Zafer Ballıkaya Yazdı: Odak dergisine ve Hamza Yalçın’a komplo

1
39

TEMMUZ 2012

Zafer BALLIKAYA

Bazı çürük insanlar devrimci hareketlerin ve Kürt Ulusal hareketiyle Türkiye solunun arasını açmaya çalışıyor. Bunlardan biri de Direniş Hareketi dava dosyalarıdan birinde adı geçen Hüseyin Kırlangıç’tır. Hüseyin Kırlangıç Kürt Ulusal Hareketi ile Direnişçilerin arasını açmak için komplo düzenledi. 1996 yılında Direniş Hareketi’ne yapılan bir operasyonda ele geçen Hüseyin Kırlangıç mahkemenin deyimiyle polise «samimi itiraflarda» bulunur. İddanameyi hazırlayan savcı Hüseyin Kırlangıç’ın Hamza Yalçın’ın örgütün lideri olduğu ve eylem ve talimatları Hamza Yalçın’dan aldığını samimi olarak itiraf etmiş olduğunu belirtiyor. Hamza Yalçın ile bazı dernek ve dergi kurumlarında tesadüfen karşılaşma dışında hiç bir çalışma ilişkisinde bulunmamış olan Hüseyin Kırlangıç, polise verdiği ifadede « örgütün lideri odur, eylemlerimizi onun talimatları doğrultusunda yapıyoruz», demekle de yetinmeyip başka insanlara da ceza verdirecek şekilde bir örgüt şeması çiziyor ve bilmediği eylemler hakkında da biliyormuş gibi ifadeler veriyor. Verdiği ifadeler Hamza Yalçın ve başkaca arkadaşların ceza almasına delil sayılıyor. Hüseyin Kırlangıç ise her ne hikmetse ( !) « zaman aşınımından » beraat ediyor. « Evet, ben şu şu silahlı eylemleri yaptım » diyor ve kendisi zaman aşınımından beraat ederken « Suçlamaları kabul etmiyoruz » diyenler ceza alıyorlar. Hüseyin Kırlangıç polise verdigi « samimi ifadelerden » sonra da cezaevinde boş durmaz, koğuşta arkadaşlar arasında sürekli çelişki ve sürtüşme yaratır ve diğer devrimci gruplarla Direnişçileri karşı karşıya getirecek sorunlar yaratır. Bunun üzerine Hüseyin Kırlangıç Direnişçilerin koğuşundan atılır. Kendisine kalacak yer araması söylenir. Cezaevi koordinasiyonunda olan tüm gruplar bu konuda bilgilendirilir. Hiç bir sol örgüt onu kabul etmediği için yurtsever arkadaşlara başvurur ve onların yanında kalma olanağı bulur. Hüseyin Kırlangıç orada da provakasyonlarına devam eder.  Ölüm oruçları döneminde yurtseverlerle sol hareketlerin arasını açmaya çalışır. Sözkonu şahsın daha sonra yurtdışına çıkıp Yunanistan’da DHKP davasından yatmış olan insanlara karşı provakasyonlarda yeraldığını ve saldırılarda bulunduğunu biliyoruz. Direnişçilerin koğuşundan atıldığı o zamandan bu yana bu kişiye karsi her hangi bir davranışımız olmadı. Kendisiyle ilgilenmedik. Ancak 9 Eylül 2011 tarihinde bu şahsın bir akrabasına yazdığı mailindeki haince ifadelerinden anladık ki onun ODAK dergisine ve Hamza Yalçın’a karşı şubedeki düşmanlığı azgınlaşarak devam ediyormuş. Mailde Hüseyin Kırlangıç Hamza Yalçın’ın 1996 yılında düşmana teslim olduğu şimdi yurt dışında üç kadınla yaşadığı, Odak dergisinin çok kötü bir kurum olduğunu yazıyordu. Söz konusu ifadeleri akrabalık ilişkileriyle görüştüğü liseli bir gence yazmış. Önce kendisine « Bu ifadeler sana mı ait ? » diye sorduk. Bize cevap vermedi. Bu vatandaşın dergimize ve arkadaşımıza yaptığı hainliği kamuoyuna açıklamadan önce yurtsever çevreyle görüştük. Şahsın kendisini yurtsever çevreye ait göstermekte olduğunu biliyorduk. Onlara 9 Eylül tarihli elektronik yazışmasını verdik. Yurtsever arkadaşlar kendi aralarında görüşüp bize durumu bildireceklerini söylediler. 