Yeni Bir Yıl Değil Yeni Bir Hayat Lazım

0
158

Bir yıl daha bitti. Acısıyla-tatlısıyla, yaşadığımız ve yaşayamadığımız onca şeyle. 2019’da yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yeni yıla yeni ümitlerle girdik.

Düğünler, bayramlar, doğanlar, ölenler, hayaller, umutlar yeni yıla yani 2020’ye ertelendi gibi…

Her geçen yıl gibi ve kişiye göre değişse de hem burada Almanya’da hem de Türkiye’de bireysel bazda neşe ve keder arasında gidip geldiğimiz bir yıldı 2019. Toplumsal, siyasal, ekonomik ve hatta özgürlükler açısından baktığımızda Türkiye’deki muhalif insanlar çok kötü bir yıl yaşadılar, bu hiç tartışma götürmez.

Her türlü siyasi, ekonomik ve insani talepleri duvara tosladı, iktidar ne dinledi, ne not aldı ne de bu insanlarla empati kurabildi. Sokağa çıkıp bu politikalara itiraz ve isyan edenler en sert şiddetle karşılaştılar. Almanya’da ise her ne kadar zenginler ile yoksullar arasındaki makas açılsa, emeklilerdeki yoksullaşma gözden kaçmasa da şu anda Almanya’nın en büyük sıkıntısı ırkçılık.

AfD, yani Irkçı Almanya İçin Alternatif Partisi’nin yükselişi ve mültecileri topluma sosyal uyumu ve onların istihdamıdır. Sosyal devlet ama hala yerinde duruyor. Hala milyonlarca işsize, yoksula bakıyor devlet.

Örneğin yeni yılda emeklilerin maaşlarına enflasyon oranlarının iki misli olan yüzde 22,4 oranında zam yapıldı. İşsizlik parası cüzi de olsa artacak. Tren biletlerinde yüzde 19 olan katma değer vergisi yüzde 7’ye düşürüldü. Bundan amaç, insanların araçlarıyla değil trenle seyahat edip doğayı ve çevreyi korumaları.

2019 yine yurt dışında yaşayıp Türkiye’den hizmet alan vatandaşlarımız için emeklilikten sağlık hizmetlerine, telefon açtırmadan dövizli askerlik bedeline kadar birçok alanda büyük zamların yapıldığı, elde edilen hakların kaybedildiği bir yıl oldu.

Tüm bunların dışında Almanya’da 2020’de en çok konuşulacak yeniliklerden birisi de Mart ayının başında yürürlüğe girecek olan “Yeni Nitelikli İş gücü Yasası”. Bu yasayla birlikte Almanya’da artık Avrupa Birliği ülkelerinin dışındaki ülkelerin nitelikli iş gücü de iş bulup çalışabilecek. Bu Türkiye’deki işsiz ya da Avrupa’da yaşamak, çalışmak isteyen gençlerimiz için bir fırsat aslında ama insan yine de sevinemiyor.

Çünkü bu bir beyin göçüdür. Bu insanlara ülkenin ileride ihtiyacı olacaktır. Bu konuları konuştuğum, buraya gelmek isteyen akademisyen ya da meslek sahibi gençlerimiz ise bana “doğduğun değil doyduğun yer önemlidir” diyorlar. Peki bu insanlar Almanya’ya gelmek için ne yapmalılar?

Almanya’nın yurt dışındaki başkonsolosluklarına müracaat etmeleri 6 aylık iş arama vizesi almaları, en az B1 seviyesinde Almanca bilmeleri, diplomaları, sertifikaları ve tüm diğer belgeleri tercüme edip denkleştirmeleri gerekiyor. Yine yeni yıla dönecek olursak Almanya Başbakanı Angela Merkel, yılbaşı akşamı ülke televizyonlarında yayınlanan yeni yıl mesajında 2020 yılının ülkesi için iyi bir yıl olabileceğini söyledi ve “Sağlıklı ve istikrarlı, stabil bir Avrupa Birliği demek, iyi bir Almanya demektir. Çünkü biz ülke olarak sadece AB içinde değerlerimizi, çıkarlarımızı savunabiliriz. Barışı, özgürlüğü ve refahı güvence altına alabiliriz.” dedi.

Yine Şansölye Merkel, insanlara barış ve güven içinde bir yaşam şansı fırsatı verilmesi halinde göçün gerileyeceğini, azalacağını savundu.

Dileğimiz gerçekten 2020 yılının tüm insanlık ve bizler için daha iyi bir yıl olmasıdır. Ama unutmayalım ki coğrafya bir kaderdir.

Ortadoğuda kan, gözyaşı bitmiyor.

ABD’nin dün Irak’ta İranlı General Süleymani’yi öldürmesiyle şimdi Ortadoğu daha da karışacak. Arap coğrafyalarında devam eden savaş yayılıp Türkiye ve İran’ı da içine alırsa hiç şaşmamak gerekiyor. Onca problemle boğuşan ülkemiz bir savaş alanı haline gelebilir.

Bu nedenle Türkiye’deki AKP politikalarının A’dan Z’ye kadar değişmesi ya da yeni bir seçim gerekiyor. Siyasi nedenlerle içeride tutulan muhalif politikacıların, aydınların, gazetecilerin, sanatçıların, iş insanlarının  bir an evvel salıverilmesi lazım.

Muhalif medyaya ağır baskıların, ambargoların mutlaka  son bulması, basit bir sosyal paylaşımdan, hakaret içermeyen eleştiriden dolayı buradan Türkiye’ye izine giden kendi insanımızın sınırlarda tutulmaması, soruşturma açılmaması, gurbetçi Türkiyelilerin küstürülmemesi, ülkesinden soğutulmaması gerekiyor.

Yani acilen, bir an evvel toplumsal barışın tesis edilmesi gerekiyor.

Tüm bu saydığım nedenlerle ve gerçeklerden uzak dış politikasıyla ne yazık ki Türkiye buradan, Avrupa’dan hiç iyi görünmüyor. Ben yine de ve her şeye rağmen 2020 yılının bir çok alanda değişim, dönüşüm ve iyileşmenin sağlanacağı, birçok sevinçlerin yaşanacağı daha güzel bir yıl olacağına tüm kalbimle inanıyorum.

Musmutlu, huzur ve özgürlük dolu yeni yıl dileklerimle birlikte tüm okuyucularımıza, dostlara huzurlu ve keyifli geçecek günlerin bol olduğu güzel bir yeni yıl ve yeni bir hayat diliyorum!

*Fotoğraf Tele1’den alınmıştır.

Mehmet Tanlı – Almanya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.