Özgür Basın Günü Kutlu Olsun

0
149

3 Mayıs Uluslararası Özgür Basın Günü’ymüş.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1993 yılında aldığı karar ile basının demokrasiyi korumasına özen göstermesi ve basın üzerindeki baskıların giderilmesi amacıyla ilan edilmiş. Tıpkı 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ve 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı gibi, 3 Ocak da “kutlanması” amacıyla ilan edilmiş.

Daha on gün kadar önce Cumhuriyet Gazetesi eski çalışanlarının 7’si cezalarının kesinleşmesi üzerine hapishaneye girmişti. İçlerinde Güray Öz, Musa Kart, Kadri Gürsel gibi ömürleri ilerici değerleri savunmak ve gericilik ile mücadeleyle geçmiş isimler “FETÖ örgütüne yardım” gibi mesnetsiz bir suçlama ile hapse kapatıldılar. Aynı davadan yargılanan ve aldıkları cezalar 5 senenin üzerinde olduğu için Yargıtay’a itiraz başvurusunda bulunabilen altı isim ise Yargıtay’ın cezalarını onaylayacağı günü bekliyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün basın endeksi raporuna göre Türkiye 180 ülke arasında 157’nci sırada bulunuyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ruanda ve Irak endekse göre hemen önümüzde bulunan daha “özgür” üç ülke. Biz ise Kazakistan, Burundi ve Özbekistan’a göre daha “özgürüz”.

Dünya’da en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülke olarak gösteriliyoruz. Basın ve ifade özgürlükleri üzerine araştırmalar yapan çeşitli kurumlara göre Türkiye’de hapiste bulunan gazetecilerin sayısı değişiklikler gösterse de tüm rakamlar durumun vahametini ortaya koyar halde. Uluslararası Basın Enstitüsü’ne göre 162; Türkiye Gazeteciler Sendikası’na göre 142; Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne göre 139 ve Bağımsız Gazetecilik Platformu’na göreyse 146 gazeteci hapiste bulunuyor.

Raporlarda adı geçen gazetecilerin ezici bir çoğunluğuna isnat edilen suçlar ise genellikle örgüt üyeliği ve örgüt propagandası. İddianamelerde bulunan delillerin hemen hepsi yapılan haberler, yazılan yazılar üzerine oluşturuluyor.

15 Temmuz’dan sonra 170’e yakın medya ve basın kuruluşunun, basımevinin olduğu ifade ediliyor. Yine Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2018 raporunda medyanın yaklaşık yüzde 95’inin hükümetin etkisinde olduğu aktarılmış.

Peki hükümet ne diyor?

Erdoğan’ın açıklamaları malum; sık sık “Türkiye’de mesleğinden ötürü hapsedilmiş bir gazeteci yoktur” beyanında bulunuyor. Hapishanelerdeki insanların “gazetecilik mesleği ardına sığınmış teröristler” olduğunu söylüyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, basın üzerinde geliştirilen baskı ve dayatmalara karşın, daha yeni, yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Şu an Türkiye’de farklı ideolojik bakışlara sahip birçok televizyon kanalı, gazete, internet sitesi ya da yeni medya platformu mevcut. Bu ortamlarda her türlü muhalif ses rahatlıkla görüşlerini dile getirebiliyor.”

Keşke Erdoğan’ın veya AKP’lilerin açıklamaları doğru olsaydı da biz de bunca mücadeleyi vermek zorunda kalmasaydık, onca zahmete girmeseydik, diyesi geliyor insanın.

Ne yazık ki hükümet cephesinden yapılan açıklamalar, yukardaki rakamlardan da rahatça görüleceği üzere gerçeği yansıtmıyor. Yıllardır dergimiz Odak’ın maruz kaldığı baskı ve tutuklama terörünü; yıldırma politikalarını okurlarımız ve Türkiye muhalefeti yakından bilir. Yazı işleri müdürlerimiz, editörlerimiz, yazarlarımız hapsedildi. Basının üzerindeki yasaklamaları ve baskıları AKP hükümeti ile birlikte, ifade edilenin aksine, daha da çok hissettik.

Türkiye’de muhalif basın bugün çok sistematik bir şekilde ezilmeye, bitirilmeye çalışılıyor. Buna rağmen susmuyor, doğru bildiği yolda kararlılıkla yürümeye devam ediyor.

3 Mayıs ilan edilirken amaç basının demokrasiyi korumaktaki rolünü vurgulamaktı. Gelinen noktada ise “demokrasi”nin basını korumak gibi bir derdinin olmadığı rahatlıkla görülüyor.

Hapishanelerde direnen özgür basın çalışanlarına, gazetecilere selam olsun!

Uluslararası Özgür Basın Günü de kutlu olsun!

Doğan Baran

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.