Haftanın Özeti

0
159

Başkan seçildikten sonra 3 ay boyunca Biden’ın kendisini aramasını bekleyen Erdoğan sonunda arandı ve Biden ona konuşmalarının ertesi günü Ermeni soykırımını tanıyacağını bildirdi. ABD Başkanı Biden 24 Nisan tarihini Ermeni soykırımının yıldönümü ilan edenlere katılınca hafta boyunca medyada yoğun olarak Ermeni soykırımı tartışmaları yapıldı. Cumhur ve Millet İttifakları taraftarları Osmanlı Devleti’ni savunmakta birleştiler ve Ermenilere yapılanların sonuçta haklı ve meşru olduğunu savundular. Muhalif yazarlardan Yılmaz Özdil “Al sana soykırım” başlığıyla üst üste yazılar yazdı. Yazılarda sadece Ermenilerin Türklere ve Müslümanlara yaptıkları saldırılar anlatılıyordu. Hatta sanki Ermenilerin asıl suçu Osmanlı Devleti’ne sadık kalmamakmış gibi gösteriliyordu; Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de Osmanlı’ya “ihanet” ettiğini ise unutuyorlardı. Ezilen ulus milliyetçileri ve sol liberaller ise yaşanan tarihsel felaketi emperyalizmi ve milliyetçi çatışmaları yok sayarak açıklıyorlardı. Bu şekildeki tartışmanın sonuçta Türklerdeki milliyetçi önyargıları kışkırtarak Erdoğan’a yarayacağı görülüyor. Yaşanan tarihsel felaket Türk, Kürt, Ermeni vb. coğrafyamızın halklarının kendi sorunlarını birbirine karşı değil ancak birbirleri yardımıyla çözebileceklerini gösterdi. Ne yazık ki halklarımız sorunlara hala emperyalistler vasıtasıyla çözüm arıyorlar.

Hükümet “turizm gelirlerinin ve ticaretin hatırına” koronaya karşı mücadelede kapanma kararı aldı. AKP, bu kararıyla 1 Mayıs’ı fiilen yasaklamış oldu. Zaten zor geçinen ve bir kısmı açlık sınırında olan insanlara ekonomik destek verilmediği gibi muhalif belediyelerin bu yöndeki çabaları da engelleniyor. Türkiye koronayla mücadelede yurttaşları en az destekleyen üç devletten birisi olarak bilinmektedir. Kapanma dolayısıyla yandaş şirketlerin en büyüklerine ise sonuna kadar yardım ediliyor. Ülkemizin yoksullarından esirgenen kaynaklar yandaş zenginlere ve uluslararası tekellere cömertçe sarf ediliyor. Dahası Suriye’nin işgalinin masraflarını ödüyoruz. Suriye’de 15 bin TSK askeri tutuluyor ve 50 bin civarındaki maaşlı çete finanse ediliyor. Benzeri dinci askeri faaliyetler Libya’da ve Afrika ülkelerinde de sürdürülüyor. Halkın sağlığını koruma iddiasıyla gündeme getirilen kapanma kararı fırsata çevrilerek Rize İkizdere halkına darbe vurulmasından endişe ediliyor. Suyunu, ormanını ve doğasını savunan Rize İkizdere halkı yandaş Cengiz Holding tarafından İkizdere Vadisi Gürdere ve Cevizlik köyünde taş ocağı açılmasına karşı direniyor. Halkın sokağa çıkmasının yasaklanması Cengiz Holding’in iş makinalarına yol açmak için istismar edilebilir. AKP’nin sokağa çıkma yasağını İslamcı içki yasağı uygulamasına dönüştürmek istediği de görüldü.

Korona sağlığa, eğitime, sosyal harcamalara ve çevreye önem vermenin gereğini gösterirken AKP şimdi de Rize İkizdere’de gündeme geldiği gibi çevre katliamına devam ediyor. Büyük şehirler beton yığınına dönmüş durumda. Halkın nefes alabileceği yeşil alanlar kalmadı. Demiryollarının özelleştirilmesinin dünyada büyük kazalara ve sistemin kötüleşmesine yol açtığı görüldüğü halde Türkiye’de demiryolları özelleştiriliyor.

Geride bıraktığımız haftada dünyada savaş gerginliği biraz yumuşadı. Ancak rekabet içindeki emperyalist ülkeler birbirlerinin zaafını kolluyor. Saldırganlığın başını ABD emperyalizmi çekiyor. Emperyalistlerin çıkarları için cepheye sürülecekler ise hep emekçiler olacaktır.

Hükümet korona yasaklarını 1 Mayıs yasağına çevirirken devrimci ve demokratik örgütler Türkiye’nin çeşitli yerlerinde 1 Mayıs’ı kutladılar ve emekçilerin taleplerini dile getirdiler. 1 Mayıs birlik ve mücadele bayramına işte bu koşullarda giriyoruz: Sermaye iktidarlarının egemenliğinden kurtularak yepyeni bir dünya kurma bilinci ve mücadele azmiyle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.