Ekin Asya Yazdı: Sermayenin Hafif Piyadeleri: Suriyeli Göçmenler

0
39

Ekin ASYA

2010 yılında emperyalizmin kokusu üzerine sinmiş o tanıdık demokrasi rüzgarları(!) esmeye başlamıştı Ortadoğu topraklarında. Ürdün, Libya, Tunus, Bahreyn, Suriye, Yemen, Mısır gibi ülkelerde başlayan eylemler zamanla yükselerek iç savaş haline döndü. 15 Mart 2011 tarihinde başladığı kabul edilen Suriye ayaklanması, dinci örgütlerin kontrolünde gelişti ve hala onların etkisi altında. Ülkemizde ve dış basında bu eylemler ve ayaklanmalar neredeyse Ortadoğu halklarının uyanışı diye servis ediliyordu o dönem. Ayrıca bu ayaklanmalara, gayet sempatik bir isim olan Arap Baharı ismi verilmişti. Fakat ne yazık ki emperyalist ülkelerin ve onların yancılarının bahar dedikleri, diğer halklar gibi Suriyeliler için de pek bahar havasında geçmedi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) 2011’den 2015’in Temmuz ayına kadar Suriyeli mültecilerin sayısının 4 milyon 13 bine ulaştığını duyurdu. Bu sayının yıl sonuna kadar 4 milyon 250 bine ulaşacağı tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nce söylenen Suriyeli göçmen sayısı, Türkiye’deki 1.805.255, Irak’taki 249.726, Ürdün’deki 629.128, Mısır’daki 132.375 Lübnan’daki 1.172.753 ve Kuzey Afrika’daki yerlerde bulunan 24.055 Suriyeli mülteciyi de kapsıyor. Avrupa’da ise en fazla göç alan ülke yüz bine yakın mülteci sayısı ile Almanya. İkinci ülke ise yetmiş bine yakın mülteci sayısı ile İsveç. AB üyesi devletlerde ise şu an da gündemde, 25 yıl önce AB’nin mülteci hakları ile ilgili kabul ettiği Dublin Anlaşmasının değiştirilmesi, mülteciler için kota önerisiyle birlikte Avrupa’ya gelenlerin ülkelere bölüştürülmesi gibi konu başlıkları tartışılıyor.

Türkiye’ye çıkan mültecilerin çoğu Avrupa’ya geçmek istiyor. Çoğu Suriyeli, insan tacirlerine para vererek göç etmeye çalışırken aralarından bazıları da bu göç yolculuğu sırasında ölüyor. Göç güzergahı genellikle Suriyelilerin yürüyerek Türkiye’ye geçmesiyle başlıyor. Ardından botla Yunanistan’a ve ülkelere tren, otobüs yahut araba ile devam ediliyor. Güzergahta en az 10 bin Euro tutuyor yolculuk maliyeti. Bu yolculuğu göze almış Suriyeli bir grubun 2 Eylül’de Bodrum sahiline cesetleri vurdu. Suriyeli grubun arasında Aylan Kürdi’nin minik bedeni insanlara bu yaşanılanların ne kadar acı ve güç olduğunu bir kez daha gösterdi. Göç İdaresi Genel Müdürü Atilla Toros, bu yılın Ağustos ayında yaptığı konuşmada; 81 ilde kayıtlı toplam 1 milyon 905 bin 980 Suriyeli bulunduğunu, bunların 262 bin 134’ünün, 10 ildeki geçicici barınma merkezlerinde kaldığını söylerken, Avrupa’ya geçmek isterken olan ölümler için de şunları söyledi: “Kıyılarımızın bulunduğu Ege ve Akdeniz üzerinde, son 5 yılda kimi verilere göre 22 bin, kimilerine göre ise 25 bin kişi Avrupa’ya ulaşmaya çalıştığı sırada denizde öldü. Deniz bir mezarlık olarak adlandırıldı. Sahil güvenlik yakalamaların yanı sıra arama kurtarma çalışmasıyla, ölüme de izin vermemek için çalışıyor. Suriyeliler konusunda Türkiye üzerine düşeni fazlasıyla yapmaktadır. İtalya’da Yunanistan’da 40 bin Suriyeli var. Bunların, 28 Avrupa ülkesine nasıl dağıtılacağına karar veremediler. Türkiye’de diğer ülkelerden gelen yasadışı göçmen sayısı arttı. Bizim ülkemizde görülen manzaraların benzerlerini diğer kıyı ülkelerinde de görüyoruz. Bizim ve başka ülkelerin yaşadıkları, aldığımız tedbirleri geliştirmemizi ve yeni önlemlere almamızı gerektiriyor. Geri gönderme merkezlerinin yapılması ve var olanların daha iyi şartlarda olması için birçok noktada çabalar yürütmektedir.”