3-4 gun sonra tekrar yurtsever arkadaşlardan sorumlu biriyle görüştüğümüzde bize verilen bilgiyi aynen aktarıyorum : « Hüseyin Kırlangıç’ı tanıyoruz. Hiçbir sözüne güvenilmez , tutarsız biridir. Biz onu Yunanistan ve Italyada’daki çalışmalarımızdan attık, şimdi de Paris’teki çalışmalarımıza girmek istiyor. Onu buradaki çalışmalarımıza almayacağız. Ne yaparsanız yapın. İsterseniz getirelim size kendiniz görüşün » dedi. Biz de arkadaşa teşekkür edip ayrıldık. Bir yandan onunla görüşmeye hazırlanırken diğer yandan da dergimizin bir sayısında bir dipnot ile kendisinin durumuna yer verdik. Hamza Yalçın arkadaşın, AKP iktidarını eleştirdiği «’Demokrat Komutan’  Başbuğ da Şimdi İçeride » başlıklı yazısında « AKP iktidarı hem adımızı Ergenekoncuya çıkardı hem de bir itirafçının yalan ifade –
sine dayanarak bana yeni bir hapis cezası daha verdi » dendikten sonra yazıya düşülen dipnotta « Şu an yurt dışında Kürt Ulusal Hareketi saflarında olduğunu iddia eden Hüseyin Kırlangıç isimli itirafçı şahıs ise zaman aşımı gerekçesiyle beraat ettirildi. Bu şahıs Hareketimiz aleyhine çalışmaya devam ediyor. » deniyordu. Yazıdaki « Demokrat Komutan » ifadesi tırnak içerisinde aksi kastedilerek alay amacıyla konulmuştu. Yani emekli general Başbuğ’u demokrat gören bir ifade değildi. Hamza Yalçın sözkonusu yazısında AKP’nin darbe karşıtı demokrat söylemlerinin düzmece
olduğunu, aslında hem 12 Eylül ve 28 Şubat rejimlerinin hem de AKP’nin halka ve devrimcilere karşı saldırı politikalarının ortak olduğunu somut örneklerle anlatıyordu.

Evet 9 Eylül internet yazışmasından anlamıştık ki Hüseyin Kırlangıç Türkiye’deki akraba çevresi içinde ve eski tanıdıklar arasında Hareketimize karşı hainliğe devam ediyormuş. Direnişçi tutsaklardan o dönemde sorumluluk yapan arkadaşa sorduğumuzda Hüseyin Kırlangıç’ın 1996 yılında hapse bizimle politik bağ içinde değilken ve lümpen bir durumda iken girmiş olduğunu, içeri girmeden önce bir ara polis tarafından alınıp işbirliği yapma sözü üzerine bırakılmış olduğunu da öğrendik. Bu kişinin bize karşı hain çalışmalarını durdurmak için yukarıda belirttiğimiz gibi önce yurtsever arkadaşlarla görüştük ve sonra da bir vesileyle dergimizde meseleye değindik. Yukarıda görülebileceği gibi Paris’te yıllardır gayet iyi ilişkiler içinde bulunduğumıuz Kürt yurtsever çevreyi herhangi bir zan altında bırakmamak için cümlemizi itina ile kurduk.Yurtsever arkadaşların bize « Aramızdan attık » dediği biri için « Yurtsever saflarda » diye yazamazdık. Ancak bu kişi ortalıkta yurtsever çevredenmiş gibi geziyor, hainliklerini onlara dayanarak yapmaya çalışıyordu.

