SOLDA BİRLİK VE ULUSAL KİMLİK SORUNU

0
468

Hamza Yalçın

Erdoğan iktidarı 2013 yılında patlayan Haziran Direnişi’nden bu yana vidaları gevşemiş, lastikleri hava kaçıran bir araç gibi. İktidarın bu durumu, onu kullanan emperyalistlerin işine geliyor. Erdoğan sırf günü kurtarmak için emperyalistlere taviz üzerine taviz veriyor. 

Ekonomik durum hızla kötüleşiyor. İşsizlik, hayat pahalılığı ve yoksulluk artıyor. Yolsuzluklar artıyor. İnsanlar yargıya güvenmiyor. Devlette liyakatın yerini particilik ve cemaatçilik almış. Orduda terfileri AKP belirliyor. Devletin ve toplumun kurumları cemaatlerden soruluyor. Halkın üzerine çullanmış cemaatlerin her gün yeni tecavüz skandalları ortaya çıkıyor. Uluslararası ilişkiler aşırı bozulmuş durumda. Türkiye Doğu Akdeniz’de keşfedilmiş olan muazzam petrol ve enerji kaynaklarından payını kaybediyor. Ortadoğu’da Türk, Kürt, Arap ve Fars halklarının etnik çatışması yönünde bir gidiş yaşanıyor. 

İstanbul’da güçlü bir deprem beklenirken deprem halinde Türkiye’nin allak-bullak olacağı konuşuluyor. 

Türkiye dökülüyor ve günden güne çöküyorken burjuva muhalefet 2023 seçimlerinin hesabıyla meşgul.  Kılıçdaroğlu CHP’yi AKP’nin kurduğu yeni rejimin merkez sağ partisi yapmaya çalışıyor. Kılıçdaroğlu ısrarla Ekmeleddin gibi, Abdullah Gül gibi eski ANAP’tan bile sağ çizgide insanların Türkiye’nin başına gelmesi için çalışıyor. Parti tabanının özlemlerime ters bu adımların karşısında  direnecek güç bulunmuyor. 

Muhalif güçler ve birlik 

İçinden geçtiğimiz yıkım sürecinden kurtulmanın en sağlıklı ve hızlı yolu ezilenlerin demokratik hak ve özgürlükler uğruna mücadelesinin gelişmesidir. Kurtuluş buradadır. CHP bu yolu izlese kısa zamanda güçlü bir şekilde iktidara gelir fakat izleyemiyor, çünkü CHP’nin konsepti ve örgüt yapısı buna uygun değil. CHP, işbirlikçi tekelci sermayenin yani en büyük ve asalak zenginlerin sıkı egemenliğindeki bir partidir. CHP ilerici, demokrat, yurtsever özelliği ağır basan çok geniş bir kitleye dayanıyor olsa ve içinde mücadeleci, dürüst insanlar bulunsa bile onun emekçilerden, ilerici ve  yurtsever güçlerden yana bir mücadelenin önünde yürümesi beklenemez. Sosyalist hareket güçsüz olduğu için CHP liderliği uzun süredir sosyalistleri kendisine yedeklemeye çalışmaya dahi son vermiş halde. CHP demokratik muhalefetin önüne düşmez ama muhalefet gelişirse CHP onu ele geçirmek amacıyla canlanacaktır. 

Önemli bir kesim örgütlü ve örgütsüz sosyalist solda umut görünen HDP her ne kadar CHP’den çok daha mücadeleci  bir örgüt yapısına ve daha solda bir çizgiye sahip olsa bile en nihayetinde Kürt sorununa odaklanmış bir partidir. Dahası HDP sosyalist solu ve demokratik muhalefeti Kürt hareketine yedeklemek için kuruldu. HDP içindeki sol güçler duygu, düşünce ve davranışta Kürt hareketine bağlanacak bir şekillenme yaşamaktadırlar. Türkiye’nin on yıllardır yaşadığı süreç Kürt hareketinin gelişmesinin Türkiye solunu geliştireceği ve dolayısıyla mücadelenin önünü açmak için Kürt sorununun çözümüne  yoğunlaşmak gerektiği iddiasının doğru olmadığını gösterdi. Kürt hareketi alabildiğine gelişirken Türkiye solu geriledi. 

Bir kısım ilerici insana umut görünen Alevi hareketinin bir umut olma özelliği bulunmuyor. Alevi hareketi bütün ilerici yönlerine rağmen sonuçta mezhepçi bir harekettir. Bu hareketin en sol kesimleri örgütlü devrimci mücadeleden kopmuş ve sosyalist hareketi kendi bulundukları yere çeken insanlardan oluşuyor. Alevi hareketinin sosyalist hareketin gelişmesine katkı sağlamak bir yana giderek kendisini sosyalist hareketlere rakip gördüğü de bir gerçektir. 

