Yaşamın öznesi kadınlara sorduk (Dosya-Röportaj)

0
173

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla, yaşamın çeşitli alanlarından kadınlara yaşamları hakkında sorduk. Aşağıda, birbirinden farklı alanlarda, yaşamlarda, şehirlerde ve farklı ülkelerde yaşayan kadınların cevaplarını yayınlıyoruz…

ODAK: Öncelikle 8 Mart dolayısıyla Dünya Emekçi Kadınlar Gününüzü kutlarız. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Sizce kadın olmak ne demektir, yaşadığınız şartlarda kadın olmanın zorluklarını nasıl gözlemliyorsunuz? Yaşadığınız zorluklar nelerdir? Kadınların kurtuluş mücadelesi hakkında fikirleriniz nedir? Sizce neler yapmalıyız?

Ezgi Özdal

Merhabalar, ismim Ezgi. Rize’de yaşıyorum ve öğrenciyim. Aslında kadın mücadelesi ve sorunları hakkında çok şey söylenebilir ama ben yine de bunları üç-beş cümleye sıkıştırmaya çalışacağım.

21. yüzyılda hala kadın-erkek eşit olsun, kadınlar çiçektir vb. gibi toplumda gördüğümüz tartışmalar bile aslında yaşadığımız ataerkil düzenin sonucudur diye düşünüyorum. En nihayetinde, kadın da, tıpkı kendisine fiziksel ya da psikolojik şiddet uygulayan, cinsel ya da ekonomik anlamda sömürebilen erkek gibi “insan”dır.

Sadece Türkiye özelinde değil, tüm dünyada kadınların gördüğü muamele aynı; bu ne eğitim ne kültür ne renk ne de ırk meselesi. Ataerkil sistemin dünyanın her yerinde kadına yaklaşımı aynıdır. Sokakta, iş yerinde, evde ve her yerde kadın ezilir.

İşte bu mantık üzerinden “eşit işe eşit ücret” şiarıyla yola çıkmış ve katledilmiş emekçi kadınların cesaretine bugün daha fazla ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Kendi hayatıma baktığım zaman, her kadının yaşadığı zorlukları ben de az veya çok yaşıyorum. Sokakta kafasını öne eğmesi söylenen, kahkahaları susturulmaya çalışılan, iş hayatında tevazu ediliyormuş gibi çalıştırılan kadınların sorunları aynıdır. Dolayısıyla yapılması gereken de birdir. Ve bunun için yapılması gereken tek ses olmaktır. Örgütlü mücadele ederek sesimizi daha yüksek çıkarmayı öğrenmeliyiz. Ayrıca bu tek başına bir erkek sorunu olmadığı için çözümü için birden çok yol olduğunu da görebiliriz. Kadının toplumsal kurtuluşu için, cinsiyetçi olmayan bireyler yetiştirmek, sorunun kökenine inmek uzun vadeli ve kalıcı bir çaba olacaktır.

Dilek Yıldırım Ördek

Ben Dilek, İngiltere’de yaşıyorum. Bence kadın olmak, mücadelenin diğer adıdır. Dünyanın temel direği kadındır. Lakin bunu kabul etmeyen erkek egemen sistem, yaşamın bir çok zorluğunu kadının önüne dik bir yokuş gibi çıkarmaktadır.

Kadınlar toplumda dayak, taciz, ekonomik problemler, eğitimsizlik gibi bir çok temel sorun ile karşı karşıya gelmektedir. Bunlara karşı birleşirsek var oluruz! Örgütlü mücadele zemini, hayatın her alanında insana nefes aldırır.

Kadın olmak, ekonomik özgürlüğü olmayan, ezilen, bakıcı olarak tanımlanan, cinsel bir obje olarak bakılan bir cins olmak demektir. Ben kadın olmanın tüm zorluklarını yaşıyorum. Tek başıma gezemiyorum yanımda eşim olmayınca. Alışverişe bile gidememek ağır geliyor. İstediğim gibi giyinememek de başka bir sorun.

