Sol içi Çatışma: ESP’den DHB’ye Saldırı Haberi

0
57

Daha önce reel-sosyalizmin grupçuluğu hakkında şu tahlillerde bulunmuştuk: “Az olsun benim olsun, anlayışıyla değil; çok olsun hepimizin olsun, anlayışıyla davranmalıyız. İki tane taraftar kazanmak için yüz sol sempatizanının 98’ini soldan soğutacak dar grupçu, yıkıcı ve sorumsuz davranışlardan kesinlikle uzak durulmalıdır.” (ODAK – 25 Şubat 2003) Türkiye solu, bu hastalığından hala kurtulabilmiş değildir. Amaç-araç diyalektiği içerisinde, proleteryanın nihai amacına; bu tarz burjuva araç ve anlayışlarla hizmet edilemez. Geleneksel solun sekter, dayatmacı, benmerkezci anlayışının özeleştirisini ve eleştirisini sunmak halen Türkiye Devrimci Hareketi’nin tamamının önünde duran bir görevdir.
Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilen 2 Temmuz Eylemi sonrasında ESP’lilerin DHB okurlarına saldırdığını öğrenmiş bulunuyoruz. Okuru bilgilendirmek için, DHB tarafından dergimize yazılı olarak iletilen metnin bir kısmını yayınlamayı uygun gördük:

“Devrimci hareketin her bakımdan güç kaybettiği ve devrimci dokunun olabildiğince bozulup lümpenleştiği bir ortamda, ortak hareket etme ve düşmana karşı birlikte duruş içinde olmak; her döneme göre daha bir aciliyet taşıyor; ama ESP, bunun gereklerine göre hareket etmek bir yana DHB’ye düşmanlıkta sınır tanımamaya ve saldırganlığa devam ederek, hem emekçilerinin devrimden soğumasına, hem de devrimcilerin devrimci harekete güvenlerinin zayıflamasına zemin yaratıyor. Gücümüzü devrimci harekete değil, faşist diktatörlüğe karşı, birleştirip kullanalım ve yığınları devrimden soğutan sekter, saldırgan ve lümpen tutumlardan ırak duralım. ESP Gazi Mahallesi’nde DHB okurlarına saldırmakla ve onları darp etmekle ne kazanmıştır? Hangi devrimci görevlerin yerine getirilmesi sağlanmıştır? Bugüne kadar DHB okurlarına onlarca saldırı yapılmış ve Kemal Yazar Yoldaş katledilmiştir. Peki tüm bunlar kime hizmet etmiştir ve devrime ne kazandırmıştır? Bunlar bir kez daha düşünülmelidir.

Elbette tüm bu türden baskı ve saldırılarda bugüne kadar hep karşı-devrim kazanmıştır. Karşı-devrimi sevindirmemek ve devrimci sorumluluk içinde hareket etmek, kendisine devrimciyim diyen her kurum ve kişinin başat görevidir. Ayrıca politik faaliyete yasak koyarak, tehdit ve saldırılarda bulunularak, insanların düşüncelerinin önüne barikat dikmenin de olanaksız olduğunu biliyoruz.”

Yukarıda yazılanlar doğru ise, sol içinde bir çok yapıcı ve dayanışmacı tutum ve davranışlarıyla tanıdığımız ESP, ağır hata içindedir. ODAK Dergisi olarak, yaşanan olumsuz olay nezdinde, bir kez daha tüm Türkiye Solu’nun, sol içi çatışmalar ve zorbalık konusunda duyarlı olması gerektiğine inandığımızı yineliyoruz. Sol içi anlaşmazlıkların karşılıklı saygı, anlayış, tahammül, hoşgörü ve diyalog ile çözülebileceğine inancımız kuvvetle sürüyor. Sosyalizm iddiasıyla yola çıkmış ve büyük bedeller ödemekte olan insanların bilinçsiz sokak satıcılarına özgü rekabetçi tutum ve davranışlar içinde olması, yakışmıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here