SADAD, Adnan Tanrıverdi ve Mehmet Zelka

0
731

Hamza Yalçın

Mehdi’ye ortam hazırlamak için bayrağın, başkentin, devletin adının, devlet yapısının ve sınırların şeriata uygun değişmesini teklif eden Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi çok konuşuldu. Adam 1966 yılında Kara Harp Okulu (KHO) mezunu. 30 yıllık görev süresinin 4 yılı özel harpte geçmiş. Ordu, adamın dinci olduğunu bildiği halde onu 30 yıl görevde tutmuş. 1996 yılında tuğgeneral iken kadrosuzluk nedeniyle emekli edilmiş. Erdoğan ile daha tugay komutanı iken tanışmışlar ve haliyle ilişkileri devam etmiş. SADAD’ı da 28 Şubat 2012 yılında kurmuş. (28 Şubat tarihinin seçilmesi anlamlıdır. Ayrıca Suriye’de iç savaşın Mart 2011 yılında başlatıldığı hatırlanmalıdır.)

SADAD’ın iddiası İslam ülkelerine AKP hükümetinin devlet politikaları doğrultusunda askeri danışmanlık, iç güvenlik ve eğitim “hizmetleri” götürmek, harp, silah ve araçlarının temini bakım ve onarımı hizmetleri sağlamak. İslam ülkeleri denince iç savaşların hükümetçe meşru görülen tarafları da dahil ediliyor. Yani pratikte İslam dünyasındaki dinci güçlere askeri danışmanlık, eğitim, silah ve malzeme desteği gibi oluyor. Gayrı nizami harp adı verilen kontr-gerilla hizmetleri SADAD gündeminde özel yer tutuyor. Blackwater gibi Amerikan özel şirketlerinden esinlenmişler. SADAD paramiliter askeri şirketi asker ve polis emeklilerini bünyesinde toplamayı amaçlıyor. 

SADAD ismi 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonraki terör eylemlerinde gündeme gelmişti. Erdoğan o seçimleri kaybedince terör yükseldi. Erdoğan hükümet kurulmasını engelleyerek seçimleri yeniletti ve kazandı. Tanrıverdi 15 Temmuz darbesinden 1 ay sonra 17 Ağustos 2016 yılında da Erdoğan’a başdanışman oldu. Göreve geldikten sora işe orduyu dinci rejimin hizmetine uygun yeniden örgütlenmekle başladığı bildiriliyor. 

Adnan Tanrıverdi kimlerle ne konuda anlaşamadıysa yaş durumunu bahane ederek görevlerinden istifa etti. 

Bunları basından izleyerek öğrendim. Bir de kendi bilgim var.  SADAD’ı onunla birlikte kuranlardan Mehmet Zelka’yı biliyorum. Reyhanlı doğumludur. Arapça bilmektedir. Kara Harp Okulu’nda, 1974-78 devresi olarak Ekonomi bölümünde aynı sınıftaydık. 12 Eylül Darbesini yapacak olan generallerden Nureddin Ersin Kara Kuvvetleri Komutanı iken okula geldiği gün öğrenci yemekhanesinde Zelka’nın Ersin ile  aynı masada oturduğu aklımda kaldı. Bunu Zelka’nın Harp Okulu Komutanlığı yani okul idaresi ile iyi ilişkiler içinde olmasına yormuştum. Nureddin Ersin ile ilişkilerinin sonradan devam ettiğini tahmin ediyorum. 

O dönemde öğrenciler arasında ileri düzeyde politik kutuplaşma vardı. Yalçın Küçük ve Erol Mütercimler buna zaman zaman değinmiştir. Zelka sağcıydı ama MHP kesiminden görünmüyordu. İslamcı yanı ağır basıyordu. Bunları onunla aynı sırada oturan yakın arkadaşım vasıtasıyla öğrenebilmiştim. Yoksa Zelka ile politik konularda konuşmamız olmadı. Ketumdu, nazikti ve ayrıca stratejik davrandığı belliydi. Stratejik davranışında şahsi kariyeri esas aldığı görülüyor. Biz 1978 yılında mezun olduk. 1983 yılına vardığımızda neredeyse tamamımız ordudan atılmıştık. Zelka hemen 1981 yılında yüksek lisans, 86 yılında doktora yapmış; 92 yılında doçent 98 yılında da profesör olmuş. 1996 yılında yarbay iken kendi isteğiyle emekliye ayrılmış ve akademik alanda yoğunlaşmış. Çeşitli üniversitelerde, Kara Harp Okulu’nda vb çalışmış  ve sağlık konularında derinleşmiş. İslam meselelerine çok dalmış. Yolu Adnan Tanrıverdi ile ne zaman kesiştiyse özellikle 2018 ve 2019 yıllarında Uluslararası ASSAM (Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği) İslam Birliği Kongresi’ne yönelik çalışmaları olmuş. Ordudan ihraç edilmiş dinci asker emeklileri tarafından  kurulan dernek Türkiye’yi “İslam ülkelerinin süper gücü” yapmayı istiyormuş.  2016 yılında Adnan Tanrıverdi Cumhurbaşkanı başdanışmanı olmasının üzerine SADAD başkanlığından istifa ettiğinde Zelka yeni yönetim kurulunda Başkan yardımcılığına getirilmiş. Adnan Tanrıverdi yönetim kurulu üyesi olmaya devam etmiş. 

Laikliğin bekçisi olma iddiasındaki ordudan buraya gelindi. Kimse inkar edemez. Buraya laikliğin bekçiliği iddiasının kofluğu yüzünden gelindi. 1923 yılında kurulan Cumhuriyet dinciliğe mesafe koymuştu. Daha önce devlet içinde  özel yerleri olan dinciler o nedenle Mustafa Kemal’e çok düşman oldular. Türkiye’de dincilik Mustafa Kemal sonrası daha CHP iktidarı döneminde geliştirildi. Emperyalizme bağlılık ile dincilik hep iç içe yürüdü. Menderes, Demirel, Evren, Özal ve Erdoğan dinciliği ileriye taşıdılar. Laikliğin en çok savunucusu bilinen ordunun Genelkurmay başkanlarının dinciliğe yakınlıkları kimseyi şaşırtmamalıdır. Cevdet Sunay, Kenan Evren, Hilmi Özkök, Nejdet Özel ve Hulusi Akar dincilikleri en çok aklımda kalanlar. 

SADAD şu an ne durumda acaba? 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.