Haftanın Özeti

0
223

Türkiye haftaya 103 emekli amiralin bildirisi ve sonrasında yaşanan olaylar ile başladı. Emekli amiraller gerek hükümetin Kanal İstanbul ve Montrö söylemleriyle ABD’nin Karadeniz’i işgal etme planlarına destek olma eğiliminden rahatsızlıkları nedeniyle, gerekse de orduda dinciliği ve tarikatları yasallaştıran gelişmeler karşısında bir ortak metin yayınladılar. Hükümet bildiriyi bir muhtıra ve darbe çağrısı olarak nitelendirip imzacıları hedef aldı. İlk etapta imzacıların lojman ve koruma hakları elinden alındı ve sonrasında ise 10 amiral sabah erkenden evlerinden gözaltına alındı. İfadeleri Vatan Caddesi’ndeki Terörle Mücadele’de devam eden amirallerin gözaltı süreleri uzatıldı.

İmzacıların birçoğu daha önceden Gülen Cemaati’nin yaptığı operasyonlarla tutuklanmış ve sonrasında Erdoğan’ın ihtiyacı üzerine tahliye olmuş kişilerdir. Bu amirallerin bir çoğu AKP’nin Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz operasyonlarına da destek verdiler. İçlerinden MHP, İYİP ve Vatan Partisi’ne yakın ya da üye olanlar var. Aralarında Erdoğan ile ilişkide ya da ona yakın olanları da görüyoruz. Ama gelinen aşamada yaklaşan büyük tehlikeler yüzünden onlar bile Erdoğan’a karşı çıkmak zorunda kaldılar.

Bildiride öne çıkan Montrö vurgusu Türkiye’nin lehine ancak NATO’nun aleyhinedir. ABD, giderek zayıflayan küresel egemenliğini güçlendirmek için saldırı politikaları izliyor. En büyük düşman olarak Rusya ve Çin’i görüyor. Çin’e Uygur Türkleri edebiyatı ve ekonomik ambargolar ile saldırırken Rusya’yı ise Ukrayna ve Karadeniz üzerinden sıkıştırmaya çalışıyor. Rusya’ya karşı saldırılar gündemdeyken Erdoğan ABD’ye yakınlaşmaya başladı. Montrö antlaşması iptal olursa Türkiye Rusya’nın karşı cephesinde yerini alır ve Karadeniz de NATO dolayısıyla ABD’nin bir üssüne dönüşür. Türkiye olası bir NATO (siz bunu ABD olarak da okuyabilirsiniz) – Rusya savaşında kendisini cephede bulur.

AKP, Irak’ın ve Ortadoğu’nun işgaline destek olmak vaadi sayesinde 2002 tarihinde iktidara gelmişti. ABD şimdi Karadeniz’i işgal etmek istiyorken Erdoğan gene ABD’nin saldırgan politikalarına destek olma işaretleri vererek kendi iktidarını kuvvetlendirmeye çalışıyor.

Erdoğan uluslararası arenada çift taraflı oynamaya devam ediyor. Bir taraftan Rusya’ya, “Benimle iyi ilişkide olmazsan Montrö’den çıkarım” mesajı verirken diğer taraftan ABD’ye göz kırpıyor, Batılı güç odaklarına el altından haberler yolluyor. ABD ise Erdoğan’ın kendi politikalarına hizmet etmesine yol açmak için adımlar atıyor. Mesela S400’lerden dolayı Erdoğan’ı cezalandırması beklenirken sadece Savunma Bakanlığı’ndan birkaç kişiye yaptırım uyguladı. Bilindiği gibi ABD Rusya’dan alınan hava savunma sistemi olan S400’lerden dolayı sert cezalandırma işaretleri veriyordu. AB ile de benzeri bir süreç yaşanıyor.

Erdoğan’ın istikrarsız dış politikaları sadece kendi iktidarını değil asıl olarak Türkiye ve bölge halklarını tehlikeye atıyor. Montrö’den çıkılırsa Karadeniz’de 2003 sonrası Ortadoğu’da yaşananlara benzer şeyler yaşanacaktır. Irak, Suriye ve Libya’da yaşanan feci gelişmeler ortadadır.

Türkiye halkları bir taraftan AKP’nin dış politikaları yüzünden diğer taraftan ekonomik kriz ve koronavirüs salgını yüzünden zaten zor bir dönemden geçiyor. Türkiye korona vaka sayısında dünyada en kötü ülkelerin arasında başta geliyor. AKP muhalefeti korona gerekçesiyle sokağa çıkarmazken tıka basa dolu kongreler düzenleyerek vaka sayılarının patlamasına sebep oldu.

Enflasyonda artışla paralel olarak ekonomideki kötü gidişten etkilenen küçük esnaflar arasında intihar vakaları devam ediyor. Kafe ve Bar Çalışanları Dayanışması kendi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, Diyarbakır’da yaşayan 33 yaşındaki kafe emekçisi Ramazan Ünal’ın geçinemediği için yaşamına son verdiğini belirtti.

İntihar vakaları sürerken işçilerin mücadelesi ve öğrencilerin direnişleri de devam etti. Kod-29 ile işten çıkarılan Migros işçileri, patron Tuncay Özilhan’ın villasının önünde bir kez daha eylem yaptı. Özilhan, hakkını arayan işçilerle görüşmeyi reddederken; polis de 32 eylemciyi darp ederek gözaltına aldı. Pandemi dolayısıyla işçi çıkarılmanın zorlaştığı ortamda işverenin imdadına Kod- 29 yetişmişti. Bir çok iş dalında işçiler bu madde ile tazminatsız bir şekilde işlerinden oluyor. 2020 yılında 176 bin 662 işçi Kod 29 nedeniyle işten çıkarıldı. Migros işçileri de aynı şekilde bu maddeden işten çıkarılmıştı.

Boğaziçi öğrencilerinin direnişleri devam ederken yapılan eylemlere polisin sert müdahalesi de geçen hafta gündemiydi. Bir başka öğrenci eylemi ise Marmara Üniversitesi öğrencilerinden geldi. Fakültenin yerinin değiştirilmesine karşı çıkan öğrencilerin direnişleri sonuç verdi.

Erdoğan emekli amirallerin bildirisini fırsata çevirerek muhalefeti darbecilik iddiasıyla daha çok sindirmeye çalışırken burjuva muhalefet partileri artan baskılardan kurtulmak için seçim istiyorlar. Ne var ki Erdoğan’dan seçimler yoluyla kurtulmak mümkün görünmüyor. Erdoğan elinde topladığı iktidar gücünü vermemek için her şeyi yapacağını gösterdi.

Emekli amirallerin bildirisi hükümete karşı muhalefetin tabanının genişlediğini gösteriyor. Emekli amiraller bile gidişe karşı çıkmak gereğini görüyor. AKP’nin darbecilik suçlamalarına toplumdan destek gelmemesi muhalif güçlerin birleşmesi koşullarının geliştiğini de gösterdi. Devrimci güçlerin örgütlenme alanı genişliyor. Devrimci güçlerin emekçiler, öğrenciler, kadınlar, aydınlar arasında örgütlenmesi muhalefetin birlikte mücadelesinin ve ülkemizin AKP’den kurtulmasının yolunu açacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.