Hüseyin Kırlangıç bu olaydan sonra sanki Yurtsever Harekete aitmiş iması veren ama imzasız bir yazı hazırlatıp sonra da yanına o çevreden tanınan birini alarak yazıyı Paris’teki devrimci kurumlara dağıttığını öğrendik. Yazıyı alan bazı kurumlar Direnişçilere ve Hamza Yalçın’a hakaretlerin Yurtsever çevrenin görüşü olduğuna inanmışlar. Hatta H Kırlangıç bazı insanları da ikna edip bizi sol grupların koordinasyonundan attırmaya karar verdirmiş, diye duyduk. Hüseyin Kırlangıç dağıttığı yazıda kendisinin Hareketten eleştirileri yüzünden bir grup arkadaşını da yanına alarak ayrıldığını ifade ediyordu. Hamza Yalçın’ın Öcalan’a « Bebek katili » dediğini belirtiyordu. Hatta bizi kendisinin özel olarak düşmanlık etmiş bulunduğu bir sol hareketle de karşı karşıya getirmeye çalışıyordu. Hamza Yalçın’ın « Dursun Karataş devletle anlaştı » dediğini bile yazıyordu. Öcalan ve Karataş hakkındaki ifadeleri tıpkı Kırlangıç’ın « Hamza Yalçın’a bağlı olarak çalışıyorum, eylem talimatlarını ondan alıyorum » ifadeleri gibi düzmece idi. O ne Hamza Yalçın ile çalışmıştı ne de Hamza Yalçın kendisine öyle sözleri söylemişti. Hamza Yalçın’a poliste suç atmış ceza aldırmıştı ; şimdi de benzeri şeyleri sol çevrede yapmaya çalışıyordu. (H. Kırlangıç’ın köylü kurnazı zekası ve üstün sahtekarlık yeteneği ile hazırlatıp yurtsever harekete maletmeye kalktığı yazısı dergimizin 5. sayfasında yeralıyor.) H. Kırlangıç’ın « Bir grup arkadaşı ile ayrıldım » dediği süreci yukarıda açıkladık. Onu Direnişçiler koğuştan atmıştı. Hiçbir sol örgüt kendisini kabul etmediği için oraya gidebilmişti. O da gittiği yerde yurtsever çevre ile Türkiye solunun arasını açmaya çalışmıştı. Söz konusu sürecin incelenmesi gerekir. Çünkü süreç içinde hakikaten yurtsever hareket ile Türkiye solu arasında olumsuz şeyler olmuştu. Bizi HÖC ile karşı karşıya getir –

meye çalışan şahsın, zamanında Yunanistan’da HÖC taraftarlarına karşı geliştirdiği düşmanlıkların da araştırılmasının yerinde olacağına inanıyoruz. Burada amacımız hiç bir siyasal hareketi suçlamak değildir. Bazı sağlıksız kişilerin ilerici güçlerin arasının açılmasında nasıl roller oynadıklarının araştırılmasının önemli olduğuna inanıyoruz. Yukarıdaki provakasyon yazısı « Geçmişten beri hareketimize karşı düşmanca bir tavır içinde olan Hamza Yalçın ve ekibinin gerçek yüzünün görülmesi için bu noktada sözü bir zamanlar Direniş Hareketi içinde yer almış ve 1997 yılında PKK saflarına geçmiş olan arkadaşımız Hüseyin Kırlangıç’a bırakıyoruz » diye başlamış. Direnişçiler için « Aydınlık gazetesi rolünü sürdürme iddiası » gibi ifadeler de kullanılmış. Hüseyin Kırlangıç’ın « dev –
letle anlaştı » dediği Hamza Yalçın Türkiye devrimci hareketinin mili –
tan ve direnişçi geleneğinden gelmiş, poliste en görkemli direnişi göstermiş devrimcilerden biridir. Yaçın’ın yiğitlik ve fedakarlık dolu ve halen süren 35 yıllık kesintisiz bir devrimci mücadelesi olmuştur. 12 Eylül darbesi geldiğinde örgütlerini kurmuş geniş olanak –
lara sahip sol hareketler vardı. Biz henüz örgüt dahi olamamıştık. Çok sınırlı sayıda sempatizan çevr –
eye sahiptik. Darbeciler ayakta bir tek devrimcinin kalmasını istemi –
yordu. Bu anlayışla tüm devrimci hareketlere saldırıyorlardı. Devrim –
cileri öldürüyor, hapse tıkıyor, idam ediyor veya sürgüne gitmek zorunda bırakıyorlardı. Örgüt bile değildik.
