Yerel Seçimler Üzerine

0
26

7324330 Mart seçimleri öncesinde siyaset Cemaat ile AKP arasındaki kutuplaşmaya göre şekilleniyor. İkisi, Türkiye’nin en etkili siyasi aktörlerinden ikisini oluşturuyorlar. Bir diğer etkin güç ise PKK’dir. Türkiye’nin geleceği bir süredir bu üç güç tarafından belirleniyor.

Odak olarak AKP ile Cemaat arasındaki çatışmayı yakından izlemeye çalıştık. 17 Aralık operasyonuna kadar, tarafların rasyonel davranacakları varsayımından hareketle çatışmanın uzlaşmayla sonuçlanacağını sanıyorduk. Ne mutlu ki “Kötü yanılmışız!” diyemiyoruz. Aksi halde dincilerin pislikleri bu denli kolayca ortaya dökülemezdi. Bu zamana kadar iktidarı paylaşan ve dışarıya karşı birbirlerine gayet saygılı görünen bu iki güç tıpkı kötü aile ayrılıklarında görüldüğü gibi birbirlerine şuursuzca saldırmaya başladılar. Etrafa pislikleri yayıldı. Demek ki yalnızca bireyler ve akraba grupları değil siyasi güçler de “akıldışı” davranabiliyorlarmış .

Dinci karanlığın koyulaştığı dönemde yani daha Gezi Direnişi de çıkmadan Piyanist Fazıl Say “Bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?” diye bir Twitter mesajı yazmıştı. O mesaj yüzünden Fazıl Say “Dini değerleri aşağılamaktan” ceza yerken, din adına hırsızlıklar yapanlar serbestçe işlerini görüyorlardı. Çok insan “Bu düzen daha birkaç on yıl böyle sürecek galiba” diye tasalanırken önce Gezi Direnişi geldi. Ardından ise 17 Aralık, yani hükümetin “darbe” dediği yolsuzluk skandalı.

Erdoğan isterse en sıkı yasaklarla diktatörlüğünü kursun. Gezi ve 17 Aralık’tan sonra onun kanatları kırıldı. Cemaat “Ya hep ya hiç!” mantığıyla davranarak AKP’den bütün iktidarı istedi. Umarız AKP giderayak onu büyük ölçüde budar. Aksi halde Cemaat çok büyük tehlikedir.

Türkiye solu bu çatışmada taraflardan birinin ardından gitmemelidir.

Türkiye’nin en örgütlü ve en etkili muhalefet gücü olan Kürt ulusal hareketi AKP-Cemaat çatışmasında AKP’nin tarafında yer alıyor. Kürt ulusal hareketinin amacı AKP’nin sıkışık durumundan faydalanarak kendi konumunu güçlendirmektir. Öcalan’ın kendi ifadesine göre AKP’ye destek 2001 yılından beri sürüyor. Öcalan bir görüşmesinde iktidarı İslamcılara “altın tepside” sunduklarını belirtiyordu. “Kendime kızıyorum, 2001-2004’te biz eylemi ‘tak’ diye kestik. Hükümet anlamadı, ‘terör bitti’ dediler. (Altan Tan’a dönerek) Sayın Altan bilirsin İslamcıların 40 yıllık rüyasıydı, rüyalarını gerçekleştirdik. Biz AKP’ye iktidarı altın tepsi-de sunduk. (Hürriyet, 1 Mart 2013, http:// www.hurriyet.com.tr/gundem/22712286. asp). Öcalan o görüşmede, 2011 yılındaki KCK operasyonlarını, MİT Başkanı’nın ifadeye çağrılmasını da darbe girişimleri olarak gördüğünü ve tavır almış olduğunu söylüyordu.