Kadınlara kendilerini özgür hissedebileceği bir hayat yaratılmalı bence. Kızların baba korkusundan okula gidemediği bir zaman şimdiki zaman. Kadınların özgür olabilecekleri kanunlar çıkarılmalı.

Ayşe Gümüş

Merhaba. Ben işçiyim ve 40 yaşındayım. Kadın olmak önce anne olmak, zorluklara göğüs germek, her şeklide yalnız kalmak demektir. Zor zanaattir kadın olmak.

Bedenen çalışıyorum ben. Yorucu bir iş, tüm gün çuval taşımaktan her yerim ağrıyor. Maddi manevi iki çocuğun sorumluluğunu üstlenmiş olmak zor. En çok ekonomik olarak zorlanıyorum.

15 yıldır hayatının ipini eline almış bir kadın olarak tüm kadınların kendilerine güvenmeleri ve inanmaları ile yapamayacakları hiçbir şey kalmayacağını düşünüyorum.

Selen Durmuş

Merhaba, ben 28 yaşında bir ev kadınıyım. Kadın olmak tüm zamanlarda zordu bu zamanda daha zor. Erkekler kadar rahat davranamamak, evin bütün sorumluluğunu, gereksinimlerini üstlenmek demek. Üstelik tüm bu sorumlulukları alırken karşılığında anlayış görmemek demek. Annelik gibi kutsal bir vazifeyi üstlenmek demek. İnce ruh taşımak demek.

Kadın mücadelesi için erkeklere eğitim verilmesi şart. Evlenirken kan testinden geçerken psikolojik testten de geçmeleri gerekir bence.

Meltem Tuna

Merhaba. Adım Meltem. 1 yıl öncesine kadar Türkiye’de öğretmenlik yapıyordum. Öğrencilik yıllarım ve sonrasında demokratik haklarımı kullandığım politik faaliyetlerim dolayısıyla ceza aldım, yurt dışına iltica etmek durumunda kaldım.

Bir yıldır yurt dışında yaşıyorum. Kadın olmak dünyanın her yerinde zorluk demek, bunu anladım. Özünde birçok olumlu özelliği içinde barındıran kadınlık ne yazık ki her yerde ikinci sınıf özelliklerle algılanıyor. Kadın olmak; ister anne olsun, ister eş, arkadaş, işçi, memur vs. fark etmiyor, toplumdaki her konum ve statüde hep ezilen, ikinci sınıf görülen olmak demek.

Hem kendim için hem etrafımda gördüğüm kadınlar açısından tanık olduklarım bu yönde. Standartları Türkiye gibi ülkelere görece daha yüksek ülkelerde bile kadın, çalışma hayatında ve sosyal hayatta geri plana itilmiş durumda. Mülteci statüsünde bir kadın olarak da şu an yaşadığım ülkede bu durumu fazlasıyla gözlemliyorum.

Kadınların bulundukları her alanda kendilerine dayatılan sisteme karşı çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bunu yapabilmesi için de öncelikle durumunun farkına varmalı. Kendine reva görüleni, kaderi gibi algılamaktan vazgeçmeli kadınlar. Çünkü kadınların etki alanının her açıdan daha fazla olduğunu görüyorum. Kadınlar emek ve özgürlük mücadelesinde yer aldığı sürece hem toplumdaki değişim ve dönüşüm hem de kendi yaşantılarındaki değişim daha belirgin olacaktır. Her gün yüzlerce kadın şiddet görüp öldürülürken; evde, sokakta, iş yerinde taciz ve tecavüze uğrarken, toplumda geriye itilirken köşeye çekilip oturma zamanı olmadığını düşünüyorum.

