YİNE IRKÇI POLİS CİNAYETİ YİNE BERAAT

0
27

“Kalbim kırıldı ama inancım sağlam”
(Tracy Martin, öldürülen gencin babası)

asdasfafsTravyon Martin 17 yaşında siyahi bir lise öğrencisiydi. 26 Şubat 2012 tarihinde Florida ( Amerika ) eyaletinin bir kentinde mahalle güvenlik görevlisi ( polis muhbiri ) tarafından öldürüldü. Onun, siyahi bir genç olması, Amerikan hukuku açısından suç işleme potansiyeli taşıması anlamına gelmekteydi. Bu anlayış, özellikle polis ve yargı içinde kurumlaşmış bir olgu olarak görülmektedir. Polislerin siyahi gençlere yönelik öldürme olaylarının neredeyse tümü cezasız sonuçlandığından ırkçı nitelikteki cinayetler de devam etmektedir.

Travyon Martin’in öldürülmesi de münferit bir olay değil, kurumsallaşmış ırkçılığın yeni bir saldırısıydı. Yaklaşık bir buçuk yıl önceki olayda şüpheli kişi olarak takip edilen Travyon Martin, polis muhbiri George Zimmerman tarafından öldürülmüş, cinayet sonrası gözaltına alınan G. Zimmerman ise kefaletle serbest bırakılmıştı. Tepkiler sonucu olaydan bir buçuk ay sonra tekrar tutuklanmıştı.

Haziran 2013 tarihinde, mahkeme, G. Zimmerman’ı ikinci dereceden cinayet işleme suçundan yargılamaya başlanmış ve bir kaç hafta süren yargılama sonunda jüri G. Zimmerman’a beraat kararı vermişti. Bu davanın başsavcılığını ırkçı tutumlarıyla tanınmış Angela Corey yapmış. A. Corey, T . Martin’e yakın mesafeden ve doğrudan kalbine silahla ateş edildiği halde cinayeti birinci dereceden değil de ikinci dereceden adam öldürme olarak değerlendirerek bu davanın daha başından nasıl sonuçlanacağını göstermiş.

Amerika’da ezenlerin (beyazların ) çıkarlarını koruma ve kollama temeli üzerine kurulu olan adalet anlayışı siyahi toplulukları potansiyel suç eğiliminde görür. Bu nedenle ki, T. Martin cinayeti sonrası birçok eyalette yapılan kitlesel yürüyüş ve gösterilerde ve sosyal paylaşım ağları üzerinden yapılan çağrı ve yorumlarda ırkçılığa karşı tepkiler ortaya kondu. ‘’ Amerika’da yasalar yalnızca beyazları korur’’ , ‘’ Siyahsan adalet yok ‘’ ‘’ Irkçılığı durdurun’’ gibi sloganlar sıklıkla dillendirildi. T. Martin’in öldürüldüğü Florida eyaletinde yürürlükte olan ve öldürücü yasa olarak nitelenen ‘’kendini koru’’ yasasının kaldırılması talep edildi.

Beyazların da katıldığı on binlerce insanın ırkçılığa karşı protesto gösterilerine destek veren dünyaca tanınmış simalarda vardı. Ünlü pop şarkıcısı Beyonce bunlardan biriydi. Beyonce, Nashville’de verdiği konserde seyircileri bir dakikalık saygı duruşuna çağırdı. Başkaca siyahi sanatçı ve sporcular desteklerini açıkladılar. Demokrat Partili Kongre üyesi Bobby Rush,Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmaya kapüşonlu ceketiyle çıkarak ırkçı cinayeti ve ırkçı uygulamaları protesto etmişti.

Travyon Martin davası ile en dikkat çeken açıklamalardan biri ise kuşkusuz Amerika Başkanı Barack Obama’dan geldi. Başkan Obama, Travyon Martin davası ile ilgili olarak “35 yıl önce olsaydı, Trayvon Martin ben olabilirdim” derken başkanı olduğu ülkede siyahilere karşı değer yargılarına da değindi. Obama ‘’ABD’de siyah olduğu için güvenlik güçleri tarafından şüpheyle yaklaşılmayan çok az kişi olduğunu belirterek “Sokakta yürürken, yanından geçtiği arabaların kapılarının kilitlenme sesini duymayan çok az Afrika kökenli Amerikalı vardır. Senatör olmadan önce bu bana da yapıldı. Bir asansöre bindiğinde cüzdanını sıkı sıkı kavrayan ve ininceye kadar nefesini zor tutan bir kadına tanık olmamış çok az Amerikalı vardır.” açıklamasını yaptı .

Başkan Obama mahkemenin G. Zimmerman’ı berat etmesini ise, Amerika’nın bir hukuk devleti olduğunu ve jürinin de kararını verdiği şeklinde açıkladı. Irkçı ve alçakca işlenen cinayete karşı büyük bir tepkinin ve özellikle T. Martin’in ailesinin sosyal paylaşım ağları üzerinden yürüttüğü büyük çaba olmasaydı bu dava çoktan kapanmış olurdu.

Amerika’da siyahilere yönelik ırkçı saldırganlığın bir sürekliliği var. Travyon Martin’in annesi, Sybrina Fulton haklı olarak, katıldığı yürüyüşteki kitleye “Bugün benim oğlum. Yarın sizin oğlunuz olabilir” diyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here