“PARKASIZ” SİZDE KALSIN, DENİZLER BİZİMDİR!

0
308

Bugün Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’ın kalbimizde, ruhumuzda ve bilincimizde ölümsüzleşmelerinin yıldönümü. Hüseyin İnan’ın liderliğini yaptığı THKO önder kadrolarından Deniz Gezmiş bütün 68 gençliğinin hatta Türkiye gençlik hareketinin en güçlü sembolü oldu.

Sağlığında ona zulmeden ve hatta Mendereslerin intikamını almak adına onu Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan ile birlikte idam eden burjuvazi giderek Deniz Gezmiş’e “sevdalanmaya” başlayacaktı. Çünkü Deniz özgürlük için mücadelede gençliğin ve ulusun sembolü olmuştu. Burjuvazi Denizlerin devrimci örneğini ortadan kaldırmak için onları sahipleniyormuş gibi yaparak istismar etmeye başladı. 28 Şubat generalleri döneminde hız verilen bu istismar giderek Erdoğan’ın bile bazı dalkavuklar tarafından “Parkasız Deniz Gezmiş” olarak taktim edilmesine kadar ulaşacaktı.

Gericinin gericisi AKP milletvekillerinin bu yalakalığı kabul etmeyerek Denizleri terörist göstermeye devam etmelerinden memnun olduk. Erdoğan’ın uşağı Bahçeli de bu itiraza katılarak Deniz için “Dönemin teröristi” demişti.  “Dışkı yedirmek işkence sayılmaz” diyen Kenan Evren hayranı Prof. Celal Şengör de Gezmiş ve arkadaşlarını “eşkıya” olarak tanımlamıştı.

Devrimci gençler Amerikan askerlerini denize dökerken ABD emperyalizminden yana olanların; ezilen insanlık için mücadele yerine kişisel kariyer ve çıkar için yaşamayı insan aklı vicdanı ile bağdaştıranların  bu şekilde konuşmaları elbette ki daha doğrudur. Çünkü Denizler kişisel gelecek peşinde koşmayıp hayatlarına mal olacağını bildikleri devrimci bir mücadeleyi seçtiler ve seçtikleri yolda alçakgönüllüce, samimiyetle ve kararlılıkla yürüdüler. Sözde milliyetçi ve müslüman geçinirken gerçekte  ülkelerine ve dindaş geçindikleri milyarlarca insana yabancılaşmış benciller topluluğu böyle bir maneviyatı hayal bile edemezler.

Evet, Deniz Gezmiş ve arkadaşları sözünün eri olan, gözünü budaktan sakınmayan, arkadaşlarına ve davasına bağlı, halkının iyiliği ve yurdunun bağımsızlığı için ölüme yürümüş devrimcilerdi. Gençlik önderi olmanın ötesinde bir imajı olan Denizler, Türkiye’nin bağımsızlığının ABD emperyalizmine ve onun işbirlikçilerine karşı savaşmaktan geçtiğini kavramış ve bu doğrultuda davranmışlardı.

Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü düzenleyenlerin en önünde yer alan Gezmiş ve arkadaşları, Çorumlu belediye işçilerinin İstanbul’da sendika yönetimini protesto ettikleri mitingde de en öndeydi. Aranır duruma düştüklerinde ülkeyi terk edip Filistinlilerin safında savaştılar.

Denizler ve Mahirler mücadelede işçi sınıfının çıkarlarını ve sosyalizmi esas alan bir yaklaşımla hem Türkiye’nin aydınlanmacı birikimine ve Kurtuluş Savaşı geleneğine sahip çıktılar hem de ezilen Kürt halkının haklarını savundular. İdama giderken Türk ve Kürt halklarının kardeşliğini haykırdılar. Böylece onlar Türkiye devrimci hareketinin ana yolunu oluşturdular. Dünya sosyalist hareketi o dönemde peşinden gidecek örgütlere bölünürken onlar Türkiye sosyalist hareketinin bağımsızlığını savundular. 

AKP gericilerinin, Bahçeli’nin, ve Kenan Evren hayranlarının Denizlerle Erdoğan arasında bir benzerlik yaratılması çabasına karşı çıkmaları tamamıyla onlara uygundur. Erdoğan’ı başlarından eksik etmesinler.

1970’lerdeki devrimci atılımın liderleri Hüseyin İnan, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya’nın yarattıkları devrimci örnek, kurtuluşun yolunu aydınlatıyor.  

Odak Dergisi / 6 Mayıs 2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.