Giyindiğimiz kıyafetin boyu, gezdiğimiz yer ve saat, çalışıp çalışamayacağımız, yapacağımız çocuk sayısı, nerede ve nasıl güleceğimize kadar müdahale edilen bir sistem içinde elbette yapılması gereken çok şey var. Bunun ilk adımı da kadının örgütlü mücadele içinde yer alması zorunluluğu. Yarin yanağından gayrı her şeyi paylaşmak için kadınlar toplumun tüm kesimleri ile birlikte mücadele alanında yer almalı.

Sevil

Merhaba, ben Avusturalya’dan Türkiye’ye geldim. 19 yaşındayım. Buraya geldiğimde Türkiye’de kadının hiç bir hakkı olmadığını gördüm. Çok ezilip horlanıyorlar, tacize tecavüze uğruyorlar annelik duyguları hep ön planda. Eğitim anlamında eksik kalmışlar.

Daha önce gezmek için gelmiştim ama yeni yerleştim buraya. Burada evlendim. Dört aydır buradayım. İş bulmak zor, ücretler düşük, çalışma şartları ağır. Üstelik taciz çok yaygın.

Kadınlardan ziyade erkeklerin eğitilmesi lazım. Kadınlar haklarının bilincinde olmalı, kendilerine güvenmeleri gerekir. Eğitimle aşılabilir her şey bence.

Meliha

Merhaba. Ben ev hanımıyım. Aynı zamanda da amatör tiyatro oyuncusuyum. Bence kadın tüm zaman dilimlerinde annedir öncelikle. Yaşantım özelinde yarı çalışan bir kadın olarak kendime zaman ayıramamak en büyük sıkıntı oluyor.

Bence kadınlar çocuklarının ilk öğretmenleridir. Bu yüzden önce kadınların eğitimi ile başlanmalı işe. Bebeklikten itibaren cinsiyet ayrımı olmadan eğitilmeliler.

Fatma Leyla Açan

Kadın olmak zordur. Çünkü kadın hem annedir, hem eştir, hem çalışır, hem evi çekip çevirendir, her zorluğa göğüs gerendir; yeri geldiğinde çocuklarına hem annelik hem babalık yapandır.

Toplumda hala kadınlara bazı insanlar alt düzey muamelesi yapmaktadır. “Erkek işine karışma”, “sen kadınsın şunu şunu yapamazsın” derler ama bunu aşmamız için de kadınlar bir başına ayaklarının üzerinde durmasını öğrenmesi gerekmektedir.

Biz kadınlara özgürlük istiyoruz ve bunun için de mücadele edeceğiz. İster Avrupa’da ister Türkiye’de isterse de başka yerlerde, kadın hakkı her yerde olması gerekir.

Neda Belli

Merhaba, ben Almanya Münster’de yaşıyorum ve öğretmenim. Bence bizler, kızlarımıza dünyaya gözlerini açar açmaz, onların özgüvenlerini güçlendirmek ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğretmeye başlamalıyız. Bunu sağlamalıyız. Toplumun kadından beklentilerini önemsememeli, kendi geleceğimiz için çalışmalıyız.

Esra Yılmaz

Merhaba, ben Esra. Kadın olmak hep bir koşturmaca içerisinde adeta bir “süper kahraman” olmaya çalışmak gibidir. Bütün sorumluluklar kadının sırtındadır. Yazılı bir kadın yoktur ama toplumsal bir dayatma ile bu görevlere mecburmuş gibi yapar. Kadın olmanın zorluklarını anlatmaya kalksak kelimeler lal olur.

Günümüzde kadın olarak en çok maruz kalınan toplumsal sorun şiddet, taciz ve tecavüz ne yazık ki. Kurtuluş mücadelesi ise kadının hayattaki yerini, konumunu daha sağlam zemine oturtacaktır eminim. Kadın olarak bize düşen, ötekileştirmeden, konumumuzu, sıfatlarımızı bir kenara bırakarak; “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” demeyerek birbirimize sahip çıkmak, kadın dayanışmasını büyütmektir.