Adımız-sanımız bile yoktu. Herkes hakkımızda 3ncü Yol, Otonomcu –
lar gibi aklına göre bir isim bulmuş, söylüyordu. Devrimciler için « Asmayıp da besleyelim mi ? » diyen Kenan Evren bir konuşmasında Ham –
za Yalçın’ın ismini vererek « Altımızı oymak isteyen içimizdeki hainlerden hesap soracağız » diyordu. Hamza Yalçın 12 Eylül döneminde polisin en çok aradığı devrimcilerden biriydi. Orduda yetişmiş devrim –
cilerden biri olan Hamza Yalçın, Kara Harp okulunda aynı dönemde okuduğu Ömer Yazgan ile birlikte ordunun halkın ordusu olmadığı, işbirlikçi tekellerin düzeninin bekçiliğini yaptığı gerekçesiyle ordu saflarında Marksist bir militan devrim –
ci hareketin yaratılmasına önayak olmuş bir insandır. O bu anlamda Türkiye devrimci hareketine özgün katkılarda bulunmuş bir devrimcidir. Düzenin sahipleri bu yüzden Hamza Yalçın’ı asla affetmediler. O örgüt –
lenme dolayısıyla devlet iki insan-
dan intikam aldı : Biri aslılarak idam edilen Ömer Yazgan öteki de Hamza Yalçın idi. Hamza Yalçın yargılandığı o davadan suçlamaları ne poliste ne savcılıkta ne de mahkemede kabul etmediği ve delil de bulunmadığı hal –
de ceza almıştı. Hatta onu yargılayan mahkeme Hamza Arkadaş hakkında iki kez beraat kararı verdiği halde o sırada askerlerin müdahelesi üzerine 28 Şubat döneminde idam ve ömür boyu hapis cezası almıştı. Kenan Evren «Onu affetmeyeceğiz » diyordu. 28 Şubat generalleri ve AKP de aynı tutumu sürdürdüler. Hamza Yalçın arkadaş, 1982 yılında idam edilen Ömer Yazganların « Sizden tek istediğimiz mücade –
leyi devam ettirmenizdir » vasiyetini yerine getirmek yolunda içimizde en önde mücadele eden insandır. Vur em –
riyle arandığı halde 1984 yılına kadar yurt içinde kaldı. Yurt dışına çıktıktan üç yıl sonra tekrar Türkiye’ye döndü ve Hareketimizin kuruluşuna önayak oldu. 1990’lı yılların yargısız infaz –
lar dönemimde polis tarafından çok tehdit edildiği halde Türkiye’de kaldı ve geçim-eş-çocuk-can derdi de –
meden fedakarca mücadele etti. Bilindiği gibi 12 Eylül darbesinde devrimci hareketler ağır yenilgi yaşadı. Bizim henüz örgüt olamadığımız bir aşamada olanaklarımızın darlığı yüzünden çok ciddi kayıplar verdik. En ileri kadrolarımız öldürülmüş, kalanların çoğu hapsedilmiştı. Hamza Yalçın cezaevi firarisiydi ve idamla yargılanmakta olan arkadaşlarımızdan biriydi. Darbenin şiddetinin yoğunlukla devam ettiği ve grubumu –
zun darmadağın edildiği bir ortamda Hamza arkadaş 1984 yılında yurt dışına çıkmak zorunda kalır. Ham –
za asla mülteciliği seçmedi ve yurt dışında büyük çabalarla Hareketin görüşlerini oluşturdu. Bu dönemde yurt dışında
Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi (FKBDC) kurulmuştu. Uzun sürmedi, belli bir süre sonra cepheyi terk edip multecileien –
