Paris’te Söyleşi

0
1150

Odak Dergisi ve ASFA derneğinin 28 Ekim’de Paris Villejuif’ta düzenlediği tartışma toplantısına konuşmacı olarak Hamza Yalçın, Merdan Yanardağ ve sayısı 50’yi aşkın aktif bir izleyici topluluğu katıldı. Önce toplantıyı düzenleyen kurumlar adına Erdal Kudiş devrim kahramanları anısına saygı duruşu çağrısında bulundu ardından da katılımcıları tanıttı.

img_0300İlk sözü Hamza Yalçın aldı. Türkiye solunun hem direnişçi hem de özgürlükçü yanlarıyla dünyaya örnek olacak bir hareket yaratma potansiyele sahip olduğunu söyleyen Yalçın konuşmasında solda birlik niye gerekli, sol niye birleşemiyor, nasıl birleşebilir ve iktidarın Kürtlerle Türkler arasında düşmanlık geliştirmesine nasıl karşılık vermeliyiz, soruları merkezli tartıştı. Marksist solun birliğinin hem kitle muhalefetini destekleyecek bir güç yaratmak hem solu bir cazibe merkezi haline getirmek hem de kapitalist sistemin alternatifi insan ilişkileri geliştirmek açısından önemli olduğunu belirten Yalçın solun asıl olarak grupçuluk yüzünden birleşemediğini belirtti. Solda grupçuluk aşılamadığı sürece bütün gruplar birleşmiş olsalar bile sağlıklı birlik kurulamamıştır, diyen Hamza Yalçın birlik yaklaşımının grupların ortadan kaldırılması yerine grupçuluğun aşılması yolunda devrimci yenilenme üzerine kurulması gerektiğini savundu. Solda gruplar var olmaya devam etseler bile birlik mümkündür, diyen Yalçın devrimci yenilenmeyi sol gruplar arası ilişkilerde ve her bir grubun kendi içinde yenilenme olarak birbiriyle iç içe iki süreç olarak ele aldı. Gruplar arası ilişkiler için sol gruplar birbirlerine engel değil olanak gözüyle bakmalı, birbirlerinin kayıplarına sevinmemeli, birbirinin başarısına üzülmemeli ve sınırlı sayıdaki insanı birbirinden kapmak için birbiriyle mücadeleye girmek yerine birlikte solun kitlesini genişletmelidirler, dedi. Yalçın gruplar kendilerini birbirine karşı değil birbiri yardımıyla tanımlayan bir kimlik stratejisi geliştirmeli, ilişkilerde rekabet yerine dayanışmayı hakim kılmalı, iletişim dili olarak propaganda ve polemik yerine birbirini anlamayı, birbiri yardımıyla devrimcileşmeyi amaçlayan; karşılıklı güvene, alçak gönüllüğe ve devrimci eleştiriciliğe dayanan eşitler diyalogunu geliştirmelidirler, diye devam etti.

img_0301Hamza Yalçın sol gruplar arasındaki ilişkilere Kızıldere yoldaşlığını birlikte öğrenmeye de 6 sekter körün fil tarifi hikayesini örnek verdi. Yalçın sol gruplar arasındaki çeşitli birlik çalışmalarını desteklemek için birlikte öğrenme ve mücadele süreçlerinin geliştirilmesini savundu ve bu amaçla örgütlü ve örgütsüz sola dört öneride bulundu:

1. Hiç bir grubun özeli olmayan ve solun ortak eseri bir öğrenci yurdu kurarak hem okul ile mücadele arasındaki çelişkinin çözülmesine hem alternatif eğitime hem de öğrenci hareketinde birliğe yardımcı olmak.
2. Marks’ın Kapitalini birlikte okuyarak dünya Türkiye düzeni hakkında daha ileri ve ortak kavrayışa varmak ve sol içinde alternatif bir öğrenme metodu geliştirmek.
3. Bir eğitim kurultayı düzenleyerek Türkiye sisteminin yarattığı bilinç ve davranış kirlenmesi ve bu kirlenmenin sola nasıl yansıdığı hakkında ortak bir kavrayışa ve yenilenme iradesine ulaşmak.
4. Solda ilke ihlallerini ele alacak ve solun özgürlükçü amaçlarına uygun çalışma metotları ve ilişkilerin geliştirilmesine yardımcı olacak bir ahlaksal ve kültürel örgütlenme yaratmak.

