Sorumluluk sahibi olmak, kapitalist bir uydurmacadır! (Çeviri: Seda Şanlıer)

0
1090
Foto: The New York Times

August Eliasson (Çeviri: Seda Şanlıer) 

Ingvar Kamprad sıfırdan kendi zenginliğini kuran bir kapitalistti. Onun hayatı komşu çiftliklere kibrit satmakla başlayıp İsveç halkına ucuz ve kolay kullanışlı mobilyalar tedarik etmeye varan bir Smålandlı* gencin güzel hikayesidir.

Ingvar Kamprad, aynı zamanda o çevrenin en büyük bahçesinde, 450 hektarlık alanda, yetişmiş bir Smålandlı gençtir. Baba tarafından akrabalarının Almanya’da zengin malikaneleri vardı. Annesi, Älmhult şehrinde büyük satış depoları olan birinin kızıydı. Onlar belki milyarder değillerdi ama Ingvar Kamprad oldukça elverişli koşullara sahipti.

Ingvar Kamprad mütevazı ve cömert olarak tarif edilmektedir. O, Alman üst sınıf geleneğine uygun olarak bir Nazi idi. Nazilerle çalışması Nazilerin korkunç suçlarının bilinir hale geldiği 2. Dünya Savaşı’ından sonra bile devam etti. Kamprad yaşlılık dönemlerinde, faşist Per Engdahl’ı hala beğendiğini söyledi.

O, İsveç sosyal demokratlarının Halkevi** projesine entegre olmuş gibi görülen bir kapitalistti. Halkevleri projesinin hayata geçirilmesiyle, yeni yapılmış bir milyon işçi evi, mobilya üreticisi IKEA’ya güvenli gelir sağlayacaktı. Bir kapitaliste böyle büyük şükran duyacağı bir devlet konut programı sunulmasına herhalde ender rastlanır.

Ingrad Kamprad şükranlarını vergi ödemekten kaçmak için İsviçre’ye taşınarak sundu. Şükranlarını bir de şu yoldan sundu: Kendi konut şirketi İkona Båstad’a,Stokholm Hagsättra semtinde bir milyon konut programı çerçevesindeki konutları satın aldırttı, onları yenileme adı altında kiralarını yüzde 63 oranında yükselterek mevcut kiracılara kapıyı göstermiş oldu.

Ingvar Kamprad bir yandan sade yaşayan ve ikinci el 245 model Volvo araba süren ve zenginliğinin başına bela olmasına izin vermeyen kapitalistti. Diğer yandan o Fransa’da üzüm bahçesi, İsviçre’de lüks bir villa ve İsveç’te malikane sahibi bir kapitalisttir.

Ingvar Kamprad çalışanlarına her zaman selam veren ve herkese hakettiği ilgiyi gösteren bir kapitalistti. İşçilerinin iyi muamele görmesini sağladığı gibi Noel’de onlara cömert ikramiyeler dağıttı.

Diğer yandan Kamprad Amerika’daki işletmeleriyle sendikaları yıktıran, Doğu Avrupalı dağıtıcılarını Batı’ya ucuz mobilya taşımak için kendi arabalarının içinde yaşamak zorunda bırakan bir kapitalistti.

Ingvar Kamprad kendisi hakkında tutumlu, alçakgönüllü, mücadeleci ve sorumluluk sahibi efsanesini yaratmayı başarmış eşine az rastlanır kapitalistti.

O aynı zamanda da servetini mobilya üreten, onların nakliyesini ve satımını yapan yüz binlerce işçinin işinden etmesiyle biriktiren bir kapitalistti.

Ingvar Kamprad kapitalistler arasında bir marka veya bir kişi etrafında efsane yaratılmasının giderek yaygınlaşmasının da öncüsüydü.. Biz kokuşmuş politikacılara küfür ediyoruz, ama biz kendi mülkiyetleri ile çevremizi çok fazla kontrol eden ultra zengin kapitalistlere, düzen içindeki gerçek güç sahiplerine daha az küfür ediyoruz.

Ingvar Kamprad sorumluluk sahibi kapitalisti kendisinde kişileştirmiş biriydi. O bütün liberaller için, kendi servetini kendisi yaratmış ve toplumun ortak iyiliğine katkıda bulunmuş güzel bir kapitalist efsanesiydi. O, Nazi damgasının bile etki edemeyeceği kadar iyi işlenmiş bir efsane örneğiydi.

Ama sorumluluk sahibi kapitalist efsanesi sadece bir uydurmacadır. Bir kapitalist sadece tek bir şeyin sorumluluğunu alır ve o da sermayenin kazanç sağlayacak yatırıma dönüşmesinin ve karlarının artmasını sağlamaktır. Bir kapitalist bu sorumluluğu her şeyin önüne koymazsa iyi bir kapitalist olamaz.

Ingvar Kamprad’ın çevresine karşı sorumlu, başkalarına karşı nazik ve saygılı, cimri, pinti veya Nazi olmasının aslında hiçbir önemi yoktur. Savaşılması gereken kapitalist sistemin kendisidir. Birinci adım ise Kamprad ile birlikte sorumluluk sahibi kapitalist uydurmacasını gömmektir.

* Småland: Güney İsveç’te bir bölge.

** Halkevi projesi ( Folkhemmet) İsveç başbakanlarından Per Albin Ahnsson’un 1928 yılındaki bir radyo konuşmasında yarattığı bir kavramdır. İsveç sosyal demokratları refah toplumu modelini yaratırken bu kavramı kullandılar. Kavramın belli bir politik amacı yoktu. Halkevi kavramının ardında devletin öncülüğündeki sosyal reformlar yoluyla İsveç’i herkesin kendisini ekonomik be sosyal bakımdan güvencede hissedeceği bir halkevi haline getirmek iddiası vardı. Bu kavram ve reformlar uzun yıllar İsveç’in partilerüstü ulusal politikası haline gelecekti.

Yazı: Haftalık olarak yayınlanan Proletären dergisi. NR 5, 1-7 Februari 2018

Foto: The New York Times

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.