DİSK’te Sarı Sendikal Anlayış Sürüyor: Ataşehir Belediyesi Örneği

0
232

A. Çağrı Gökçek

Siyasal iktidar ve sermayenin işçi sınıfı üzerindeki baskı ve sömürü politikalarının giderek ağırlaştığı bir dönem içerisindeyiz. Pandeminin ortaya çıkmasıyla birlikte hız kazanan bu süreçte sermaye sınıfı bir yandan karlarına kar katmaya devam ederken öte yandan işçi sınıfının temel ekonomik ve sosyal haklarını pervasızca hedef almayı sürdürdü. Böyle bir dönemde işçilerin ekonomik, demokratik ve sosyal hakları için samimi bir şekilde mücadele verecek emek örgütlerinin önemi hiç olmadığı kadar arttı. Örgütlü emek camiası içindeki bazı samimi çabaları bir kenara koyarsak işçilerin bu acil ihtiyacına çoğu emek örgütünün cevap veremediğini (ya da vermek istemediğini) tespit etmek durumundayız. Hatta yer yer bu örgütlerin iktidara ve sermayeye karşı mücadeleye yoğunlaşmak yerine kendilerine muhalif üyelerine karşı antidemokratik tutumlar ortaya koyduğunu gözlemledik. Bunların en sonuncusu geçtiğimiz günlerde DİSK Genel-İş Sendikası tarafından ortaya kondu.

DİSK Genel-İş Sendikası’na üye Ataşehir Belediyesi’nde çalışan 4 işçi, geçtiğimiz aylarda yönetimi devralan İstanbul Anadolu Yakası 1 No’lu Şube tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin iş yeri temsilciliklerinden alındı. Bu durum karşısında işçiler, sendikanın Kadıköy’de bulunan şubesi önünde 5 günlük bir oturma eylemi başlattı. Temsilcilikleri öncesinde ve temsilcilikleri döneminde her daim işçinin yanında olmuş ve yeri geldiğinde hem belediye yönetimine hem de bağlı bulundukları sendikaya karşı işçinin haklarını korkusuzca savunma cesaretini gösterebilmiş bu işçi arkadaşların ne türlü bir gerekçeyle görevden alındıklarını anlamak zor. Bir de bu kararı alan sendikanın DİSK’e bağlı bir sendika oluşu, durumu daha da kabul edilmez bir hale dönüştürüyor.

DİSK, tarihsel olarak işçi sınıfının en ileri ve militan kesimi tarafından kurulmuş, defalarca üyeleri ve yöneticileri hedef alınmış bir sınıf örgütüdür. Lakin günümüzde bu durum tersine dönmüş görünüyor. Yeri gelmişken DİSK içindeki iyi niyetli ve gücü oranında sınıf sendikacılığı yapmaya çalışan bir grup azınlığı ayıralım. Bugün DİSK’e egemen hatalı zihniyetin DİSK Genel-İş’te somutlaştığını söylersek hata etmiş olmayız. DİSK’i yöneten sarı sendikal anlayışın hem içeride hem de konfederasyon düzeyinde DİSK’i kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirdiği, örgütlü emek camiasında bilinen bir olgudur. Ancak, neredeyse herkesçe bilinen bu olguya itiraz edenlerin sayısı ve gücü mütevazı bir düzeydedir. Öyle ki kimi sosyalist çevrelerin DİSK’teki bu kirli ilişkilerden faydalanmayı tercih ettiğini de burada belirtmek durumundayız. Bu kirli ilişkiler yumağına dahil olmayı tercih etmeyenlerin ise Ataşehir Belediyesi örneğinde yaşandığı üzere tasfiye edilmeye çalışıldığına tanıklık ediyoruz.

Ne acıdır ki Ataşehir Belediyesi işçileri iş yerlerinde patronlara karşı yürütmeleri gereken mücadeleyi şu an sendikalarına karşı vermek zorunda kaldılar. Bu tablodan utanması gereken DİSK Genel-İş yetkilileri ise işçileri eylemlerinden ötürü sendikadan ihraç etmekle tehdit ediyor. Bu ve benzeri tutumlar karşısında sınıf mücadelesi verme iddiası taşıyan kesimlerin tavrı net olmak zorundadır. İşçi sınıfı içerisinde haklı itibar ve güç kazanmanın yolu, çetevari oluşumların peşinden gitmek yerine samimi ve tutarlı örgütlü işçilerle yan yana durmaktır. Tam da bu noktada Ataşehir Belediyesi işçilerinin çağrısıyla bu yazıyı sonlandıralım. 30 Ağustos’ta oturma eylemlerine başlayan işçiler, demokratik kamuoyunu 3 Eylül Cuma günü saat 18:30’da DİSK Genel-İş İstanbul Anadolu Yakası 2 No’lu Şube’nin Kadıköy’de bulunan binası önünde düzenleyecekleri basın açıklamasına çağırıyorlar. Bu vesileyle biz de tüm işçi dostlarını bu çağrıya kulak vermeye davet edelim. Gelin, DİSK Genel-İş’in bu kabul edilemez kararını protesto etmek için işçilerin yanında olalım!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.