Nurgül

Merhaba, ben bir avukatım. Bence kadın olmak, ebeveynlerin, çocukların, toplumun tüm beklentilerini üzerinde taşımaktır. Nereli olduğun önemli değil, senden eve kapanıp üretimden uzak durman beklenir.

Kendi yaşantım özelinde zorluklarımı hem serbest meslek çalışıp, çocukların eğitimiyle ilgilenip; hem de aile ve arkadaşlarımı gözden kaçırmamaya gayret göstermek, bunun yanında ev işlerini de üstlenmek şeklinde özetleyebilirim.

Kadın mücadelesi açısından kadın-erkek eşitsizliğini sadece kadınlar gününde değil, yılın her gününde hatırlatıp, daha cesur ve kararlı bir şekilde mücadele etmeliyiz. Mücadele alanlarını genişletmeliyiz, zira kadın haklarına hayatın her alanında saldırılar gözler önünde…

Deniz Kalkan

Merhaba. Ben Kayseri’de yaşıyorum ve lise öğrencisiyim. Bence kadın toplumda annedir, kardeştir, eştir, evlattır yani kadın bir dünyadır.

Biz kadınlar olarak toplu taşıma araçlarında zorluklar yaşıyoruz, töre cinayetlerine, tacizlere, tecavüzlere maruz kalıyoruz. Toplumda “kadın mıdır, kız mıdır” ayrımı benim çok dikkatimi çekiyor. Kadın ayrıca cinsel bir meta olarak görülüyor yalnızca. Aile içi şiddet de cabası…

Bence çoğu kadın akşam saatlerinde yolda başıma bir şey gelecek endişesiyle tedirgin bir şekilde kafası yerde hızlı hızlı korku içinde eve ulaşmaya çalışıyor. Ben bunu gözlemliyorum. Gece vakti dışarı çıkan kadına karşı kurulan “o saatte sokakta ne işi var” düşüncesi benim çok zoruma gidiyor.

Bence kahraman kadınlar sözün bittiği yerdir. Mücadele içerisinde bir çok kadın görürüz bu şekilde. Kadınların bu anlamda mücadele içerisinde olması, kendisini mücadelenin içerisinde öne çıkarması gerekmektedir. Ayrıca kadınların karşılaştığı her türlü hak ihlaline karşı, istismara karşı dayanışmamızı kuvvetlendirmeli; hukuki alanda da bu işin takibini yapmalıyız.

Sevgi Gülen

Merhaba, ben bir özel şirkette sekreterim. 42 yaşındayım. Bence kadın olmak zorluk, fedakarlık ve sorumluluk demektir. Yaşamın her alanında kısıtlanırsın. Bence susmak yerine konuşmalıyız, kendimizi ezdirmemeliyiz. Kadının başaramayacağı hiçbir şey olmayacağını göstermemiz gerekmektedir.

Emine Cankorkmaz

İzmir’de yaşıyorum. Hem evdeyim hem de ara ara güzellik uzmanı sertifikamı kullanarak bakım işleri yapıyorum. Bence kadın olmak her alanda mücadeleyi yansıtır. İşte, evde, sokakta var olan baskı bizleri boyun eğdirme yolunda ilerliyor. Var olan baskıyı çocuklarımızı eğitmek ve geliştirmekle en aza indirgeyebiliriz. Bununla birlikte kadınlar birlikte daha güçlüdür. Örgütlenmeli ve yaşam alanımıza değen her türlü baskıya karşı mücadele etmeliyiz.

Zeynep Gökçek

Merhaba, kadın olarak yaşantımda bana özel zorluklar diye bir şey yoktur, hepimize ait olan zorluklar vardır bence.