Diğer muhalefet gücü olan CHP ise Cemaat’le birlikte saf tutmuş durumda. CHP, Cemaat’ten kendisine oy gelmeyeceğini büyük olasılıkla biliyor. Cemaat’in oy tabanı hem dardır hem de o kesim oy verse ya dincilere ya da MHP’ye oy verir. Fakat Cemaat’in gücü, taraftarlarının oy potansiyelinden değil onun devlet ve toplum içindeki örgütlenmesi sayesinde entrikalara girişebilmesinden ileri geliyor. Hatırlanacağı gibi Cemaat, Baykal’ı gizlice videoya alıp internetten seyrettirerek onu başkanlıktan düşürmüştü. Şimdi Cemaat benzerini AKP’ye yapıyor.

AKP’ye karşı muhalefette halka güvenmeyen CHP, Cemaat’in arkasına saklanıyor. Gezi Direnişi sırasında gaz ve sopa yiyerek eylemcilerin yanında yer alan CHP’liler şimdi geri plana düşerlerken o günlerde kılını kıpırdatmamış olan kirli siyasetçiler CHP içinde ön plana geçtiler. CHP ayrıca Ankara’da Mansur Yavaş adlı MHP’liyi, İstanbul’da demagog politikacı Sarıgül’ü, Fatih’te Erbakan’ın yeğenini, Hatay’da AKP’li Lütfü Savaş’ı aday gösterdi. CHP büyümek için burjuva sağı kucaklamaya çalışıyorken aslında kendi gelişme olanaklarını ortadan kaldırıyor. Baykal da zamanında Cemaat’e açılarak Erdoğan’ı sıkıştırmayı hesaplıyordu. Cemaat onun videosunu yayınladığında bile “Bunu Cemaat yapmış olamaz”, deyip duruyordu.

CHP, başa geçse bile ne yapacak? Alternatif bir programları yok. Niyetleri de yok. BDP-HDP çizgisini CHP’yi eleştirirken çifte standartçı görüyoruz ki, bu da bizi niyetleri hakkında kuşkuya düşürmeye yetiyor.

CHP Cemaat ile ittifaktaysa BDP de AKP ile ittifakta. AKP bugüne kadar o ittifaka dayanarak Türkiye’de dinciliği yerleştirdi. Şimdi AKP yargıyı hükümete bağlıyor, internete ve basına yeni sansür getiriyor ve MİT’e adeta Muhaberat örgütü yetkileri veriyor. AKP ile PKK ittifakı sürüyor. Çünkü PKK kendi örgütsel çıkarlarının peşindedir. Kaldı ki Öcalan da Cemaat’e ittifak önerisi getirmişti. Öcalan, Sırrı Süreyya Önder vasıtasıyla Gülen’e “Bütün Ortadoğu’daki demokratik bir siyaset ve barış için birlikte çalışabiliriz, Muhterem Fethullah Gülen’e selamlarımı söyleyin. Onu en iyi anlayan benim” şeklinde mesaj yollamıştı (23 Mart 2013, http://www. hurriyet.com.tr/gundem/22879093.asp). Cemaat-AKP çatışmasını yakından izleyen Öcalan’ın bu mesajla çatışmanın gelişmesini önlemeye çalışıp çalışmadığını bilemiyoruz.

kaya güvençYerel seçimlerde sosyalist ve demokrat adayları destekleyeceğiz. Bu anlamda Ankara Büyükşehir Belediyesi adayı Kaya Güvenç’i destekliyoruz. Kaya Güvenç Türkiye solunun bir araya gelmesine de yardımcı oldu. Sarıgül’e, Mansur Yavaş’a ve diğer sağcı CHP adaylarına oy verilmemelidir. HDP’yi biz Türkiye solunu Öcalan’ın peşine takmak için kurulmuş bir parti olarak görüyoruz ama içinde devrimci insanlar olduğunu biliyoruz. Yerellerde uygun bağımsız adaylar gibi CHP ve HDP adayları da desteklenebilir. Bütün arkadaşlar seçimlerde aktif davranmalıdırlar. Kimse ilgisiz kalmamalı. Yerel seçimlerden yararlanarak devrimci mücadeleye katkı temelinde örgütlenmemizi ve insanlarla bağlarımızı geliştirmeliyiz.

02.03.2014

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here