orhan Yılmazkaya’ya cenaze töreni haberinde de toplatmaya gerekçe oluşturacak bir yan göremedik. Kendimizi burjuva basının ardından saf tutup Yılmazkaya’ya “terörist” ve “katil” sıfatları kullanmak mecburiyetinde görmüyoruz.
Hükümet şimdilerde demokrasi açılımı yapmakta olduğunu iddia ediyor. Peki, kim için demokrasi? Dinciler, sömürücüler ve onların liberal, demokrat ve sosyalist kılıklı yandaşları için mi demokrasi?
Bugüne kadar kapatmalar yüzünden maddi ve manevi kayıplara uğradık. Gene de doğru bildiğimizi yazmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda keyfi bulduğumuz toplatma, kapatma ve para-hapis cezalarına karşı yasal mücadelemizi de sonuna kadar yürüteceğiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here