Seçimler ve Tavrımız

2
2871

Erdoğan’ın baskın seçimi kendisi aleyhine sonuçlara gebe. Diktatörlük aleyhtarı güçlerin sandığa gitmesini istiyoruz. Seçimlerde “Bütün oylar şuraya ya da buraya!” demeden Türkiye solu-HDP-CHP’nin birliği yolunda tavır alıyoruz. Seçimler sol güçlerin inisiyatiflerini artırmak ve diktatörlüğe karşı halk direnişinin geliştirilmek yolunda aktif şekilde değerlendirilmelidir.

Erdoğan, baskın bir seçimle diktatörlüğü tahkim etmek için Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini 1 yıl 5 ay gibi çok erkene aldı. Ekonomi kötüye gitmekteydi. Halkta AKP’den bıkkınlık vardı. Ayrıca Erdoğan Batılı ülkelere karşı da alternatifsiz görünmek istiyordu. Ancak seçmenlerin çoğunun Erdoğan’dan yana oy kullanmak eğiliminde olmadığı görülüyor.

Erdoğan’ın MHP’yi yanına almasına karşılık olarak CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi Erdoğan’a karşı bir seçim ittifakı kurdu. HDP’nin dışarıda bırakılmasını, MHP ile aynı seçmen kitlesi için rekabet eden İyi Parti’nin istediği bildiriliyor. HDP ile ittifak yaparlarsa o zaman şovenizmin yoğun etkisindeki MHP tabanından oy alamamaktan endişe ettikleri anlaşılıyor.

Erdoğan seçim sonuçlarını kabul etmeye hazır olduğunu ifade etse bile diktatörün seçimler yoluyla gitmesi zor görünüyor. Cumhurbaşkanı adaylarından Meral Akşener ve Muharrem İnce seçimi kazanmaları halinde Erdoğan’a dokunmayacaklarının güvencesini vermeye çalışıyorlar.  Erdoğan ise kaybetmesi halinde yargılanma korkusu yaşıyor. Eğer Erdoğan seçimleri zorla ve hile ile alsa bile parlamentodaki gücünün azalması çok büyük olasılıktır.  Bu durumda Erdoğan en kötü ihtimalle orduda, poliste ve yargıdaki gücünü korumak isteyecektir.

Seçimlerin Türkiye’ye demokrasi getireceği propagandaları gerçeği yansıtmıyor. Mevcut sistem kökten değişmedikçe Türkiye’ye demokrasi gelmez. Türkiye’de demokrasi bir devrim sorunudur. Erdoğan giderse onun yerine ABD ve AB emperyalistlerinin ve işbirlikçi tekelci sermayedarların istediği başkaları gelecektir. Erdoğan gitmezse ABD ve AB emperyalistleri büyük olasılıkla onun iktidarını onaylamak durumunda kalacaklardır. Erdoğan’ın Putin ile arası zaten iyi. Erdoğan kendisini seçimleri kazanmış ilan ederse o zaman ABD ile Rusya’yı ve bölge devletlerini birbiriyle dengeleyerek kendi iktidarını sağlamlaştırmaya çalışacaktır.

İlerici ve devrimci güçlerin seçimlere aktif katılımı  çok önemlidir. Her şeyden önce seçimler sayesinde emekçi kesimlerin ve halkın politik sorunlara duyarlılığı arttı. Bu da kitlelerle ilişkilerimizi geliştirmemizi ve güçlerimizi harekete geçirmemizi  kolaylaştırıyor. Bu olanağı iyi değerlendirmeliyiz. İkinci olarak ise dinci faşist diktatörlüğün zayıflatılması devrimci hareketin lehinedir. Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesi ya da seçimlerden zayıflayarak çıkması onun yerli egemenlerle ve emperyalistlerle çelişkilerinin artmasına yol açacağı için halk güçlerinin yararındadır. Erdoğan planlarında başarılı olursa Türkiye çok yoğun ve uzun süreli bir baskı düzenine girer.

Böyle anti-demokratik bir seçimde oy kullanmamak için çok haklı sebepler olsa bile boykot seçeneği bize devrimci mücadele için aktif olanak sağlamıyor. Kaldı ki sandığa gidilmemesi diktatörün işine yarar. O nasıl olsa kendi taraftarlarının sandığa gitmesini sağlayacaktır. Öncelikle sandığa gidilmelidir. Herkesin sandığa gidip diktatörün karşısındaki ilerici adaylar için oy kullanmasını tavsiye ediyoruz.

Sadece oy kullanmakla kalırsak bir şey yapamayız. Diktatörlük mevcut sistemi sürdürmek için çeşitli baskı, terör ve hilelere başvuracaktır. Erdoğan kendi iktidarını korumak için devlet memurlarına ve kendi taraftarlarına dahi muhalifleri öldürme yetkisi verdiğine göre muhalefet Erdoğan’dan kurtulmak için bir iç savaşı göze almak zorundadır.  En önemlisi de, halkın kendi örgütlenmesini sağlamaktır. Anti-faşist, ilerici, demokrat ve devrimci güçler özgürlükçü bir gelecek için karşılıklı saygı ve dayanışma temelinde çeşitli kitle örgütlerinde bir araya gelmelidirler. Eğer halk kendi haklarına sahip çıkacak şekilde örgütlenip mücadele etmezse başkalarına çalışmış olacaktır.

