Özgür toplum için düşünülmesi gereken bir kavram: Yeni insan

0
431

Alişan İpşiroğlu 

Bilindiği üzere Ernesto Che Guevara, 14 Haziran 1928’de Arjantin’de doğmuş, 20 yaşında tıp eğitimine başlamış ve 1953 yılında ise doktor olmuştur. Doktor olduktan sonra Latin Amerika devrimlerini izlemek ve onlara katılmak; devrimlerde halka yardım eden bir doktor olmak istemiştir.  

Daha önce Bolivya ve Guatemala devrimlerini gözlemleme fırsatı bulan Che, 1955 yılında Fidel Kastro ile tanışmış, ondan çok etkilenmiş ve böylelikle de Küba devrim sürecine katılmıştır. Peru’lu devrimci Hilda Gadea ile evlenmiş, bir çocuğu olmuş ve buna rağmen Granma adlı gemi ile 82 kişilik bir gerilla grubu ile Küba’ya çıkarma yapmıştır. Ne aldığı eğitim ne de ailesi devrimci mücadeleden onu alıkoymuştur. Yaptıkları ilk çıkarma başarısızlığa uğramış, yalnızca 22 kişi hayatta kalabilmişlerdir. Yine de vazgeçmemişler, verdikleri mücadele sonucunda ise 2 Ocak 1959’da Küba devrimini başarıya ulaştırabilmişlerdir. Devrim olduktan sonra, ölüm anına kadar çok nitelikli görevler yapan Che Guevara, gerek askeri alanda gerekse de teorik yönü ile ve sosyalizm sorunları üzerine düşünceleri ile oldukça güzel şeyler ortaya koyabilmiştir. Kapitalizmin meta-insanına karşı ileri sürdüğü ve tartışmak istediği yeni-insan kavramı belki de bunların en önemlilerinden birisidir.

Şimdilerde bir kitap olarak okuyabildiğimiz “Sosyalizm ve İnsan”, aslında 1965 yılında Che tarafından mektup olarak yazılmış bir makaledir. Sonraki yıllarda bu makale kitap olarak basılmıştır. Kitaplaştırılan biçiminde ayrıca çeşitli kutlamalarda ve toplantılarda Che’nin yaptığı konuşmalara da yer verilmiştir. 

Kitapta genel içerik olarak, Che Guevara’nın önemle vurguladığı <<sosyalizmin insanı>> ya da <<yeni insan>> denilen insan figürünün nasıl olması gerektiği ve bununla ilgili eğitim yöntemleri üzerinde durulmaktadır. 

Bununla beraber teknoloji, yapılanma, üretim, sanat ve kültürün önemine de vurgu yapılmaktadır.

Che, yeni sisteme yani sosyalizme uygun ekonomik yapılanmanın gereğinden bahsederken yine yeni insan figürünün önemine vurgu yapmadan geçmemektedir. O, “Komünizmi kurmak için yeni ekonomik temeller atmak ne kadar gerekliyse, yeni insanları yaratmak da o kadar gereklidir” demektedir. 

Bu iki olguyu yani bir yandan ekonomik bir dönüşüm gerçekleşirken onunla beraber biçimde insani dönüşümün de yaşanması sürecini gerçekleştirmeden sosyalizm ve komünizmin sürekliliğinin imkansızlığından bahsederken Sovyetler Birliği’nin sonuçta sanki o zamanlarda dahi bu gerçekle karşılaşacağını ön gördüğünü fark edebilirsiniz.

Kitapta Che’nin Fidel’e duyduğu hayranlığı gözlerden kaçmazken onun en hayran olduğu tarafının ise  birey-kitle ilişkisi olduğunu özellikle belirtmektedir ve devrimden sonraki geçiş sürecinde de Che’nin bundan fazlaca faydalandığı da görülmektedir.

Ayrıca Che’nin Jose Marti’ye olan hayranlığı ve sevgiyi de mutlaka Che’den okumalısınız.

15 yaşında orduya gerilla komutanı olan Joel ile Iglesias’tan bahsederken, yine sanki size o anları yaşatacaktır.     

Bütün dava arkadaşlarını manevi anlamda ödüllendirmesi, herkesin devrimdeki emeğini tek tek teslim etme çabası ve devrimci ruhunu hissettirerek yazmış olduğu bu kitabı “ben sosyalistim” diyen herkesin, gerçek anlamda devrimcileşme süreci içerisine adım atmak isteyenlerin muhakkak okunması gerekir.

Kapitalistlerin, egemenlerin, sermayedarların topluma “vatan haini” diye tanıtmaya çalıştıkları sosyalistlerin, komünistlerin yüreklerinin nasıl insan sevgisi ile attığını, vatansever-yurtsever özelliklerini ve halklarına duydukları gerçek bağlılıkları kitapta açıkça görebilirsiniz.

Günümüz meta insan özelliklerine karşı Che’nin ileri sürdüğü yeni insan, bugünden düşünmemiz gereken bir kavramdır. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.