Yalçın sonra her bir sol grubun çalışmasında yenilenme konusuna geldi ve en temel devrimci birim olarak adlandırdığı yoldaşlık ilişkisi üzerinde durdu. Yoldaşlık ilişkisinin bireyci yabancılaşmayı ve birbiri üzerinde egemenlik kurmayı aşmaya dayanan bir yenilenme perspektifiyle gözden geçirilmesini savunan Yalçın bunun için Paulo Freire’nin diyalog kavramından yararlanılmasını savundu. Yalçın’ın yoldaşlık ilişkisine örnekler verirken Alevilerini Kırklar Meclisi efsanesinden de yararlandığı görüldü.
Tartışmayı bir siyasi hareket içindeki yoldaşlık ilişkisinden o hareketin kitle çalışmasına doğru geliştiren Yalçın solda geleneksel liderlik anlayışının kitleleri nesneleştirdiğini ileri sürerek çözüm olarak kitlelerin mücadeleye düşünce, karar ve eylem düzeyinde katıldıkları alternatif bir liderlik anlayışı ve eğitim sistemi geliştirmeyi önerdi. Mücadele araçlarının tarafsız olmadığını belirten Yalçın Bedreddin’in “Kutsal amaçlara kutsal araçlarla yürünür” sözünü hatırlattı ve solun kitleleri nesneleştirecek yaklaşımlardan ve masum insanların güvenliğini tehlikeye atacak eylemlerden uzak durması gerektiğini belirtti. Mücadelenin yapıcı yanlarının öne çıkarılması üzerinde duran Yalçın Paris’teki sosyalistlere “Strazbourg’da protesto eylemleriyle yetinmeyip ortak işler yapalım, mesela birlikte uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı ortak çalışma yapalım”, şeklinde öneride bulundu.
Yalçın konuşmasının son kısmında ise Türkiye solu, Kürt hareketi ve CHP tabanı arasında birlik kurulması gerektiğini belirtti. Solun gericiliğe karşı Türk yurtseverliği ile Kürt yurtseverliğinin güç birliğine yardımcı olmasını istedi. Bunun için solun Kürt ve Türk yurtseverleri arasındaki Mustafa Kemal ve Öcalan düşmanlığına karşı dikkatli yaklaşması gerektiğini savundu. İki taraf birbirine karşı yaklaşımını birlikte direnme yolunda gözden geçiremezse gericilik hepimizi ezer, dedi.
Yalçın AKP’nin halka “ya boyun eğeceksiniz ya da iç savaşı göze alacaksınız”, ikilemini dayattığını, solun bu dayatmaya “iç savaşsa iç savaş, devrim yapacağız!” cevabını vermesi gerektiğini savundu. Türkiye devrimci hareketinin dünyaya örnek olacak bir direnişçi ve özgürlükçü bir sol hareket yaratma potansiyeline sahip olduğunu belirten Yalçın “yeter ki kendimize güvenelim, yeter ki birbirimizin kıymetini bilelim”, dedi.

img_0302İkinci konuşmacı Merdan Yanardağ sözlerine solda liberalizm tarafından yaratılan kirliliğe işaret ederek başladı. Yanardağ, liberalizm, etnik milliyetçilik ve İslamcılık solun düşünme ve davranış tarzını öyle etkiledi ki bu yüzden Türkleri MHP’ye Alevileri ise CHP’ye bıraktık ve bu tutumumuzla kendimiz halktan tecrit olduğumuz gibi Kürtleri de yalnız bıraktık; Türkiye’de liberalizm sol sanılıyor ve entellektüel ortam liberalizm tarafından terörize edilmiş durumdadır, dedi.
Merdan Yanardağ laiklik sorununun atlanmasının solun nasıl güçsüzleşmesine yol açtığını anlatırken Eğitim Sen’in anadilde eğitim sorununa sabitlenerek laiklik sorununu gözden kaçırmasını örnek verdi. Laiklik Kemalizm sanılıyor, diyen Yanardağ tarihimizde ilerici ne varsa onunla ilişki kurarak ilerleyebiliriz, dedi. Osmanlı Türk aydınlanmasının ve Cumhuriyet’in kazanımlarının gericiliğe karşı savunulması gerektiğini belirten Yanardağ İttihat ve Terakki’yi Ermeni kırımından ibaret görmek doğru değildir, 1908 devrimi önemli kazanımlar bırakmıştır, Fransız Devrimi’ne Amerikan Devrimi’ne ve 1905 Rus devrimine nasıl bakıyorsak 1908 devrimine ve Cumhuriyet’e de benzer yaklaşımla bakmalıyız, dedi ve Lenin’in Troçki’nin ve Üçüncü Enternasyonal’ın konuya ilişkin yaklaşımlarını örnek verdi.