Hayatı paylaşma noktasında erkeklerle eşit sorumluluklara mı sahibiz. Cevap: Hayır. Bu eşitsizliği yaratan bizleriz. Yani biz kadınlar, siz erkekler. Dolayısıyla yaşantımızdaki sorunlar ve zorluklar ancak toplumsal bütünlükle aşılabilir. Ayrı bir kadın mücadelesinin mantaliteyi değiştireceğine inanmıyorum. Birinin eşi, kızı, annesi veya kardeşi iken dokunulmaz ve hatta kutsal sayılırken, tek başına olduğunda, yani kendin olduğunda avlanması gereken bir hedef olmaktan kurtulmak için kadın ve erkek birlikte mücadele etmeliler.

Yaşanılan sorunlardan ziyade mücadele yöntemleri üzerine yoğunlaşsak daha iyi olmaz mı? Çünkü sorun hep vardı, böyle giderse de hep var olacak. Genel kavram: Örgütlü mücadele. İyi de iki kişi bir araya gelemiyor. Biz bu örgütlü mücadeleyi nasıl oluşturacağız. Neden olmuyor, niçin bir araya gelemiyoruz biraz da bunu düşünelim derim.

Sevda Çınar

Merhaba. 42 yaşında bir ev hanımıyım. Yaşadığım zaman da kadın olmak ötekileştirilmiş, ezilmiş, mahalle baskısı, çevre baskısı, cinsiyetçilik ve namus kavramı altında ezilmiş emeği sürekli sömürülen bir varlık demektir.

Kendi hayatımda açıkçası pek bir zorluk yaşamıyorum ama sosyal anlamda düşündüğün zaman tabii ki benim de kadın olarak yaşadığım zorluklar var.

Öncelikle eğitim şart. Çünkü kadını da, erkeği de yetiştiren yine kadın. Kadın ne kadar bilinçlenirse ne kadar kendisini iyi yetiştirirse haklarını iyi bilirse, o kadar kendisini koruyabilir. Bizler her şeyden önce insanız. Bize ayrı bir cinsten, cinsiyetçilikten önce insan olarak bakılması gerekiyor. Ben kadın haklarından önce insan haklarını istiyorum. İnsani yaşam değerlerini istiyorum sonrasında zaten kadın veya erkek ayrımına gerek kalmaz. Ama önce insan olmak gereklidir.

Seçil Ayhan

İsmim Seçil, gazeteciyim. Bence yaşadığımız toplumda kadın olmak; ikinci planda olmak demektir. Toplumda hala bir kadının tek başına ayakları üzerinde duramayacağı, bir erkeğe ihtiyacı olduğu algısı devam etmektedir. Kadınların iş dünyasında olması, alışagelmiş kadın şeklini biraz değiştirse de, kadının bir erkeğin varlığına ihtiyacı vardır algısı devam ediyor. Kadın bununla birlikte bir başkası ile birlikte tanımlanıyor sürekli; bir çocuğun annesi, bir erkeğin karısı vb… gibi. Kadınlar da maalesef arka planda olmaya o kadar alıştırılmış ki, başka türlü bir hayat ihtimali dahi olmayacağını zannediyorlar. Bu anlamda söylenecek çok söz var.

Ben İzmir’liyim normalde. Üniversiteyi bitirdikten sonra Ankara’ya yerleştim. Tek başıma yaşıyorum uzun zamandır. İş dünyasına girdiğimde anladım ki çalışan bir kadın olmak ve hatta çalışan yalnız bir kadın olmak gerçekten güçmüş. Baskılara boyun eğdirme çabaları, tacizler, ahlaksız teklifler vb. bunların hepsini gördüm. Boyun eğmedim ama insan yıpranıyor maalesef.

Kadınların kurtuluşu için öncelikle kadınların kendilerini gerçekleştirmeye çalışmaları gerekmektedir. Özellikle medya üzerinden kadın programları, diziler vasıtası ile kadınlara ciddi saldırılar ve sistemin ikinci insanı olmaya kanıksatma çabaları çok yoğun. Kadınların öncelikleri bunları reddetmesi, sistemin cahilleştirme araçlarından uzak durması gerekmektedir.

