Sosyalist Sol Tartışıyor: Türkiye İşçi Partisi İle Röportaj

0
1131

Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyada çok önemli gelişmeler yaşanıyor.

Özgürlük ve demokrasi getireceği vaadedilen Ilımlı İslam, Türkiye’de dinci bir tek adam rejimiyle; Ortadoğu’da ise aşırı bir dinsel, mezhepsel, etnik vb. gerilimlerle sonuçlandı. ABD ve AB’nin göz bebeği AKP iktidarı şimdi onlarla kavgalı duruma düştü. Bu süreçte Kürt hareketi bölgede politik bir aktör olarak daha çok önem kazanırken Türkiye işçi sınıfı ve emekçi hareketi ise alabildiğine geriledi. Kolektif emeğin ürünü bilimsel ve teknolojik gelişmeler tekelci özel mülkiyet sistemi yüzünden ezilenlerin köleleştirilmesine varacak riskler taşıyor. Emperyalist güçler arasındaki mücadele şiddetlenirken bütün dünyanın kaynadığını görüyoruz.

Türkiye solunun ülkemizi, bölgeyi ve dünyayı etkileyecek büyük bir potansiyel güç olduğuna inanıyoruz. Sol hareketlerin gidişe nasıl baktığını ve ortak hareket olanaklarını görüşmek amacıyla bir söyleşi başlatmaya karar verdik.

Bu amaçla hazırladığımız sorulara cevap veren Türkiye İşçi Partisi‘nin cevaplarını, aşağıda sizlerle paylaşıyoruz:

Türkiye nereye gidiyor?

Saray Rejimi, bir süredir, egemenliğini sürdürmek için hem kurumsal hem de fiili adımlarla faşizme geçişi denemektedir. Her ne kadar faşizme geçiş seçeneğinin düzen aktörleri tarafından genel kabul gördüğü söylenemese de Saray Rejimi ve onun lideri Erdoğan’ın gücü ve olanakları küçümsenmemelidir. Bu anlamda, ülkemizde faşizm tehlikesinin geçerliliği devam etmektedir. Üstelik, faşizm tehlikesi, sadece AKP iktidarda olduğu sürece değil, iktidardan uzaklaştırıldığı durumda da varlığını koruyacaktır. Türkiye’de siyasal, ideolojik ve toplumsal temsilciliğini AKP’nin üstlendiği bir faşist akım oluşmuş ve ülke siyasetinin bağımsız unsurlarından biri haline gelmiştir. Bu akım, geçmişteki ırkçı, Türkçü/Turancı, milliyetçi faşist akımların bir devamı değil, onların niteliksel olarak içerilmesini ve aşılmasını ifade eden, dünya kapitalizminin güncel eğilimiyle uyumlu ve kitleselleşmiş bir akımdır. Türkiye’deki siyasal süreçlerin yakın/orta vadedeki seyri ve Saray Rejimi ile AKP iktidarının geleceği ne olursa olsun bu akımın varlığını sürdüreceği ve bir güç olarak siyaset sahnesindeki yerini koruyacağı açıktır. Bu nedenle Türkiye’de sosyalist ve ilerici mücadelenin gündeminde faşizme karşı mücadelenin yer alması kaçınılmazdır. Bu faşist akım, ister iktidarda ister muhalefette olsun, siyasal mücadelenin öznelerinden biri olma vasfını koruyacaktır. Bu tabloda, sosyalistlerin önemli mücadele başlıklarından biri de faşizme karşı mücadeledir. Bu başlığın, aceleyle geçmişteki anti-faşist cephe deneylerine indirgenmesinden uzak durulmalı, faşizme karşı mücadelenin güncel ve özgün ihtiyaçlarına yoğunlaşmak tercih edilmelidir.

Türkiye solunun bu süreçteki durumu nedir?

Türkiye’deki siyasal ve toplumsal mücadelenin gündemleri ve öncelikleri açısından baktığımızda, önümüzdeki dönemde iki kulvarda yürütülecek mücadelelerin önem taşıyacağı söylenebilir. Bunlardan ilki ve öncelikli olanı, 17 yıldır olduğu gibi, AKP iktidarına ve Saray Rejimi’ne karşı mücadeledir. Saray Rejimi’nin tümden yıkılması ve yarattığı tahribatın giderilmesi, sosyalistlerin öncülüğünü üstlendikleri bir radikal halk hareketini şart koşmaktadır. Saray Rejimi’nin ve AKP iktidarının yıkılması için yürütülecek mücadelenin önceliği ve sosyalistlerin bu mücadelenin büyütülmesi yönündeki sorumluluğu hiçbir gerekçe tarafından silikleştirilmemelidir. Bununla birlikte, kimi düzen güçlerinin ve sermaye fraksiyonlarının Saray Rejimi’ni rehabilite ederek yola devam etme planlarına karşı yürütülecek mücadele de kendine özgü bir kulvar oluşturmaktadır.

Mevcut durumda, kimi düzen güçlerinin ve sermaye fraksiyonlarının planlarına karşı devrimci bir seçeneğin yaratılması ve kitleselleştirilmesi kaçınılmaz bir görevdir.

Sol sürece tutarlı ve etkin bir müdahale için kendi güçlerini nasıl birleştirebilir?

Türkiye sosyalist hareketi uzunca bir süredir devam eden etkisizlik ve kitleselleşme sorunlarından kurtulmak için çaba harcamaktadır. Bu çabaların sonuç alıcı olup olmamasından bağımsız biçimde, mevcut durumun saptanması ve farklı siyasal özneler tarafından da fark edilmesi olumlu bir gelişmedir. Ancak, mevcut yapılanması ve biçimlenişi itibariyle bugün Türkiye’de sosyalist siyasal öznelerin yan yana gelerek üretecekleri enerji sınırlıdır. Dolayısıyla, sosyalist hareketin mevcut sorunlarının aşılması için sadece yan yana gelmeyi öneren yaklaşımlar geçerli değildir. Çeşitli gündemlerde yan yana gelmek için oluşturulan cephe, ittifak, güç birlikleri gibi deneyler son derece değerlidir ve şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye İşçi Partisi bu tür yan yana geliş önerilerini değerlendirecektir. Türkiye İşçi Partisi için bu tür birliktelikler konjonktürel taktiklerin geçerli olduğu bir düzleme aittir ve bu biçimde gerçekleşen birlikteliklerin kısa vadeli, özel bir gündeme yönelik olması kaçınılmazdır. Ancak Türkiye sosyalist hareketinin sorunlarının aşılmasını sağlayacak ve onu ülke siyasetinin etkin öznelerinden biri haline getirecek olan çabaların adresi taktik birliktelikler değil, stratejik düzlemdeki kurucu pratiklerdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.