ler eriyip gittiler. Yüzü mücadeleye dönük olanlar da Kürdistan dağlarında « imkansızı » başlattılar, Kürt Ulusal Hareketinin Kurdistan dağlarında başlattığı mücadele tabii ki mül –
teci solu rahatsız edecekti. Bu yüz-
den dağlarda mücadele edenlerin gericiliğinden tutun da her şey söylen –
meye başladı. Hamza Yalçın arkadaş o dönemde solda tecrit olma pahasına Kürt ulusal direnişini savundu. Görüşlerini Türkiye Solunun Yakın Geçmişi ve Bugünü adlı çalışmasında (1986) ifade etti ve o dönemde yayınlanan Toplumsal Kurtuluş dergi –
sine Kürt Ulusal Hareketini savunan yazılar yazdı. İnsanın sözüyle özü bir olmalı. Hamza Yalçın bu kuralı hakkıyla yerine getiren insanlardan biridir. Türkiye’de cezaevi kaçağı ve terörist diye aranmaktayken ve yakalandığında öldürülecek durum –
da iken, Hareketimizin bir numaralı insanı olduğu halde 1997 yılında bütün riskleri göze alarak gizlice yurt içine girer ve Ömerlerin anısına bağlı kalarak Direniş Hareketimizin oluşmasına öncülük eder. Hareketimizin geliştiği ve sıcrama yapacağı bir asamada icimize önceden sızdırılmış olan bir muh –
bir yüzünden Hamza Yalçın o za-
manki yönetici arkadaşlarla birlikte yakalanır. Hamza Yalcin’ın poliste –
ki direnişi örnek bir direniştir. Hamza’nın hem mücadelede hem de düşman elindeyken gosterdiği direniş dilden dile yayıldı ve mücadeleye yeni katılan gençler « Hamza Yalçın gibi olunmalı », dediler, Devrimci dostlarımız bu dönemde Hamza’nın direnişini dergilerinde kapak yaptılar. İsveç Kominist Partisi’nin yayın organı Proletären dergisi Hamza Yalçın’ın savunmasını yayınladı. Parti lideri ve gençler Hamza için “Senin –
le gurur duyuyoruz” diye yazılar yazdılar. Şimdi 35 yıldır yaşamını mücadeleye adamış Hamza Yalçın ve yayına başladığı 1990 yılından bu yana sosyalizm mücadelesinde esitlikten, adaletten yana olan, isci ve emekçilerin direniş sesi olan Odak dergisi nasıl oluyor da aniden Aydınlık gazetesinin rolünü üstlener –
ek Kürt Ulusal Hareketinin düşmanı oluyor? Odak dergisine açılan dava –
lar ve yazılan cezalar ve kapatmalar genelde Kürt Ulusal Mücadelesi icin yazılan yazılardan geldi. Kaldı ki bizim tanıdığımız Hüseyin Kırlangıç Aydınlık dergisi ile bile kıyaslanamayacak biridir. Aydınlık dergisinin çizgisi ve tutumu yanlıştır ama hiç değilse bir iddiası ve o iddiaya inanan bazı insanları var. Huseyin Kirlangıç, yazdığı provakatif komplo yazısında Hamza Yalçın’ın sorguda ve cezaevindeki
tutumunu kötü ve çözülmüş olarak buluyor, buna inandırıcılık olsun diye de ‘’Dinime küfreden Müslüman olsa bari’’ diye bir lafla Hamza Yalçın’ın sorgu ve cezaevi tutumun kendisinin –
kinden dahi beter olduğunu kastedi-
yor. Daha da ileri giderek « ho –
dri meydan ispatla senin uzerine ver-
digim ifadeyi » diyor. İddianameden buyrun:
« T.C İSTANBUL DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
31 /01/200.