Türkiye’de burjuva aydınlanma dönemi tamamlanmadığını IŞİD ve El Nusra gibi örgütlerle ittifak içinde davranan gericilerin intikam peşinde olduklarını belirten Yanardağ tarih bilinciyle davranmalıyız, dedi. Yanardağ bir ulusun sembolleri devrimcilerin eline geçmişse sosyalistler kazanıyor demektir; Gezi’de aldığımız bayrağı yeniden teslim etmekle büyük kayba uğradık, dedi. Merdan Yanardağ, AKP’nin yolunu rejimin sola düşmanlığı ve özellikle sağ Kemalistler açmıştı; sağ Kemalistler tarafından sosyalistlere karşı desteklenen gericilik giderek güçlendi ve sonunda sağ Kemalistleri de tasfiye ederek Cumhuriyeti yıktı, dedi. Yanardağ özetle şöyle devam etti: Cumhuriyet yıkıldı yerine dinci rejim henüz tam kurulamadı. Erdoğan devletin bölünmüşlüğünü aşmak için başkanlık sistemine geçmeye çalışıyor ama dinci rejimin kurulması iç savaş olmadan mümkün görünmüyor. Bu yüzden büyük hesaplaşmaya hazırlanmamız gerekiyor. Yanardağ Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanında bile bile gelen ve kimse tarafından engellenmediği gibi bir de kolaylaştırılan cinayeti hatırlatarak solu ayık davranmaya davet etti.

Merdan Yanardağ Türkiye’de emekçilerin din referansları temelinde bölünerek sağcı partilere oy verdiklerini, sosyalizmin yolunun açılması için dinin eleştirisinin tamamlanması gerektiği üzerinde durdu ve laikliğin en çok işçilerin lehine olduğunu belirtti. Konuşmasında Kürt sorununa da değinen Merdan Yanardağ Türk emekçilerini kazanmadan, Türk yurtseverlerini kazanmadan Kürt sorununu çözemezsiniz, dedi.
Yanardağ önümüzdeki dönemde en önemli mücadelenin kültürel ve ideolojik nitelikte olacağını belirtti.

img_0297Ardından dinleyiciler söz aldı. İlk iki dinleyici İttihat ve Terakki’nin Ermeni katliamını hatırlattı; Cumhuriyet’in emekçilere ve Kürtlere düşman sınıf karakteri nedeniyle savunulamayacağını, aynı sebeplerle bayrağın savunulmasının da düşünülemeyeceğini belirttiler.
Diğer konuşmacılar ise solda toleransın ve birbirini anlamanın önemi üzerinde durdular. Gericiliğe karşı mücadelenin, laikliğin savunulmasının önemli olduğu, ancak yeni bir laiklik tanımı yapılmasına ihtiyaç olduğu, Kemalizm eleştirilerinin de daha uygun şekilde yapılması gerektiği dile getirildi. Ortak çıkarlar dolayısıyla CHP ile ittifakın da gerektiği ama CHP’nin devrimcilere ve HDP’ye karşı olumsuz tutumuna son vermesi gerektiği belirtildi.

Bir konuşmacı bugüne kadar hep sağcılar solu böldü, solcular niye sağı bölmüyor, sorusunu yöneltti. Konuşmacılara Birleşik Haziran Hareketi hakkında sorular soruldu.
Solun devrimci kesimleriyle, Birleşik Devrimci Güçler ile birlik için ne düşünülüyor, Odak Devrimci Parti ile birlik düşünüyor mu, soruları da yöneltildi.

29.10.2016

Paris Odak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.