YENİ YILDA TÜRKİYE VE DÜNYA

0
153

Erdal Kudiş/ “Erdoğan Kürt sorununu çözerek 2014 yılında yapılacak başkanlık seçimine hazırlanırken diğer taraftan kendine yönelebilecek her türlü muhalefeti ezmeye çalışıyor. Öğrencilerin ODTÜ çıkışı ve ÇHD’nin baskını sonrası yaşanan dayanışma örnekleri toplumdaki dinamiklerin varlığının kanıtı ve Erdoğan hükümetinin karşısında güç birliği olanaklarının da olduğunu gösteriyor.,,

Yeni yıla dünyada ve Türkiye’de sıcak gelişmeler ile girdik; Ortadoğu ve Arap ülkelerindeki hareketlilik devam ederken Türkiye de aynı tempoda hem iç hem de dış politikada hareketlilik içinde başladı.

ABD Dışişleri Bakanı Clinton’nın “Arap Baharı’yla iktidara gelenlerin beceriksiz olduklarını” söylerken amacı demokratik bir sisteme geçişi başaramadıkları için değil ülkelerindeki isyanları bitiremedikleri içindi. Mısır’da son bir hafta da 40’dan fazla gösterici hayatını kaybederken hiçbir ülkeden tepki ve kınama gelmedi. Şimdilerde özgürlük ve barış meleği kesilen Erdoğan dincilerin Mısır’da ve Suriye’de kendi halkını öldürmesi karşısında sessiz.

Suriye de çatışmalar 2013 yılında İsrail’in de işin içine direkt girmesi ile yeni bir boyuta girdi. İsrail 30-31 Ocak tarihlerinde Suriye’deki iki hedefe hava saldırısı düzenledi. Batı bu saldırılara ses çıkarmadı.

Esad’ın son zamanlarda ülkedeki kontrolü almaya başladığı söyleniyor. Bunda Esad karşıtlarının kendi aralarındaki anlaşmazlıkları ve batının maddi destek vermede çekingen davranmasının da etkili olduğu söyleniyor. Muhalifler içinden bir kesim şiddet yolu ile değil de Esad ile diyalog temelinde görüşmelere başlanmasını savunuyor ve bunlar 28 Ocak’ta Cenevre’de bir toplantı yaptılar. Aynı günlerde Halep’te nehirde cesedi bulunan 60 kişinin bu kesimden olduğu iddia edildi. Paris’te ise aynı gün Suriye Devrim Güçleri ve Muhalefet Koalisyonu toplandı. Bu toplantıda muhaliflere yardım konusunda anlaşmazlık çıktığı ve Koalisyon Başkanı Muaz Elhatip “Hemen 500 milyon vermezseniz bu işten vazgeçeriz” tehdidinde bulunduğu bildirildi.

İsrail ise yaptığı saldırı ile aslında Esad’a karşı savaşan radikal İslamcılara destek verdiğini kanıtlamış oldu tıpkı Amerika gibi. Amerika da bir taraftan Suriyedeki radikal İslamcılara destek verirken diğer taraftan Afrika ülkelerindeki radikal İslamcılara karşı savaşma adı altında askeri üs arayışlarında. Aslında Amerika bir biçimi ile Suriye’de istediğini almaya başladı. Hem desteklediği radikal İslamcılar hem de Esad cok yıprandı. Suriye ise tam bir harabeye dönüşmüş durumda. Sadece Suriye değil bölge de yıprandı ve güç kaybetti.

Esad karşıtı cephede yer alan Türkiye ise Katar ve Suudilerden gelen sıcak para sayesinde ekonomik olarak ayakta kalırken çevresinde herkesle kavgalı. Tek anlaşabildiği Irak Kürdistanı ve Barzani kaldı. Bir taraftan Öcalan ile barış için görüşüldüğü söylenirken diğer taraftan ise kış sürecinde sığınaklara çekilen gerillaların yerleri tespit edilip imha ediliyor. Son dönemde PKK saflarında ciddi kayıplar olduğu dile getiriliyor. Paris’te Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katledilmelerinde de Türkiye’nin parmağı olduğu yönünde ciddi ipuçları var. AKP’nin Türk-Kürt meselesinde ne halka özgürlük ve bölgeye barış getirmek amacı taşımadığı besbelli.

Erdoğan Kürt ulusal hareketini saf dışı bırakma ve hatta yedekleme çabasıyla 2014 yılında yapılacak başkanlık seçimine hazırlanırken diğer taraftan kendine yönelebilecek her türlü muhalaefeti ezmeye çalışıyor. Ögrencilerin ODTÜ çıkışı ve ÇHD’nin baskını sonrası yaşanan dayanışma örnekleri AKP karşısında güçbirliği olanaklarının da olduğunu gösteriyor.

Yılın ilk günlerinde yaşanan Şişecam grevinin başarıyla sonuçlanması ise işçi sınıfı içindeki direniş ruhunun varlığını gösteriyor.

Erdoğan şimdi askerle de arayı düzeltmeye çalışıyor. İçeri tıkıp kendi düzenine boyun eğdirdiği generalleri şimdi »Bu garibanları kimler atmış buralara ! » edebiyatı ile bağrına basmaya başladı.Erdoğan’ın hemen ardından ABD Büyükelçisi de tutuklu generallere ve ezik ulusalcı muhaliflere arka çıktı. Erdoğan şimdi hem Türk-Kürt barışını getirecek hem de içeri tıkılan eski-yeni generalleri kurtaracak adam konumunda. Sanki ABD ile işbirliği içinde savaşı yürüten ve aynı zamanda da muhalifleri içeri attıran başkasıymış gibi! MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın önümüzdeki günlerde Hewler’e gideceği ve hem Barzani hem de PKK yöneticileri ile İmralı’nın devamı niteliğinde görüşmeler yapacağı dile getiriliyor. Bu süreç AKP’nin yeni bir hilesiyle kesilmezse bir genel af görülüyor.

2013 yılı hem ülkemiz hem de bölgede yeni gelişmelere gebe olacaktır. Bölgesel savaşlar olabileceği aynı zamanda ülkemizde toplumsal gelişmelerde yeni bir döneme giriyoruz. Özellikle Suriye’nin istikrarsızlaştırılması sürecinde Türkiye’de yükselen anti-emperyalist tepkiler devrimci mücadeleye yeni olanaklar sağlamaktadır. Önümüzdeki dönemde işçi, öğrenci ve emekçi hareketinde gelişme yaşanacaktır.

Biz Direnişçiler bu sürece hazırlıklı olmalı birlik beraberliğimize kuvvetle sahip çıkarak merkezi ve disiplinli bir örgüt haline gelmeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here