Belediye işçileri ve toplu sözleşmeler

2
1205

İnan Kaloğulları

450 bini aşan sayısı ile kamuda en kalabalık çalışma alanlarından birini belediye işçileri oluşturuyor. Emekçiler çok uzun yıllar boyunca piyasadaki taşeronluk düzeninin en kötüsüne maruz bırakıldılar. Bu sömürü biçimi yıllar içinde azalmadı, giderek farklı biçimlerde devam etti. Kamuda üzerinden en çok para kazanılan işçiler kimler diye sorulsa akla ilk olarak belediye işçileri gelir. Çalışanlar yıllarca üst işverene bağlı olarak çalıştılar fakat alt işveren olarak bilinen özel firmaların insafına terk edildiler. Sendikalara üye olmaları engellendi, baskının, güvencesizliğin ve adaletsizliğin en kötüsüne maruz kaldılar.   

Çalışanlar 2018 yılında “müjde veriyoruz” denilerek belediye şirketlerine geçirildi fakat “kadrolu taşeronluk” olarak adlandırılan bu statü ile yüz binlerce işçi güvenlik soruşturmasından geçirilerek fişlendi ve kamudaki ihraçları andıran bir uygulama ile karşı karşıya kaldılar. Bazı belediyelerde direnişler gelişti ve işe dönüşler konusunda başarı sağlandı. Bu mücadele sayesinde güvenlik soruşturmalarıyla kapı önüne koyulmayı bekleyen binlerce çalışan rahat bir nefes aldı. Kürt coğrafyasında ise belediyelere atanan kayyımlar eliyle daha zorba yollar kullanıldı ve binlerce insan işsiz bırakıldı.  

Belediye şirketlerine geçirilen işçiler; güvenlik soruşturmalarının, zorunlu emekliliğin ve işsiz kalma kaygısının yanında bakanlığın köleliği çağrıştıran toplu sözleşmesi ile karşı karşıya bırakıldılar. Çalışanlar iyi şartlara kavuşmak yerine yıllar içinde ekonomik açıdan daha da gerilere itildi. Yüksek Hakem Kurulu’nun tüm belediye çalışanlarını kapsayan toplu iş sözleşmesi ile yüzdelik zam oranları yüzde 4’lere kadar düşürüldü. İşçilerin kara bahtı daha da karartıldı. 

2018 yılından bu yana asgari ücret oranında toplam artış 76.21 artış olurken, belediye işçilerinin maaşları resmi olarak yüzde 16 arttı. Belediye yönetimleri, Bakanlığın bu sözleşmesini fırsat bilerek çalışan maaşlarına enflasyon ve asgari ücret farklarını yansıtmayı reddettiler. KHK geçişi öncesi asgari ücretin Yüzde 40 ile 60 fazlası şeklinde ücret alan emekçiler giderek asgari ücret ile aynı seviyede maaş alan işçiler haline geldiler. Kadrolu ve memur statüsünde çalışan emekçiler 2 ve 3 katı oranında ücretler alırken taşeron işçiler ülkemizde dibe vuran ekonomik koşulların da etkisiyle sefalet koşullarına doğru itildiler.   

Geçişler sonrası eski düzenden kalan adaletsizlikler son bulmadı, farklı biçimlerde artarak devam etti. Çalışanların yemek ücretleri 5 lira ile 7.5 TL arasında kaldı. İşçilerin maaş hesaplarını taşımları karşılığında bankalardan aldığı promosyon ücretleri çalışanlara kuşkulu gelecek şekilde çok az oranda yansıtıldı. Baskı ve sömürü biçimleri sürdürüldü, güvencesizlik ise devam etti. Bu düzenleme ile belediye çalışanlarının kadro beklentisinin önü büyük ölçüde kapatılmış oldu.  Çalışanlar aldatıldı, taşeronluk düzeni belediyelerde yasal yollarla daha da kalıcı hale getirildi. İşçilerin tek kazanımı sendikalaşmak ve ilerleyen yıllarda toplu sözleşme yapma hakkı kazanmak oldu.  

Yüksek Hakem Kurulu Sözleşmesi nihayet 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren son buldu fakat hemen ardından koronavirüs gerekçesi ile toplu iş sözleşmesi görüşmeleri Bakanlık kararıyla 3 ay erteledi. Yeni sözleşme olanaklarına kavuşan belediye işçileri bu nedenle görüşmelere 3 ay geç başladılar. Sözleşmelerin 5-6 ayı bulan yasal süresiyle birlikte bu gecikme neredeyse 7’nci ayına yaklaştı. Belediyelerin büyük çoğunluğu işçilerin talep ettiği toplu iş sözleşmelerini hala imzalamamış durumdalar. 