Seda Şanlıer

Merhaba, adım Seda. 7 yıldır İsveç’te yaşıyorum ve anaokulunda öğretmen olarak çalışıyorum. Yaşadığım dönemde kadın olmak demek, kadın olamamak demektir.

Hangisinden başlasam bilemiyorum. O kadar çok zorluklarımız var ki. Zorluklar ekonomik açıdan tutalım da mücadele alanına kadar geniş bir bölümü kapsıyor. Fakat bana göre en büyük sorun emeğimizin sömürülmesi ve kadınlara biçilen, dayatılan zoraki rol. Kadın cinayetleri, tecavüz ve taciz ise başka önemli sorun.

Kadın-erkek örgütlenerek erkek egemen anlayışa karşı mücadele etmek ve bu mücadeleyi geliştirmek kadın mücadelesi açısından çok önemlidir. Bunun için de öncelikle yeni bir “kadın-erkek” ilişkisi ve anlayışı ve kültürü yaratmalıyız.

Sevim Ateş

Merhaba, ismim Sevim. Almanya’da yaşıyorum. Kadınlar toplumsal olarak bir çok alanda sorun yaşamaktadır. Anlatsak, sayfalar yetmez. Özellikle yaşam alanlarımıza yönelik saldırıları yoğun olarak hissediyoruz. Yaşam alanlarımıza yönelik saldırılara karşı durmalıyız.

Örgütlenmek özellikle önemlidir. Kadınlar örgütlendikçe güçlüdür.

Ayrıca bize sunulan sadece annelik ve ev kadınlığı rolünü kabul etmemeli, reddetmeli ve üretimde eşit hak ve ücret için mücadele etmeliyiz.

Yeşim Alpay

Merhaba, ben Yeşim Alpay. Özel bir şirkette muhasebe sorumlusu olarak çalışıyorum. Bence kadın olmak, ki özellikle Türkiye’de kadın olmak; insanlara kendini anlatmaya çalışıp, cinsiyetçi zorluklar içerisinde sürekli mücadele edip ve kendini zorla da olsa ispat etmeye çalışmak demektir.

Erkeklere, topluma, bozuk zihniyetlere karşı hep bir mücadele içerisinde olursunuz kadınsanız eğer.

Kadın olarak ben de bir çok zorluk ile karşı karşıya kalıyorum. Sokaklarda rahat yürüyememek, toplu taşıma araçlarında rahatsızlık, endişe vb… Tabii ki ataerkil bir toplumda, bizlerin nasıl da yeri geldiğinde ikinci sınıf muamele gördüğümüzü anlatmaya gerek yok bile. Kadın dediğin; çocuklarının anası, kocasının dizinin dibinde duran, yemek yapıp hizmet eden bir nesne… Elimizin hamuruyla erkek işine bulaşamayız, anlamayız!

Bu düzeni biz kurmadık ama düzeltecek birileri varsa onlar da bizleriz. Bunun için de bir kadın olarak mücadele ederek, ekonomik özgürlüğümüzü elimize almamız şart! Yapılan haksızlara, yok saymalara karşı sesimizi hiç olmadığı kadar duyurmamız lazım . Yoksa kendi geleceğimizi; karnımızı doyuran, bize gelecek bile vaat etmeyen erkeklerin ellerine teslim edeceğiz…

Eylem Şahin

Merhaba, ben İzmir’de yaşıyorum. Bence eril gücün koyduğu yasalarla yaşamak demektir kadın olmak. Başkaldırmadan, sorgulamadan, sessiz durup; mutfak, annelik, karılık, kapalı perdeler arkasında steril bir hayat düşüncesi ile özdeşleşmiştir kadın olmak.

Kız çocuğu olarak dünyaya gelişimizden itibaren ”kadın” olmanın bütün kodlarıyla büyütülüyoruz. Kadın kimliğimize zaman içerisinde bir sürü alt kimlik ekleniyor. Anne, eş, sevgili, öğretmen, sanatçı vs.. Bunların hepsini düzen içerisinde götürmeye çalışırken korkunç çaba sarf ediyoruz. Maddi manevi yalnız olmak da işin diğer zor yanı.

