Ömerlerin Anısına

0
28

1380496_180026452187821_1393206415_nKatledilişinizin bu yıldönümünde size durumumuzu ve mücadele kararlılığımızı ifade edeceğiz.

Kısa zaman öncesine kadar Türkiye’nin dinci bir koyu karanlığa saplandığını düşünüyor, halkımız 15-20 yıl daha karanlığa mahkum edildi, diye kaygılanıyorduk. Sırtlarını emperyalizme yaslamış din istismarcıları muhalefete kan kustururken ülkeyi yağmalıyordu. Ortadoğu’da mezhepçiliğe dayanarak bölgeyi emperyalistlerin emirlerine verme vaadiyle başa gelmişlerdi. Astıkları astık kestikleri kestik idi. Bir yandan yargıyı, basını, polisi zulümlerine alet ederken diğer yandan da adaletten, ahlaktan, dinden imandan söz ediyorlardı. Zulümlerine karşı çıkanları ezmek için özel bir metoda ağırlık vermişlerdi. Muhaliflerin özel hayatlarını didik-didik ediyor, gene de aleyhlerine bir şey bulamamışlarsa kendileri uyduruyorlardı. Kendi adamlarını toplumda ve devlet kademelerinde yükseltmek için memur yerleştirme sınav sorularına varıncaya kadar çalıyor, akla hayale gelmez ahlaksızlıklar ediyorlardı. Aynı zamanda karşılarındakilerin bir yere varamamaları için onları bin bir hile ve baskı yoluyla kötülüyor, korkutuyor, birliklerini bozuyor ve bir yere varamasınlar diye onların önlerini kesiyorlardı.

Arap sermayesi onlara akıyordu. Dindar kılıklı bu şeytanlar paraya ve güce tapıyor, yandaşlarını zengin ediyorlardı. Halk korkmuş, sindirilmişti. Sivil kılıklı, dinci ağır bir tahakküm rejimi kurmuşlardı. Demokrat geçinen Avrupa arkalarındaydı. Çok insan çareyi boyun eğmekte ve kendine bireysel gelecek aramakta görüyordu. Bir kısım sol da ya kanarak ya da kanmış gibi yaparak onların arkasındaydı.

Bu gericiler mezhepçiliğin atına binmiş Ortadoğu’da, Balkanlar’da koşturuyor, Orta Asya’nın ABD adına fethine kadar önlerinin açık olduğunu düşünüyorlardı. ABD ile birlikte Suriye ile İran’ı hallettikten sonra Batı emperyalizmini Rusya ve Çin’e götüreceklerdi.

Fakat tarih hainlere acayip sürpriz çıkardı. İktidardaki bu mezhepçiler Suriye’de yüzbinlerde insanın ocağını söndürdükleri halde yenilip rezil oldular. Yenilenince de Batılı emperyalistlerin gözdeleri olmaktan çıktılar. Artık bölgedeki en yakın müttefikleri olan Suudi Arabistan ve Katar gerici rejimleri onlara kazık atmaya başladılar. Ardından Türkiye toprağı, zulme karşı Gezi direnişiyle sarsıldı. Direniş AKP-Gülen ittifakını öyle ürküttü ki telaş içinde birbirlerine düştüler. Şimdi birbirlerinin rezilliğini açık etmekteler. İkide bir dinden imandan ve ahlaktan dem vuran bu güçlerin aslında gelmiş geçmiş en ahlaksız, en çürümüş düzeni kurmuş oldukları ortaya çıktı.

Ne yazık ki çok sayıda iyi insanın itibar ettiği bazı muhalif güçler taraflardan biriyle bazıları ise ötekisiyle saf tutuyor. Kimileri ise bu kötülük güçleri arasındaki mücadelenin ülkeyi batıracağını söylüyor. Biz her iki güce de lanet olsun, diyoruz.

Şimdi gericiler birbirine düşmüşlerken önümüz açılıyor. Önümüz kapalı olsaydı da yolumuza devam ederdik. Çünkü biz devrimciyiz. Biz devrimci mücadeleye kazanma garantisiyle ya da kolay başarı beklentisiyle katılmadık. Koşullar ne kadar kötü olursa olsun biz halkına, mücadelesine ve arkadaşlarına sırtını dönenlerden asla olmayacağız.

Biz 12 Eylül karanlığında da mücadele ediyorduk, yakın zamanlardaki umutsuzluk ortamında da. “Gücümüz az, önümüz karanlık, halk korkuyor, herkes başının çaresine bakıyor”, diye düşünmedik. Var gücümüzle mücadeleye devam ettik. Birliğimizi bozmaya ve önümüzü kesmeye çalışanlara karşı örgütlülüğümüze ve birliğimize sıkı sıkıya sarıldık. Ne yazık ki yılgınlığa ve zaafa düşerek aramızdan ayrılanlar çok oldu. Bunlara üzüldük ama devam ettik. Bizi içimizden vuranlar oldu. Yaralandık ama her seferinde iyileşmeyi başardık.  

Bu mücadelede bitmez tükenmez güç kaynağımız insan sevgimiz; insanlığa, halkımıza ve ülkemize olan güçlü bağlılığımızdır. Bizi Direnişçi yapan, kendimize ve birbirimize saygımızdır. Bu mücadelede başımızı dik tutan, işte bu temeller üzerinde kurduğumuz, harcında sizlerin devrimci anıları olan Hareketimizdir.

Karşınıza başımız dik çıkabildiğimiz için mutluyuz. Hatalarımızı ve zaaflarımızı aşarak önümüze çıkan devrimci olanakları değerlendireceğiz. Devrimci anılarınız yolumuzu aydınlatıyor. Sizleri saygıyla ve sevgiyle anıyoruz.

Yolumuz Mustafa Suphilerin, Şefik Hüsnülerin, Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin ve Ömerlerin Yoludur!

Kahrolsun Teslimiyet Yaşasın Direniş!

ODAK DERGİSİ/28.01.2014

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here