TÜRKİYE’DEKİ GELİŞMELER ÜZERİNE İSVEÇ’TE TARTIŞMA TOPLANTILARI Turkiet kämpar- Türkiye mücadele ediyor

0
166

İstanbul’daki 31 Mart Büyükşehir Belediyesi seçimi sonuçlarının 6 Mayıs’ta iptal edilmesi üzerine geçtiğimiz hafta sonu Göteborg ve Halmstad şehirlerinde “Türkiye Mücadele Ediyor” başlıklı iki toplantı yapıldı.

Toplantılar 18 Mayıs Cumartesi günü Göteborg Viktoriahuset solununda 19 Mayıs günü ise Halmstad Stadsbibloteket yani şehir kütüphanesi konferans salonunda gerçekleşti.

Eğitim ve Dayanışma Hareketi’nin organize ettiği iki toplantıda konuşmacı, gazeteci ve yazar Hamza Yalçın’dı. Yalçın konuşmasında konuyu aşağıdaki başlıklar etrafında tartışmaya sundu.

  • Türkiye’de ne oluyor?
  • Türkiye buraya nasıl geldi?
  • Türkiye’de devlet iktidarı ve basın özgürlüğü ne durumda?
  • Gelişmeler ne yönde gidiyor?
  • Bu gelişmeler AB’yi ve İsveç’i nasıl etkileyebilir?

Hamza Yalçın konuşmasına toplantının “Türkiye mücadele ediyor” şeklindeki başlığına açıklık getirerek başladı. Erdoğan kendisini Türkiye ile özdeşleştiriyor. O, bu yaklaşımla Mısır’daki ve Sudan’daki askeri darbelerin Türkiye’ye karşı yapılmış olduğunu iddia etti. İktidarları esas alarak bakarsak Türkiye demekle hükümet ya da Erdoğan demek arasında pek bir fark yoktur. Halkı ve muhalefeti esas baktığımızda bambaşka bir resimle karşılaşırız: Türkiye özgürlük ve demokrasi için ve Erdoğan’a karşı mücadele ediyor.”

Yalçın Türkiye’de son zamanlarda muhalefet saflarındaki umut ve kendine güven artışına dikkat çekti ve bu gelişmede özellikle İstanbul seçimleri sonucunun etkili olduğunu ileri sürdü. Konuşmacının başkaca çok önemli olarak işaret ettiği bir gelişme ise son zamanlarda muhalefet saflarında yaşanan dayanışmaydı. Zaten Yalçın’ın konuşmasında en çok öne çıkan husus, muhalefet saflarında dayanışma ve birlik idi.

Hamza Yalçın, Halmstad kütüphanesinde konuşmacı kürsüsüne üç fotoğraf astı.

Fotoğraflardan birisi İbrahim Kaypakkaya idi. Diğerleri ise Kurtuluş Savaşından bir resim ve açlık direnişindeki Leyla Güven idi. Toplantı Türkiye solunun simgesi olmuş isimlerden İbrahim Kaypakkaya’nın, 18 Mayıs, ölüm yıldönümüne denk gelmişti. Kurtuluş Savaşı’ndan resim hem 19 Mayıs’ın yüzüncü yıldönümü hem de yazarın vermek isteği mesaj göz önünde bulundurularak asılmıştı. 7 Kasım 2019’dan beri açlık direnişinde olan Leyla Güven ise Kürt direnişini simgeliyordu. Yazar Türkiye’de bu üç güç arasında kader birliğine işaret ettikten sonra yaklaşık olarak şunları söyledi:

Kurtuluş Savaşı’nda milli kuvvetlerin toplam kaybı 5 bin olarak bildiriliyor. Sadece son hendek direnişlerinde bu sayının çok üstünde Kürt genci hayatını kaybetti. Eğer Kürt ve Türk muhalifler arasında sağlıklı bir ittifak kurulabilmiş olsaydı böyle bir kayıp yaşanmazdı. Eğer Türklerle Kürtler atasında birlik olsaydı CHP ve iierici Türk ulusalcıları onca ağır kayıpları yaşamayacaklardı ve Türkiye bu hale gelmeyecekti.

Yazar Türkiye’de halk muhalefetinin Cumhuriyet Mitingleri’nde, Gezi Direnişi’nde, 7 Haziran seçimlerinde ve başkaca bir çok dev kitlesel mitinglerde kendisini ortaya koyduğunu ama birlik olmadığı için Erdoğan’ın muhalefetle kolayca başa çıktığını belirtti.

Erdoğan’ın iktidara gelişinin ve muhaliflerini tasfiye etmesinin çok güçlü ABD ve AB desteği sayesinde gerçekleştiğini belirten Yalçın, Erdoğan’ın iktidar gücü ve Türkiye’de ifade özgürlüğü hakkında açıklamalar yaptıktan sonra sözü Türkiye’nin bulunduğu yol ayrımında getirdi.

Olumsuz alternatife değinerek başlayan Yalçın, Erdoğan iktidara geldikten sonra Ortadoğu ve Avrupa’da yaşananların sonuçlarını özetledi ve ardından Türkiye’de ve Ortadoğu’da kaos, Türk-Kürt kavgası, artan dinsel ve etnik çatışmalar, kitlesel göçler ve kriminallık gibi daha beter sonuçların meydana gelmesi tehlikesine dikkat çekti ve ekledi: “Eğer muhalefet güçlerinin sağlıklı ve istikrarlı bir birliği sağlanırsa ne Erdoğan rejimini sürdürebilir ne Türkiye ne Ortadoğu ne Avrupa ne de dünya olası kötü sonuçlarla karşılaşır”. Türkiye solunun muhalefetin birliği konusunda katalizör rolü oynayabileceğini belirten yazar bu birliğin Türkiye solunu geliştireceğini, böylece Türkiye’de yükselecek demokrasi ve özgürlük mücadelesinin hem bölgede hem Avrupa’da özgürlükten, barıştan yana güçlere büyük bir destek sağlayacağını ileri sürdü.

Yazar Türkiye’de egemen güçlerin daima Kürtlerle Türkleri, Alevilerle Sunnileri birbirlerine karşı yedeklediğini belirttikten sonra muhtemel bir AKP-CHP veya AKP-Kürt hareketi ittifakının Türkiye’ye zarar vereceğini ileri sürdü.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.