1/ Sanık HAMZA YALÇIN. Bu sanığın yasadışı silahlı terör örgütü olan THKP-C Direniş Hareke –
ti isimli örgütün lideri olduğu ve bu örgütün merkez komite, bölge sorumluluğu, birim sorumluluğu şeklinde örgütlendiği, 1979 yılında teğmen rütbesi ile Silahlı Kuv –
vetlerden ihraç edildiği, Marksist- Leninist ideolojiyi ve Mahir Çayan’ı benimsediği, bu sanığın ÖRGÜTSEL KONUMUNU sanıklardan Hüseyin Kırlangıç’ın teferruatıyla açıkladığı ayrıca sanıklardan Kaya Özkan’ın sanık Hamza Yalçın’ın örgüt lideri olduğunu Hüseyin Kırlangıç’tan duyduğunu ifade ettiği(….) » şeklinde devam ediliyor ve sonu şöyle : « Sanık Hamza Yalçın’ın Emniyette ifade vermediği daha sonraki ifadelerinde de suçlamaları reddettiği dosya kapsamından anlasılmışsa da sanığın üzerine atılı suçu işlediği Huseyin Kırlangıç’ın Emniyetteki açık ve samimi anlatımı ve ele geçirilen örgütsel dökümanlar içeriği itibarıyla subuta ermiş olup, bu sanığın TCK.168/1, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK.31, 33, 40 Mad –
deleri gereğince cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Görüldüğü gibi Hamza Yalçın’ın poliste ifade vermediği Hüseyin Kırlangıç’ın ise Hamza Yalçın aleyhine « Emniyette açık ve samimi anlatım » ile « teferruatlı » ifade verdiği yazılıyor. Bir cüm –
le de Huseyin Kırlangıç’ın ifade tutanağından alalım : SORULDU ; Mensubu bulunduğunuz yasadışı THKP-C Direniş Hareketi örgütünün örgütünün amaç ve stratejisi nedir açıklayınız.
Mensubu bulunduğum DİRENİŞ HAREKETİ örgüt –
ünün lideri HAMZA YALÇIN’dır, bu sahşın vermiş olduğu talimat –
lar doğrultusunda eylem ve faaliy-
etlerimizi sürdürmekteyiz. » Sanırsam konunun açıklık kazanması için bu kadar bilgi yeter –
lidir, daha geniş bilgi için dosyaya bakılabilir. Hüseyin Kırlangıç Hamza Yalçın’ın ölüm orucunu bıraktığını vb yazmış. Hamza Yalçın ölüm orucunu değil açlık grevini, Hareket kararıyla bıraktı. Hamza Yalçın o operasyonda bir çok arkadaş gibi dergiden alınmıştı ve ceza alma durumu yoktu. Hüseyin
Kırlangıç aleyhte yalan ifade ver –
meseydi tutuklanma durumu dahi yok-
tu. Direnişçiler çalışmaların devamını düşünerek Hamza Yalçın’ı açlık grevi eyleminde riske atmak istemediler. Bu tutumumuzu devrimci hareketler haliyle anlayışla karşıladılar. Hamza Yalçın, arkadaşlarının kararıyla açlık grevine son verip mahkemeye çıktı. Tahliye olduktan sonra da mücadele –
sine fedakarca ve yiğitçe devam ettiği için yukarıda değindiğimiz gibi zorla –
ma kararlarla ağır cezalara çarptırıldı. Yazımızın başına ODAK dergisine ve Hamza Yalcin’a Kom –
plo diye yazdık. Şimdi burada bütün devrimci güçlere, yurtseverlere ve ile –
rici insanlara sesleniyoruz : Hüseyin Kırlangıç’ın yaptığı düpedüz komp –
