Tecavüzler Ülkesinde Kadın Olmak

0
117

Namus “korunan”, özgürlüğü sınırlandırılan, hayata bir sıfır yenik gelen biz kadınlar! Hâlbuki kendi dünyamızda; renkli hayalleri, umutları, gülüşleri olan varlıklar… Ve bir cani tarafından; hunharca ve zorla karanlığa gömülen hayatlar…

Tecavüzdür, bir kadının başına gelen en büyük şiddet ki artık yalnız kadınlar değil; çocuklar, bebekler, hayvanlar ve hatta cansız varlıklar bile tecavüze uğruyor bu ülkede…

Tecavüze uğradı bu ülkede çocuklar ve “kendi isteği ile ilişkiye girdi” diye suçları meşrulaştırıldı canilerin, susturuldu aileler ve kapandı konular. “Çocuk”, adı üstünde, daha iyiyi kötüyü bilmeyen, aklı hayalleri pırıl pırıl,, umutları olan güzel gülüşlüler. Bırakın istemek nedir, o henüz kendi benliğinden, kişiliğinden, vücudundan bihaber…

Diyelim ki tecavüze uğrayan çocuk değil de bir kadın ise ve bizim ülkemizde yaşıyor ise hemen şunlar söylenir hakkında:

“Gece vakti ne işi vardı sokakta?”

“O da o kadar açık giyinmeseydi”

“Zaten belliydi sonunun öyle olacağı”

“Dişi köpek kuyruk sallamasa…”

Ve daha birçok iğrenç ve en az o caniliği yapanlar kadar suçlu, düşünce kirliliği.

Tecavüze uğradınız. Tamam, bitti, son! Değil tabi ki. Bu toplumda yaşıyorsanız eğer, asıl karanlık günler bundan sonra başlıyor. Ki eğer hala hayatta kalmışsanız, tecavüzcünüz tarafından hunharca öldürülmediyseniz ya da bu acıya dayanamayıp kendi canınıza kıymadıysanız…

Başınıza ilk gelecek olay tabii ki zorla evlendirilmeniz, hem de tecavüzcünüzle. Umarım hamile kalmazsınız, eğer ki hamile kalmış iseniz bırakın bebeği aldırmayı “Devletimiz bakar, neden bebek ölsün, anne ölsün….” diyen devlet büyüklerimizin sözünü mecbur dinlersiniz.

Size bu iğrençliği yapan sizi karanlığa gömen, umutlarınızı yıkan caniyle evlenmek zorunda kalıp bir de üstüne, anne oluyorsunuz, henüz bu durumu kabullenmeden bir de bebeğiniz oluyor. İstemeye istemeye de olsa…

Neden mi bu zulüm bu zorlamalar? Cevabı belli, Türkiye’de yaşıyoruz da ondan! Küfürlerin ve kötü sözlerin ağırlıkla kadının aşağılanması ve tecavüz üzerine kurulu olduğu bir ülkede…

Tecavüz insanın insana yabancılaşmasının en aşırı biçimlerinden biridir. Ancak karşılıklı sevgi, istek ve rıza ile gerçekleştirilebilecek bir ilişki, kuvvetli olanın zayıf olanı araç görmesi anlayışıyla gerçekleştiriliyor. Üstelik de bir kadının bileziğini almak için kolunu kesmek gibi iğrenç bir zorbalıkla.

Kadınlar toplum tarafından güçsüz bırakıldıkları için tecavüzler artıyor. Yasalar tecavüzcülerden yanadır. Toplumsal ahlak tecavüzcülerden yanadır. Ortadoğu’daki dinsel ahlak kadının karşısındadır. Ne kadar çok dinci gericilik o kadar çok tecavüz…

Bu vahşiliği yapanlar hakkettikleri cezaları almadıkça, kitlesel bir eğitim hareketi yoluyla bu toplumun zihniyeti değişmedikçe ve insanlar tek tek bilinçlendirilmedikçe, tecavüze uğrayan kadınların kaderi hep aynı olacak…

Dedim ya bizler namus bekçisiyiz. Namusumuz elden giderse elalemin yüzüne bakamaz, topluma çıkamayız. Bizim fikrimiz, isteğimiz değil, toplumun ve hatta devletimizin ne istediği önemlidir.

Her tecavüz sonunda gelen karanlığa, geleceği olmayan hayatlara ve umutsuz yarınlara, bir yenisi daha eklenmemek ümidiyle…

Yeşim Alpay

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here