Haftanın Özeti

0
216

İsrail hafta boyunca hem Filistinli çocukları öldürdü hem de kendisini dünyaya haklı gösterdi. ABD ve AB emperyalizmi Siyonistlerin arkasında duruyor. İsrail bu sayede Yahudi-Hristiyan dünyası adına davranıyor.

Hamas kendini savunma adı altında İsrail’e gelişigüzel roket atıyor. Üstelik atılan roketler belli askeri hedefleri değil genel olarak İsrail halkını hedef alıyor. Taraflar bütünüyle milliyetçilik ve din temelinde kutuplaşıyorlar. Savaşın bu tarzı, katil ve hırsız Başbakan Netanyahu başta olmak üzere, bütün İsrail yöneticilerinin işine geliyor. Dincilik ve milliyetçilik temelinde örgütlenen Hamas da aynı tarz savaşla kendisini var ediyor. Dolayısıyla Hamas, Filistin davasını batağa saplamış durumda. Filistinlilerin askeri gücü, İsrail karşısında çok zayıf olduğu için gelişigüzel roket atılmasına dayanan eylem çizgisi de sonuçta Siyonizmin güçlenmesine ve Filistinlilerin daha çok zayıflamasına yol açıyor.

ABD’nin 2003 yılında Ortadoğu’ya başlattığı saldırı tümüyle İsrail’e yaradı. İsrail özellikle 2011 Arap Baharı sonrasında Ortadoğu, Afrika, Doğu Akdeniz ve Kafkasya’da olağanüstü güç kazandı. Arap devletleri Abraham Antlaşmaları yoluyla birbiri ardından İsrail’e biat ettiler. İsrail’in güçlenmesine en büyük yardımı da AKP yaptı. Filistin halkını savunmak adına dinci sloganlar atılıyor. Bu sloganlar tarihsel kötü tecrübeler dolayısıyla dinci olmayan insanlar tarafından saldırı ve tehdit olarak algılanıyor. Halklar, Müslüman-Hristiyan-Yahudi olarak giderek daha keskin bölünüyor. Halkları birbirine karşı kışkırtan yöneticiler ise diğer yanda birlikte çalışmayı sürdürüyorlar. Bu süreçte İsrail’e en büyük hizmeti yapmış olan Erdoğan aynı zamanda Filistin davasının “destekçisi” geçiniyor.

İktidar uzun bir süredir ısrarla yürüttüğü dış politikasını sürdürebilmekte zorlanıyor. Erdoğan, bir süredir Rusya’yla anlaşarak kendisine alan açmaya çalışırken bunu da ABD’yle pazarlıkta kullanma hesapları yapabilmekteydi. Ayrıca AB ile ilişkileri dengeleme fırsatı buluyordu. ABD kendi müttefiklerini Rusya’ya karşı birleştirince Erdoğan bu sıkışmışlık içinde daha önceki ilişkilere dönmek için de beklentileri karşılamaya çalışıyor. Bu yönde özellikle Mısır ve Suudi Arabistan’la barışma çabaları yoğunlaştı. Erdoğan Mısır’la barışarak Müslüman Kardeşler Örgütü’nü satıyor. Hamas yanlısı gösteriler, bu gelişmelerin gölgesinde kalıyor.

Yedi yıl önce (13 Mayıs 2014) Soma’da tarihimizin en büyük işçi katliamı yaşandı. Soma Kömürleri A.Ş.’ye ait Eynez Ocağı’nda 301 madenci can verirken, 700 işçi yaralandı. Madende hayatını kaybedenlerin ve onlarla dayanışma içinde olanların adalet ve hak arayışları sürüyor. Ülkemizde böylesi işçi ölümlerinin yaşanması tesadüf değil. Bunu, yakın zamanda yayınlanan bir rapordan özetleyelim:

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) 2020 yılına ilişkin “Küresel Haklar Endeksi” başlıklı raporuna göre Türkiye, işçilerin haklarını “sistematik olarak ihlal eden ülkeler grubu”nda yer aldı. İşçilerin hiçbir hakkının garanti altında olmadığı ve çalışanlar için en kötü ülkeler şöyle sıralandı: Bangladeş, Brezilya, Kolombiya, Mısır, Honduras, Hindistan, Kazakistan, Filipinler, Türkiye, ve Zimbabwe.

Raporda Türkiye’ye ilişkin şu ifadelere de yer verildi: “Türkiye, sendikacılar için en düşman ülkelerden biri olmaya devam etti. 2016’daki darbe girişiminin ardından hükümet sivil özgürlükleri kısıtladı. Bu korku ikliminde sürekli tehdidi altında çalışan işçiler, sendika hakkından mahrum. İşverenler sendika organizatörlerini caydırıyor veya işten çıkarıyor.” İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG Meclisi) hazırladığı verilere göre, yılın ilk dört ayında en az 735 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Haftanın en çok tartışılan konularından birisi devlet mafyası elebaşlarından Sedat Peker’in videoları oldu. Bilindiği gibi büyük mafya Türkiye’de yasal/yasadışı bir devlet kurumu durumundadır. Milyonlarca kişinin izlediği videolarda Sedat Peker büyük kısmı gazetecilerin bildiği ama halkın pek bilmediği bazı cinayetleri, saldırıları ve yolsuzlukları anlattı. Videolar genelde eskiden polis şefliği, valilik, başkanlık yapmış Mehmet Ağar ile Saray’ın damadı ve Albayrak ailesinin içinde olduğu Pelikan grubunu hedef alıyordu. Peker giderek Süleyman Soylu’yu da hedef aldı. Rejim içi bir hesaplaşma olduğu görülen videolar muhalif basın tarafından ilgiyle izleniyor.

Sedat Peker’in açıklamalarından rejimin ağır yara almasını bekleyenler az değil. Peker’in videoları bazı gerçeklerin göz önüne getirilmesi için değerlendirilebilir. Sedat Peter’e belli ki yurt dışına çıkarken yetkililerce sözler verilmiş. Sedat Peker verilen sözün tutulmayıp, tasfiye edilmesine itirazda bulunuyor. Ancak sonuçta çok kaba bir şekilde şov yapıyor.

Türkiye on yıllardır dünyanın uyuşturucu trafiği merkezlerinden biridir ve bu trafik, mafyaya güç sağlamaktadır. Yakın geçmişte AKP lehine seçim mitingleri yapan; muhalifleri bayrak direklerine asma ve onlara kanlarında duş yapma tehditleri savuran Sedat Peker hükümet tarafından destekleniyordu. Peker’in şovları şu güne kadar Erdoğan’a zarar vermek yerine ona hizmet etmiştir. Yetkililerin Sedat Peker’e yanıtlar vermesi videoların etkili olduğunu gösteriyor. Ancak bu, sistem içi bir krizdir ve yapılan açıklamaların AKP’ye ağır yaralar açması beklenemez. Türkiye’de 17/25 Aralık (2013) rüşvet skandalları bile rejime ağır bir yara açmayı başaramadı.

Burjuva muhalefet bugüne kadar AKP’nin kendi içinde çıkan krizlerden ya da ABD tarafından yıkılmasını bekledi. Bu süreçte AKP iktidara daha çok yerleşti. Bu ihtimaller, içinden geçtiğimiz dönemde güçlü değildir ama rejimin pislikleri çevreye saçıldıkça devrimci örgütlenmeye ilgi artmaktadır ve en önemlisi de budur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.