loculuk ve devrimci düşmanlığı değil mi ? O ayrıca nasıl hazırlattığını bilmediğimiz provakatif yazıda Hamza Yalçın’ın« PKK bebek kati –
lidir Dursun Karataş da devletle ma-
saya oturdu » demiş olduğunu belirt-
erek bizi PKK ve DHKP-C ile karşı karşıya getirmek istiyor. Hüseyin Kırlangıç’ın bu komplocu yazıyı kurumlara dağıttığından haberimiz olur olmaz yurtsever arkadaşlarla tekrar görüştük ve bu kişinin bize yapmış olduğu komployu anlattık. Bazı yurtsever arkadaşlar duyarlı davranıp duruma müdahele ettiler. Bu kişinin şu an kendi çevrelerinden olduğunu ve durumu soruşturacaklarını söyledi –
ler. Sözkonusu yazının kendilerine ait olmadığını ve kişiyi bu yazıdan dolayı uyardıklarını, bir daha Odak ile ilgili bir tek kelime bile konuşmayacagını belirterek bunları Paris’teki devrimci örgütler platformuna sözlü açıkladılar. Biz de yurtseverlere bu konuda plat –
forma yazılı açıklama yapmalarını ta-
lep ettik. Arkadaşlara ayrıca bu şahsın 1996 ölüm oruçları dönemi –
nde Bayrampaşa cezaevinde Türkiye solu ile Kürt Ulusal Hareketi’nin arasını açmak için de çalışmış olup olmadığını araştırmalarını tavsiye edebiliriz. Ayrıca sırf devrimcileri birbirine düşürmek için yalanlar uydurarak Dursun Karataş’ı sa –
vunuyor görünen bu insanın Hüse-
yin Fevzi Tekin ve arkadaşları ile yaşanan çok üzücü olaylardaki rolünü araştırmalarını tavsiye ederiz. Eğer serinkanlı davranmasaydık bizimle de yurtseverleri karşı karşıya getirecekti. Poliste devrimcileri satan, devrimciler hakkında polisin istediği doğrultuda ifadeler verip onlara ceza aldırttıktan sonra kendisi her ne hik –
metse beraat eden ve zarar verdiği insanlara her fırsatta saldırmaya de –
vam eden unusurlara hiç bir ilerici güç destek olmaz, olmamalıdır. Hiç bir ilerici güç bu anlamda kendisini kullandırtmaz. Kimse sol güçlerin arasını bilinçli bir şekilde açma –
ya çalışan karanlık insanlara karşı hoşgörülü davranmamalıdır.

1 Yorum

  1. Sevgili Arkadaslar,SIZLERE DEVRIMCI ve YURTSEVER TÜM DOSTLARIMIZIN KENDI YAYIN ORGANLARINDA YAYINLADIKLARI HAMZA YALCIN”La ILGILI NE VARSA TEKRAR GÖZDEN GECIRMELERINI DILIYORUM ” ÜZGÜR GÜNDEM -POLITIKA ve MÜCADELE -( DHKP-C yayin organi ) SADECE KENDI YAYINLARINIZDAKI CIKAN YAZILARINIZI OKUMUS OLSANIZ GERCEKTEN UTANIRSINIZ ; HER TÜRLÜ BASKI ve ISKENCEYE BOYUN EGMEDEN 36 yildir HERSEYINI HALKA ve DEVRIMCI MÜCADELEYE ADAMIS BIR INSANA KARSI GIRISILEN HAYIN KAMPANYANIN KIMLERE HIZMET ETTIGINI ACIKCA GÖRÜRDÜNÜZ ve ACIKCA ITIRAFCI HÜSEYIN KIRLANGIC a KARSI TAVRINIZI KOYARDINIZ ama MALESEF SIZLERDE SUSMAKLA BU HAYINI HAKLI GÖSTERMIS OLMUYORMUSUNUZ SIMDI…! GERCEKTEN NEDEN ve NICIN OLDUGUNU ACIKLAMIS OLSAYDINIZ HIC DEGILSE BIZLERIDE AYDINLATMIS OLURDUNUZ…!!!slm lar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here