Virüs salgınının yarattığı enkaz bu zorlu günlerde yine emekçilerin üzerine yıkıldı. Belediye işçileri yakın zamanda koronavirüsten ölümler konusunda yüzde 23’lük oran ile risk sıralamasında inşaat alanında sonra 5’inci sırada yer aldı. Onlarca belediye çalışanı hayatını kaybetti.  İş yerinde kaptığı virüsü sosyal hayatına taşıdığı için annesi, babası ve yakınlarını kaybeden birçok çalışanın varlığına işçiler olarak çok yakından tanık olduk.  

Emekçilerin örgütsüzlüğü imzalanan sözleşmeleri maalesef çalışanların sorunlarının geçiştirildiği sözleşmelere dönüştürüyor. İşçiler, örgütsüz oldukları için sendika yöneticileri ile belediye yönetimlerinin arasında sıkışıp kalıyorlar. Sendikal bürokrasi emekten yana görünürken akıl ve duygu ise olarak işverenden yana davranıyor. Sarı sendikacılık kavramı gücünü buradan alıyor.  Gericilerin dini dillerinden düşürmemesi gibi bu sendikacılık da “sınıf” ve “emek” kavramlarını çalışanlara karşı aynı amaçla kullanıyorlar. Bu kişilikte bir sendikacılık gerçekte ne emekçiye ne de ve ezilen sınıfa karşı bir sorumluluk taşımıyor.  

 Akp’li belediyelerde yapılan sözleşmeler büyük oranda sendikalar ile işveren tarafının karşılıklı rızası ile yürütülüyor. Akp, kendi etkisinde olan sendikaları kollarken sendikalar da onların isteklerine uygun davranıyorlar. Sözleşme taslakları çalışanlarla tartışılmadan hazırlanıyor ve imza altına alınıyorlar. Örgütsüzlük, işçileri öznesi olduğu bu sürecin dışına atılmasını daha da kolaylaştırıyor.  

Çeşitli örneklerde gördüğümüz gibi çalışanlar gericiliğin etkisinde dahi olsa kendi emeklerini sahiplenmekten yanalar. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan grev oylamasında 2.526 kişiden 2.482 kişisi greve kararlıca evet oyu verdi. Yine Akp’li Başiskele Belediyesi’nde oy kullanan 257 kişiden 252’si hakları için greve çıkmayı kabul etti.  

CHP’li belediyelerin büyük çoğunluğu ise toplu iş sözleşmesi sürecini Sodemsen ile yürütüyor. CHP’nin kurduğu Sosyal Demokrat Kamu İşverenler Sendikası belediyelerde işçilerin karşısına işveren tarafını savunmak için oturuyor. Sodemsen, toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinde genellikle bürokratik engeller yaratarak işçilerin taleplerini görmezden geliyorlar. CHP’li belediyelerde örgütlü olan Genel-İş sendikası ise merkezi düzeyde uyumlu bir politika izlemeyi tercih ediyor. Birçok belediye de bu gibi sözleşmelere imza attı. Emekçiler, sol ve ilerici olarak bilinen kurumlar eliyle daha da gerilere doğru itiliyor. Sendika bürokratları istikballerini korurken canı yanan yine işçiler, temiz ve namuslu sendika emekçileri oluyor.   

Tüm olumsuzluklara rağmen işçilerin örgütlü ve inisiyatifli olduğu belediyeler ise iyi sözleşme haberleri gelmeye devam ediyor.  

Sendikalaşarak Toplu İş Sözleşmesi sahnesine çıkan belediye işçileri neler istiyorlar?  

Emekçiler belediyelerde çok geniş alana yayılmış olan ücret adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasını istiyorlar. “Eşit işe eşit ücret” taleplerini daha güçlü şekilde sahipleniyorlar. Ücretlerin insanca yaşanacak seviyelere çekilmesini talep ediyorlar.  

İş güvencesi baskısının işverenin elinden alınmasını, kaygının ve korkunun olmadığı güvenceli çalışma ortamına kavuşmak istiyorlar.  

Kamudaki 40 saat çalışma sınırının her çalışan için uygulanmasını, aileleriyle birlikte vakit geçirmek ve sosyalleşmek için gerekli olan iki gün dinlenme haklarının verilmesini talep ediyorlar. 

Çalışma alanlarının daha insani koşullarda, işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun hale getirilmesini istiyorlar. 

En alt seviyede yer alan ve canı yanan işçilerin taban ücret uygulaması ile yukarıya çekilmesini talep ediyorlar. Çalışanlar arasındaki ücret uçurumun ortadan kaldırılmasını bekliyorlar. 