Erdoğan baskıları artırarak seçimlerde HDP’nin barajın altında kalmasını sağlamaya çalışıyor. HDP barajın altında kalırsa Kürt bölgesinde oylar AKP’ye gidecektir. HDP’nin barajı aşması için ilerici demokrat ve devrimci HDP milletvekili adaylarını desteklemeye önem vermeliyiz.

Bir kısım sol, Kürt hareketinin emperyalizm karşısındaki tutumunu gerekçe göstererek HDP’nin desteklenemeyeceğini ileri sürüyor. Demirtaş’ın ve HDP’nin sonuçta emperyalizme köklü bir itirazları olmaması HDP’nin desteklenmesinin önemini azaltmıyor. Ayrıca bizler bu sistemdeki cumhurbaşkanlığı makamını Demirtaş’ın ifadesinde belirttiğinin aksine, onurlu bir görev olarak değerlendiremiyoruz. Gene de Demirtaş Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adaylar arasında ezilenlere en yakın insandır. O, Erdoğan’a “Seni Başkan yaptırmayacağız” demiş ve sözüne sahip çıkmış olduğu ve milliyetçi kutuplaştırma politikasına karşı mücadele ettiği için hapsedildi. Bu yüzden cumhurbaşkanlığı için desteklenebilecek bir adaydır. Muharrem İnce de bazı olumlu söylemlerine rağmen sonuçta işbirlikçi sermayeye hizmet eden bir politikacıdır. Ancak Erdoğan rejimini zayıflatmak için İnci’ye de destek verilebilir.

Seçimlerde bizden “Umudumuz HDP” ya da “Umudumuz CHP” gibi bir tavır bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklardır. HDP Türkiye’deki ilerici güçler için çok önemli bir direniş mevzisidir. HDP ayrıca Kürt halkının direniş potansiyelinin kendisini ortaya koyduğu çok önemli bir odaktır. Bu yüzden HDP ile dayanışma bizim için önemlidir. CHP’nin işbirlikçi tekelci sermayenin partisi olmasına rağmen CHP içerisinde yer alan milyonlarca insan çok önemli direniş potansiyeli taşıyor. Bilindiği gibi Odak dergisi ve Diremişçiler CHP ile HDP’nin ve Türkiye sosyalist hareketinin diktatörlüğe karşı mücadelede birliğini savunuyor. Odak olarak aynı zamanda HDP ile CHP arasındaki ya da Kürt ulusal hareketi ile Türkiye sosyalist hareketi arasındaki kutuplaştırmalara taraf olmamaya özen gösteriyoruz. Yani CHP ile bir olup HDP’yi atmayız. Bu tutum sadece ilericilik ve demokratlığa değil aynı zamanda tutarlı bir milliyetçiliğe bile aykırıdır. Türkiye solu adına HDP’ye yapılan eleştirileri  de anlamaya çalışmak gerekir ama onu emperyalistlerin kuklası gibi göstermeye çalışan söylemleri doğru bulmuyoruz. Diğer yandan HDP ile bir olmak adına kraldan çok kralcı bir tutumla CHPlileri karşımıza almayı; HDP ile CHP arasındaki rekabetin bir parçası olmayı da doğru bulmuyoruz. Hele hele HDP ve Kürt hareketi ile bazı görüş ve tutum ayrılıkları içindeler, diye Türkiye sosyalistlerini ve devrimcilerini şovenist ilan edip karşımıza almayız.

Keşke Türkiye solu olarak ortak adaylar çıkarabilmiş olsaydık! Bu konudaki inanç, duyarlılık ve inisiyatif eksikliğini normal karşılayamayız. Sosyalist örgütler bütün önemli süreçlerde en yakın birliği kendi içinde aramalıdırlar. Seçim ortamının sağladığı olanakları değerlendirerek, sosyalist örgütler arasındaki hatalı kamplaşmalara mesafeli bir tutumla ezilenlere ulaşmalıyız. Bütün taraftarlarımız seçimlerde aktif olmalı, sandık kurullarında görev almalıdırlar. Seçimleri muhalefetin birliği, solda birlik ve yenilenme yolunda hareketimizin gelişmesi için değerlendireceğiz. Bu süreçte HDP adayları arasındaki ilerici, demokrat ve sosyalistler başta olmak üzere ezilenlerden yana adayları destekleyeceğiz.

Odak Dergisi

2 YORUMLAR

    • Merhabalar, yazım ve imla kurallarına özellikle dikkat etmeye çalışıyoruz. Kaçırdığımız noktalar oluyordur muhakkak ki. Bu yerlerde yardımcı olursanız, memnun oluruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.