Umut Halit Nuray Yazdı: ÖZEL YETKİLİ AKP

0
41

”Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım;

Çünkü komünist değildim.Sosyal demokratları içeri tıktıklarında

sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.

Sonra sendikacılar için geldiler,bir şey söylemedim çünkü sendikacı değildim.

Benim için geldiklerinde sesini çıkartacak kimse kalmamıştı.”

Martin Niemöller

AKP’nin kendi kadar özel mahkemeleri muhaliflere yönelik saldırılarını devam ettiriyor. Gün geçmiyor ki bir öğrencinin evi basılmasın, bir gazeteci ve bir sendikacı tutuklanmasın. Özel yetkili AKP, özel yetkili mahkemeleri ile toplumdaki ilerici ve muhalif herkese saldırıyor.  AKP’nin ileri demokrasisi

öğrencileri ve gazetecileri bir bir tutukluyor ya da muhalif bir yazı yazan gazeteci ertesi gün kendini kapı dışarı buluyor.

Bir sabah kapın çalınıyor, içeriye maskeli ve otomatik silahlı kişiler giriyor, bir ev araması; bir kaç kitabına ve cd lerine el konuyor.4 günlük gözaltından sonra özel yetkili göstermelik bir yargılama ile tutuklanıyorsun.

AKP’nin karşısında yer alıyorsan, ona biat etmiyorsan suçlusun! Özel yetkili yargının seni tutuklaması için bu yeterli. Yargıyı eline geçirmiş olan AKP kendinden başka her yere ve herkese saldırmayı kendine bir hak biliyor. Öyle ki resim çizenden, şiir yazandan terör suçlusu çıkarmaya çalışıyor. Kendi imparatorluğunu kurmaya çalışanlar, imparatora karşı gelenleri susturmak adına bir kampanya başlatmış durumdalar.

Ragıp ZARAKOLU durumu şu şekilde ifade ediyor:

”Eskiden Türkiye yargısız infazlar ülkesiydi…Şimdi büyük ilerleme oldu diyorlar. Yargısız infaz azaldı hiç olmazsa diyorlar. Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek gibi bir şey…Yargısız infaza gerek yok, yargılı infaz o kadar iyi işliyor ki…Delile, somut gerekçeye ne gerek var. Madem ki solcusun, Kürt’sün potansiyel suçlusun. Yat o zaman da akıllan! diyorlar gençlere..En basit gösteri hakkını kullandıkları için sadece, gerekirse tarihe karışmış örgütleri de canlandırırız diyorlar. Nasıl olsa TMY gibi her yanı kesen harika bir alet var elimizde.”

Tutuklu bulunan öğrencilerin hemen hepsi; 1 Mayıs’a katılmak, 8 Mart emekçi kadınlar günü etkinliğine katılmak, Deniz Gezmiş’in, Mahir Çayan’ın mezarını ziyaret etmek gibi gerekçelerle suçlu bulunup tutuklandı. Üstelik örgüt üyesi olmakla suçlanıyorlar. Hrant Dink davasında örgüt bulamayan yüce yargı(!) yasal miting ve gösterilere katılan öğrencileri örgüt üyesi olmak ya da örgüt propagandası yapmak ile suçladı. Terör suçu ile tutuklanan insan sayısı 2005’de 273 iken bu sayı 2010’da 12.897’ye çıktı. Dünyada terör gerekçesi ile tutuklu bulunan insan sayısı 35.117, Türkiye’de 12.897.

Malatya’da Grup Yorum konserine bilet satmak, 1 Mayıs ve 8 Mart yürüyüşlerine katılmak gibi gerekçelerle ‘terör Örgütü üyeliği’ suçundan & üniversite öğrencisi 1 ile 13 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar. Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi Gizem Görnaz rektörü eleştiren bir yazısından kaynaklı 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi 4.cü sınıf öğrencisi Mikail Boz atamaları eleştirdiği için bir yarıyıl okuldan uzaklaştırma cezası aldı. Yasal ve demokratik haklarını kullandıkları için 30 öğrenciye 400 yıl hapis cezası istendi.

Fakat Hrant Dink’i tasarlayarak öldürmek ve azmettirme suçlarından yargılanan polis muhbiri ‘Erhan Tuncel’ mahkemenin örgüt bulamamasından(!) kaynaklı şu anda elini kolunu sallayarak gezmekte, böylece özel yetkili yargının, katliamcılar ve ortakları için çok ayrıcalıklı bir özellik taşıdığını görmekteyiz. Planlı programlı cinayette örgüt bulamayan yargı, iş öğrencilere ve gazetecilere gelince örgüt buluyor veya örgüt yaratıyor. Israrla ‘yargı bağımsızdır’ diyen başbakan, KCK’ye yönelik operasyonları nasıl oluyor da önceden biliyor ve basın karşısında konuşuyor?

Deniz Feneri davasında halkı soyanlar, din tüccarlığı yapanlar nasıl oluyor da serbest bırakılıyor? Üstelik Deniz Feneri davasına bakan ‘savcılar’ sırf davanın üstüne gittikleri için cezalandırmalar ile karşılaşıyorlar. HSYK neden Deniz Feneri soyguncularını koruyor ve kolluyor?

12 Eylül’ü yapanlar, başka bir deyişle 12 Eylül’ü yapanlardan arda kalanlar, binlerce devrimcinin katili, binlerce insanı sakat bırakan, yargısız infaz eden, yüzlercesini yurttaşlıktan çıkaran o adam, Kenan Evren yargılanacak! Daha şimdiden AKP genel başkan yardımcıları ‘Tabi ki toplum bu yaşa gelmiş insanları içeride süründürmek istemiyor, önemli olan darbeyi yargılamak’ diyerek mahkemenin nasıl yürüyeceğini gösterdiler. Darbecilerin yargılanacağı Ankara 12. Ağır Ceza mahkemesinde aynı zamanda darbecilerin idam ettiği, işkencelerde katlettiği devrimcileri anan öğrenciler ”terörist’ denilerek yargılanıyor. Yani darbecilere karşı sonsuz hoşgörüsü olan AKP, darbeye karşı mücadele eden öğrencileri ‘içeride süründürmekte’ ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor.

Darbecilerin idam ettiği devrimcilerden Ömer Yazgan en basit insani değerlerin bile çiğnenerek çeyrek yüzyıl ailesine verilmeyen son mektubunda;

”Tarih biz zulme karşı direnenleri her zaman haklı çıkardı ve çıkaracak.” diyordu.

İşte AKP’yi darbeyi yargılıyorum demek zorunda bırakan bu mücadele ve tarihi haklılıktır. Bu yüzden onları asanları, katledenleri göstermelik yargılarken; onları ananları miraslarına sahip çıkanları ‘terörist’ ilan ediyorlar. Cuntanın idam ettiği, işkence tezgahlarında, sokak infazlarında katlettiği devrimciler tarihin en karanlık dönemlerinde geleceğe taşınan birer ışıktır ve ışık yargılanamaz.

Öğrencilerin göstermelik gerekçelerle tutuklandığı, rektör veya dekanı eleştirdi diye okuldan uzaklaştırma cezalarına çarptırıldığı, doğruyu savundukları ve biat etmedikleri için fişlendiği, özel yetkili yargı zulmünün ayyuka çıktığı bu dönemde gerçeklere daha fazla sarılmalı ve karanlığa karşı aydınlığı savunmalıyız..

Umut Halit Nuray

Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here