İşçi çocukları için verilen eğitim yardımlarının, yakacak, sosyal paket, ikramiye, aile yardımı, yemek ve yol ücretlerinin ülkemiz gerçekliğine uygun olacak şekilde ücretlendirilmesini talep ediyorlar. 

Risk altında çalışanların, kötü koşullarda ve fedakarca hizmet üretenlerin emeklerinin görülmesini istiyorlar. Belediyeler emeklerimizle ayakta kalıyor, hizmeti biz üretiyoruz ve bunun karşılığını istiyoruz diyorlar.   

İşyerinde psikolojik şiddet (mobing) ve baskılara karşı koruyucu önlemler talep ediyorlar.  

Kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasını istiyorlar.  Kadınlar üzerindeki ayrımcılığın önlenmesini ve bunun sözleşmeler ile yasal güvence altına alınmasını talep ediyorlar. Kadınlarla ilgili sözde kararlar yerine, tutarlı çözümler istiyorlar. 

Sendikal haklarına saygı duyulmasını istiyorlar. Bu haklarını kullanırken işverenlerin keyfi baskısına maruz kalmak istemiyorlar.  

Kısa Çalışma Ödeneği, dönüşümlü ve uzaktan çalışma biçimleri karşısında elde ettikleri haklarında bir kayıp yaşamak istemiyorlar. İşverenlerin istismarcı davranmasını reddediyorlar.  

Belediye emekçileri Menemen’de, Aydın’da, Sarıyer’de, Şişli’de, Zeytinburnu’nda ve ülkemizin birçok belediyesinde baskı ve güvencesizlik karşısında eziliyorlar. Halk için hizmet üreten emekçiler işlerinden ediliyor, aile ve çocuklarının geleceği çalınıyor.  

Tüm bunlara rağmen on binlerce belediye işçisi sendikalaşarak emek mücadelesi sahnesinde yerlerini aldılar. Seslerini artık daha güçlü şekilde duyurmaya çalışıyorlar.  

Emekçiler çok şey istemiyor, insanca koşullarda yaşamayı talep ediyorlar. Emekleriyle çalıştıkları kurumları yüceltiyor ve fedakarlık yapıyorlar. Bunun karşılığında kendi emeklerin değer görmesini talep etmek en doğal haklarıdır.  

Belediye emekçileri örgütlendikçe emek alanındaki etkileri daha da artacaktır. Çeşitli belediyelerde görüldüğü gibi işçiler kendi taleplerini savunurken daha inisiyatifli ve daha kararlı davranıyorlar. Emek alanı baskı ve çaresizliğin değil birliğin, dayanışmanın ve mücadelenin güçlü izlerini taşıyor. İşçiler kendi hakları için mücadele ettikçe sesleri daha çok duyulacaktır. Birliğimiz ve dayanışmamız daha güçlü hale gelecektir.  

2 YORUMLAR

  1. 10 yıldır diyarbakır buyuksehir Belediyesinde çalışıyordum.

    1- 2017 nisan ayında KHK 696 ile ișim SONLANDIRILDı
    bircok ișçi torpil bulup 1 haftada tekrar ișe alindi bu durumu bimre yazdım. Bir aysonra kurum biz yanildik tekrar Dan guvenlik sorușturman yapti guvenlik sorușturman temizmiș gel ișe bașla denildi. Ve ise basladim.

    2- 8 ay çalıștım 2018 de tekrar guvenlik sorușturman bozuk denilip KHK 696 ILE ișinm ikinci kez SONLANDIRILDI.

    3.yerel Ve bülge idare mahkemesinden ișe iade yi kazandim. Tekrar guvenlik sorușturması yaptilar tekrar sınavdan ve guvenlik sorușturma Dan gecim tekrar Dan KHK 696 ILE ișe iade oldum.
    Bu arada belediye ve valilik boș durmadılar
    Ișe baslatildigim halde istinaf tan ișe iadenin iptali için dava actilar ve 2020 nin bașında davayı tekrar kazandim.
    Ünümde Engel kalmadığını artık bir ev alıp bir cocuk yapma hayallerine kapilirken.

    4- 2020 De kurban bayramı arifesinde Tekrar Dan KHK 696 ile Engelli oldugum için kurum “15 yıl sigortası olan Engellileri KHK 696 ile ișilerini sonlandırılır.” denilerek üçüncü kez ișten atıldım.

    Șuanda cocuk yapmaktan vaz gectik çünkü esim in rahatsizliklarindan dolayı uzun bir tedaviden dolayı ancak cocuk sahibi olunacagi süyleniyor. Eșim calismak zorunda kaldı kirada oturma ya devam edeceğiz sosyal yardımlașma vakfindan engelli maașı 610 tl olarak yașı yorum.
    Devlet bana bir iș.,bir cocuk ve bir Ev borçlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.