Emperyal güçlerin kışkırtmalarıyla ülkelerinde iç savaş çıkarılan, yerlerinden edilen, ülkeleri talan edilen Suriyeliler büyük hayallerle çıktıkları ülkelerde de hayal kırıklıkları ile karşı karşıya kalıyorlar. 2012 yılında Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı zamanında, 100 bini aşan Suriyeli mülteci için ‘’kritik eşik aşıldı, sınırda tampon bölge kurulabilir’’ derken, dönemin başbakanı Erdoğan ise; “100 bin rakamı bizim için gerçekten bir eşikti, ancak hep söylediğimiz gibi 100 bin rakamını aşabilir dedik. Konuyla ilgili adımlarımız ne olabilir, biliyorsunuz Kuzey Irak’ta Saddam döneminde oradan kaçan peşmergelere yönelik o zaman da 750 bin peşmergeyi misafir ettik. Bizim Suriye’deki zulme karşı değerlendirmelerimizi yapıp atılması gereken adımları atacağız ve Suriye’deki mazlum kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.” diyordu.100 binlik kritik eşik (!) bugün neredeyse 20 katına ulaşmış durumda. Erdoğan bir yandan mazlumun yanındayız derken bir yandan da radikal İslamcı, katliamcı örgüt Işid’e binlerce tır silah yardımı yapıyor. Erdoğan’ın ve iktidarının samimiyetini Suriye savaşı bir kez daha göstermiştir.bod-765x510

Emperyalist ülkeler ve onların yancıları, Suriyeli vatandaşlara bir yandan yaşanılacak bir ülke bırakmadılar bir yandan da kendi ülkelerinde sağcı faşist partileri güçlendirdiler. İşsizliği ve düşük maaşları göçmenlerin sırtına yıktılar. 2015 Şubat ayında açıklama yapan Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Eyüp Sabri Ertekin: ‘’Kentte özellikle tarım ve inşaat sektörü Suriyelilerin gelişi ile canlandı, Suriyeliler kimsenin yapmak istemediği işleri yapıyorlar’’ diyordu. Marx’ın Das Kapital’in birinci cildinde, göçmen işçilerle ilgili : ‘’Bunlar, gereksinmeye göre bazen şu, bazen da bu noktaya sürülen, sermayenin hafif piyadeleridir. Bunlar yürüyüş halinde olmadıkları zaman ‘konaklarlar’. Göçebe emek, çeşitli inşaat, kanalizasyon, tuğlacılık, kireççilik, demiryolu yapımı vb. gibi işlerde kullanılır.’’ diyor.

Binlerce Suriyeli ülkemizde ve dünyanın değişik yerlerinde dilencilik yaparken bir yandan da ucuz ve kaçak işçilik de yapıyor. Türkiye’de Suriyelilerin çalışma izinleri yok. Basında çıkan Suriyelilerin çalışmalarıyla alakalı haberlerden bazıları şu şekilde:

28 Temmuz’da Zaman Gazetesi’nde çıkan haberlerde şeker pancarı ve saman toplamada çalışan Suriyeli işçiler, 60 liraya Türkiyelilerin kabul etmediği işi 40 ila 50 lira arasında yapıyorlar.

Mazlum-Der’in 2014’te “Türkiye’deki Suriyeli Mülteciler” raporunda İstanbul’daki yeni yaşamını anlatan Halepli bir babanın sözleri şu şekilde; “Suriye’de iken iki kızım üniversiteye gidiyordu, burada yaklaşık iki aydır tekstil atölyesinde 11-12 saat ayakta çalışıyorlar. Daha önce Suriye’de hiç çalışmadılar, şimdi akşam ayakları şişmiş hâlde eve geliyorlar. Biri aylık 500 TL alıyor, diğeri 400 TLalıyor. Pazarlık yapma şansımız yok, kaç para verirlerse razı olmak durumundayız.”

3 Ağustos CNN’in haberine göre resmi sayıya göre 100 bin, resmi olmayan sayıya göre 500 yüz bin Suriyeli mülteci barındıran İzmir’de, Suriyeliler çoğunlukla tekstil ve inşaat sektöründe çalışıyor. Ayakkabı imalatı yapan, yani zanaat sahibi bir Suriyelinin kazandığı para uzun çalışma saatlerine karşılık haftalık 200 TL’yi anca buluyor.

Bu haberler gibi onlarcası varken, Burger King’te atık yemekleri yediği için dövülen, uyuşturucu satmayı kabul etmediği için eşi ve kendi rehin tutulup, gözlerinin önünde eşine defalarca tecavüz edilen Suriyelilerin hikâyesi gibi işin bir de trajik boyutları var. Avrupa’da ve Türkiye’de göçmen karşıtı politikalar gün geçtikçe yükseliyor. Almanya ve Fransa göçmenlerle alakalı kota konulsun derken, 140 Suriyeli göçmeni olan İngiltere bu duruma pek yanaşmıyor. Almanya’dan sonra en çok Suriyeli göçmeni barındıran İsveç’te ise, göçmen karşıtı politikalarıyla ünlü sağcılar 2. parti durumunda. Yani elbirliğiyle bir yandan yaşayacak bir ülke bırakmadıkları insanları, yetmiyormuş gibi ülkelerinde iş güvenliği, sağlık sigortaları olmadan, uzun saatlere çok ucuz şekilde çalıştırarak sömürüyorlar. Bir yandan da onlara istenmeyen kambur-yük muamelesi yapıyorlar.

Emperyalizm ayrımcı, sömürücü ve acımasızdır. Çıkarları uğruna insanları vurur, sömürür ve katleder. Çıkarları uğruna insanları ailesiz ve ülkesiz bırakmaktan hiç bir zaman çekinmez. Türkiyeli halkların sorunu, Suriyeli halkların sorunundan ayrı değildir. İşsizliğin, düşük maaşlı işçiliğin nedeni göçmenler değil, kapitalist sistemdir. Savaşların ve ölümlerin sorumlusu emperyalist çıkarlar ve devletlerdir. Yapılması gereken Suriyelileri kendimizden ayrı tutmak değil, birlikte olup güç sahiplerine karşı mücadele etmektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here