Eğer Türkiye solu bağımsız bir güç olarak gelişmezse o zaman sosyalistler CHP, HDP ve Alevi hareketi gibi güçlerin yedeği olurlar. Ama Türkiye solu bağımsız bir güç olarak gelişirse hem bütün ilerici hareketlerden güç alır hem de onlara güç verir. 

Türkiye solunun gelişmesi diktatörlüğe karşı muhalefet hareketlerinin dayanışmasıyla mümkündür. Egemen iktidarlar muhalefeti sürekli bölerek toplumda umutsuzluğu ayakta tuttular. Muhalefetin birliği tıpkı İstanbul yerel seçimlerinde yaşandığı gibi umutsuzluğun sislerini dağıtarak sol hareketin gelişmesine uygun ortam sağlar. CHP ile HDP arasındaki rekabetin yerini dayanışmanın alması bahar etkisi yarattı. Odak Dergisi olarak, sosyalistlerin HDP-CHP rekabetine taraf olmak yerine, arada olmasını, diktatörlüğe karşı dayanışma gelişmesinin katalizörü olmasını savunduk. Bunu da sol hareketin hem CHP’den hem de HDP’den bağımsız davranması ve bağımsız bir güç olarak kendi içinde birlik yapması temelinde savunduk.

Birlik için çeşitli sol örgütlerin düşüncelerini öğrenmeye ve kamuoyuna sanmaya çalışıyoruz. Aldığımız yanıtları Odak’ta yayınlıyoruz. Birbirimizi anlamamız, dinlememiz, aramamız, bağlarımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Bir kısım sol örgütlerin birlik konusunda kendilerini öfkeli ve gergin bir dille ifade ettiklerini gördük. Bazı arkadaşların sorularımıza cevap vermeye “zamanlarının olmadığını” öğrendik. Çok meşgul oldukları izlenimi veren arkadaşlar belki de sorularımızı ve çabamızı ciddiye almadılar. Hiç değilse kendilerini Odak okurlarına tanıtırlardı. Demek ki değer bulmadılar. 

Sol hareketlerle iletişim yolunda bir fırsat olması umuduyla Paris’te yüz binlerce insanın katıldığı Humanite Festivali’nden yararlanarak 14 Eylül’de “Solda Birlik” konulu bir tartışma yaptık. Tartışmada Türk kimliğinin solda nasıl algılandığına tanık olduk. Buna dikkat çekmek istiyoruz. 

Ulusal kimlik sorunu ve Türkiye halkını bekleyen büyük tehlike 

İşbirlikçi sermaye bilindiği gibi Türk kimliğini faşizmle özdeşleştirmeye çalışmaktadır. Her sınıf ve her politik güç, ulusu kendi liderliğinde örgütlemeye çalışmaktadır. Nazım Hikmet yurtsever bir itiraz ile “ABD emperyalizminin yarı-sömürgesi olduk” dediği için işbirlikçi sermaye tarafından “Vatan Haini” ilan edilmişti. Devrimciler burjuvazinin bu saldırısına 60’lı ve 70’li yıllarda çok etkili bir şekilde karşı durdular. Öyle ki dönemin istihbaratçılarından biri Mihri Belli için “Ona bu memlekette Türk yurtseverliğini tekeline alarak komünist rejim kurdurtmayız” diyecekti. Türk bayrağı ve Türk kimliği o dönemde devrimciliğin dayanağı oldu. Sosyalist hareket aynı tutumla Aleviliği ve İslamiyeti de faşizmin istismarından kurtarmaya çalıştı. Alevilik ile ilişkide daha kolay başarı kazanıldı. O sayede hem sosyalist hareket hem de Aleviliğin özgürlükçü ve ilerici yanları güçlendi. İslamiyetle ilgili de Mihri Belli, Kıvılcımlı ve Avcıoğlu önemli çabalara giriştiler. 