Her şeyden önce dayatılan bu eril sistemi kabul etmemek lazım. Kadın olmadan kadınların adına yapılan her şeyi; kıyan, harcayan, yok sayan her şeyi reddetmeli. Kadının doğurgan üretken gücünün farkına varmasını sağlayıp önce insan sonra kadın olmanın farkındalığıyla kadın-erkek dayanışarak haklarını alacaklarını düşünüyorum.

Yeşim Kantekin

İsmim Yeşim Kantekin. Üniversite mezunu bir işsizim şu sıralar. Kadın olmak deyince benim aklıma kaybolmuşluk geliyor. Tarih boyunca birçok sisteme tanık olmuş dünya, kadın kimliğini de var olan sistemlerin gerekliliklerine göre bir şekilde silikleştirmiş. Oysa ki dünyayı değiştirme gücüne sahip yeteneklerimizin, sezgilerimizin, doğadan gelen gücümüzün olduğu tarihi bir mirasımız genetiğimiz var. Bunu aslında günlük yaşamda küçük ipuçları ile ninelerimiz annelerimiz gösteriyor.

Yaşadığımız dönemde en büyük zorluk içinde bulunduğumuz sistem yani kapitalizm, zamanla kendine yabancılaşan kadın, kapitalizmle birlikte doruğa ulaştı. Marka giyinmeyi özgürlük diye bize yutturan bir sistemle karşı karşıyayız. Bunun yanında ise feodal yanlarımızdan gelen ailevi ve toplumsal baskılar var. Bütün bir toplamı düşündüğümde kadınların nasıl cinnet halinde olmadıklarına şaşırıyorum, belki de o haldeyizdir haberimiz yok.

Bu aralar bireysel olarak yaşadığım en büyük sıkıntı ise iş hayatı. Bunu kadın sorunu olarak görmeyenler olacağını hissediyorum ama bence kocaman bir kadın sorunu. Çünkü bu sistemin iş ilişkileri daha ilk iş hayatımdan beri alışamadığım bir durum. Evden dışarı çıktığımda daha sabahın erken saatlerinde başlıyor sıkıntı, öncelikle toplu ulaşım aracındaki erkeklerin bakışları, tacize uğrama endişesi, çalıştığım iş yerlerinde kadınlığını unutmuş kadınlar, kör bir hırs içinde yaşayan kadınlar, rekabete zorlanma vs. Toplumsal anlamda evlenmeye zorlanma psikolojik baskılar. Erkeklerle bu gerek arkadaş gerek sevgili olsun kuramadığımız sağlıklı ilişkiler…

İşin özü şu ki kadınlığımız belki de her gün karşımıza başka şekillerde çıkıyor. Kadınların kurtuluş mücadelesinde öncelik olarak kendimizi görüyorum. Gerçekten tarih içinde yitmişiz. Kendi benliğimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Bilgisiz kalmayı kabullenmemeliyiz. Kapitalist dünyanın çarkından kurtulup içimizdeki sesi keşfetmemiz gerek. Bu derin kuyudan su çekmeye benziyor evet belki ağırlığı ve zorluğu var ama o kuyunun derinliklerine indikçe içimizdeki sınırsız gücü ve yaratıcılığı bulacağız. İçimizdeki eziklik, yetersizlik, becerisizlik duygusundan kurtulup yan yana, el ele mücadele etmeliyiz. Belki bu sayede kadın erkek gibi bir cinsiyet ayrılığı üzerinden mücadele biçimlendirmeye gerek kalmayacaktır. Kadınlarla olan kardeşlik bağımız be kadar güçlü olursa erkeklerle olan kardeşliğimiz dostluğumuz da o kadar gelişecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here