SİYASET MÜHENDİSLİĞİ OPERASYONLARI YA DA FAŞİZM

0
26

AKP- Cemaat iktidarı tarafından koordine edilen polis operasyonları hız kesmiyor. Eşgüdümlü olarak, özel yetkili mahkemeler tutuklama terörü estiriyorlar. Bu mahkemelerin işleyişinin, Demokratik Parti’nin ‘’Tahkikat Komisyonu’’ porjesinden farkı kalmadı. En az onun kadar iktidar güdümlüler. Mutlaka bir farktan söz edilecek ise, özel yetkili mahkemelerin muhalefet üzerindeki baskıyı daha geniş alana yayarak faşizan niteliklerini belirginleştirmiş olmalarıdır.

Yasa dışı dinlemelerle, imzasız ihbarlarla, gizli tanıklarla, ne olup nasıl düzenlendiği belirsiz elektronik belgelerle suç ve suçlu icat ediyorlar. Basılmamış kitap dahi tutuklama gerekçesi yapılabiliyor. Ahmet Şıklar cezaevlerine konularak aydınlar, demokratlar üzerinden topluma gözdağı veriliyor.

Ne zaman, kimin, ne ile suçlanarak tutuklanacağının öngörülemediği bir yer haline geldi Türkiye. Darbe muhalefeti yasakladığında neyin ne olduğu belliydi. Muhalefet etmenin sonuçları öngörülebiliyordu. Şimdi ise, kendi yasalarında bile yeri olmayan bir keyfilikle cezalandırabiliyorlar muhalifleri. İhtiyaç duyduklarında, yasa dışı gözleme ve dinlemenin ganimetleriyle şantaj yaparak siyaseti şekillendirmeye koyuluyorlar.

Henüz dışarıda olup da insanlığın geleceğini dert edinme, ‘’öteki’’nin acısını duyumsayabilme erdemine sahip insanlarımız iktidar yandaşları tarafından hedef gösteriliyorlar. İktidar düdüğü ile hizaya gelmiş patronlarınca işlerinden ediliyorlar ki toplum vicdanının sesi kısılabilsin, korku genelleşsin… Bu döngünün, Ece Temelkuran’dan sonraki talihlisizi kim olacak? AKP- Cemaat ittifakının topluma geçirdiği boyunduruğun, demokratik muhalefete reva gördüğü deli gömleğinin, demokrasi anlayışının cemaat kültürüyle iğdiş edildiğinin farkında olup da buna karşı dayanışmada ısrar ettiğinden ‘’potansiyel suçlu’’ muamelesi görenlerden hangisi?

Bir yandan KCK, Ergenekon torba operasyonlarına yeni dalgalar ekleyerek; öte yandan tek tek sosyalist, devrimci çevreleri hedefleyen operasyonlarla muhalefetin her tonunu etkisizleştirme peşindeler. AKP-Cemaat iktidarının teşhirinde işlevsel olabilecek pratiklerin önünü kesmek arayışındalar. Bu sebeple, Sivas katliamının protesto mitingine katılmayı; idam edilen devrimcilerden Ömer Yazgan ve arkadaşlarını, Denizleri, Mahirleri anmayı, konser düzenlemeyi bahane ederek Odak Dergisi okuru öğrencileri tutukladılar. Tutuklamalarının gerçek nedeni ise, Fethullahçı cemaat kültürüne ve din istismarcısı gericiliğin iktidarına alternatif yaratma çabalarıydı. Devletin ve toplumun gericilik elinde oyuncak edilmesinin alternatiflerinin, ezilenlerin kendilerini bulmalarına aracılık edebilecek Eğitim ve Dayanışma Hareketi geliştirmekten geçtiği inancıyla, meşru zeminde yasal faaliyet yürütüyorlardı. Hrant Dink’in katledilmesinde örgüt bulamayan mahkemelerin, böyle bir çalışmada örgüt keşfedivermeleri herkesi aptal yerine koyduklarının işeratlerindendi. Ömerlerin, Denizlerin mezarlarının ziyaret edilmesini, Adalılar konseri düzenlenmesini hemen ‘’silahlı örgüt faaliyeti’’ hem de o örgütün varlığının kanıtı saymaları başka nasıl anlamlandırılabilir?…

AKP-Cemaat operasyonları süreci, içeri ile dışarıyı ayıran duvarları dışarı aleyhine adeta ortadan kaldırdı. Duvarı ile işaretlenmiş tutsaklık sınırları silikleşti. Egemenlerin suyuna dümen kırmayı reddedenlerin yolumuz her an F tipi cezaevlerine varabileceği gerçeği bir yana; F tiplerin tüm toplumun tutsaklığını gizleyen mekanlara dönüştü. Geride kalanlarımız özgürlük zammıyla dışarının tutsaklığına minnet duysun diye, bazılarımız duvarın bu yanında tutsak ediliyoruz. İktidardakiler bu yolla korku yaratabildikerinde uyguladıkları tutuklama terörünü ve tecrit politikasını başarılı sayıyorlar.

Tutuklamaların sıradanlaştığı günümüzde, tutuklananların konduğu tecrit cezaevlerinde yaşananların takibi ve teşhiri daha önemli hale geldi. Aynı zamanda, bunu yapabilme olanakları arttı.

01/02/2012

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here