1980 sonrası Türkiye solunda emperyalizme karşı mücadeleye duyarlılık zayıflamaya başladı. Kürt ulusal hareketi öne çıkıyordu. Gerileyen Türkiye solu Türkiye’ye ve Türk kimliğine Kürt ulusal hareketinin kavramlarıyla bakmaya başladı. Kürt ulusal hareketi ise Türk kimliğini oligarşinin kullandığı anlamıyla kullanmaktaydı. Ezilen ulus milliyetçiliğinin bu tepkili söylemi ne yazık ki egemen güçlerin Türk kimliğini temsil etme iddiasına kuvvet kazandırıyordu. Süreç haliyle Türkiye solunun hiç işine gelmeyecek bir şekilde gelişti. “Sömürgeci faşist Türk devleti” gibi ifadeler kendisini Kürt kimliğiyle ifade eden veya etmeye yakın duran  insanları belli bir politik çizgiye motive etmekte yararlı olurken Türk kökenli insanları ise kendisine kötü bir Türk kimliği yakıştırılan devletin safına doğru itiyordu. Ezilen ulus milliyetçiliği Türk kimliğini, Türk yurtseverliğini, Türk aydınlanmacılığını devrimci yorumla ele alan Türkiye solunu şovenistlikle suçlamaya başladı ve giderek güçlenen medya ağıyla bu yaklaşımını solda geniş kesimlere empoze etti. Adeta Türk kimliği ya yok sayılacaktı ya da faşistlikle bir tutulacaktı. Türkiye solunu itibarsızlaştırma operasyonun en gayretli aktörlerinin çoğu, uzun yıllar Kürt ulusal hareketiyle silahlı çatışmalara girmiş bazı sosyalist hareketlerden oluşmaktaydı. Giderek HDP sosyalistleri ve liberaller arasında bu konuda fikir, duygu ve irade birliği oluştu. İşte bu birlik Türkiye solunu sosyal-şoven ilan edecekti. Örneğin Halk Cephesi ağır suçlamalarla yüz yüze geldi. Suçlamalar yer yer muhalif sola karşı fiziksel saldırılara dönüştü. Odak da suçlamalara uğradı. Kürt ulusal hareketine uzun yıllar hem sözümüz hem de pratiğimiz ile destek vermiş olmamız kar etmedi. 

Bağımsız davranma yanlısı sosyalist hareketlere, yakın zamanlarda, Kürt ulusal hareketi cenahından ABD ve AB’ye yapılan suçlamalardan bile daha öfkeli suçlamalar yapıldığına tanık olduk. Bu, genel olarak solda, özel olarak ise sosyalist solda bir kimlik krizine işaret ediyor.  Türk kimliğinin faşizmle özdeşleştirilmesi karşısında Türkiye solunun buna etkili bir şekilde direnememesi derin bir kimlik krizine işaret ediyor. Öyle garip bir hal oluştu ki Kemalizm eleştirileri Türk kimliğinin faşistleştirilmesine dönüştü. Sadece liberaller değil, AKP ve Cemaat de yıllarca bunu destekledi.

Erdoğan rejimi nasıl devrilecek?

Erdoğan iktidarının nasıl devrileceği hakkında kehanetler şimdilerde kansere odaklanmış bulunuyor. Erdoğan kanser olduğu için AKP’de iktidar mücadelesi başladığı iddia ediliyor. Doğrudur veya yanlıştır. Bizim için önemli olan Erdoğan varken veya yokken emekçilerin sınıf örgtlenmesi, halkın demokratik örgütlenmesi, mücadelesi ve devrimciler olarak kendi varlığımızdır. Erdoğan’ın yerine Gül’ün ya da Kılıçdaroğlu’nun keşfedeceği başka bir Ekmeleddin’in gelmesi sadece gericiliğin tahkim edilmesine hizmet eder. Ekonomik krizin Erdoğan’ı devirmesini beklemek de gerçekçi değildir. 

Emperyalistler artık Erdoğan’ı bile bile iktidarda tutuyor ve zamanı gelince onu daha uygun bir alternatifle değiştirmeyi planlıyorlar. Süreci, başka güçlerin yedeği olmamak için bir örgütlenme ve güçlenme stratejisiyle karşılamalıyız. Erdoğan’ın gitmesi elbette önemlidir ama Erdoğan kalsa da gitse de sosyalist hareketin örgütlenme koşulları alabildiğine mevcuttur. Sosyalist hareket ne denli geriletilmiş olursa olsun örgütlenme olanakları artıyor. İşçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar ve bütün ezilenler tutunacak dal arıyorlar; örgüt arıyorlar, güvenecek insan arıyorlar!

Bir yandan sosyalistlerin, CHP’lilerin ve HDP’lilerin birliği temelinde muhalefetin birliğini savunurken öncelikle ve daima sosyalistlerin birliğini gözetmeliyiz. Sosyalistlerin birliğine aktif olarak katkıda bulunmak için ise kendimiz güç olmalıyız. Bizler güç oldukça birlik yolundaki çabalarımız daha çok önemsenecektir. Bizler güç oldukça birlik yolundaki çabalarımız daha etkili hale gelecektir. İnançlı, gayretli ve kararlı bir çalışma devrimcileri bekliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.