Haftanın Özeti

0
259

Haftalık özetimize hükümetin ülkeye turist çekmek için yayınladığı ve Türkiye halkını aşağılayan reklam videosuyla başlayıp İkizdere’deki çevre katliamı ve Sedat Peker’in yaptığı açıklamaların yorumlarıyla devam edecek; ardından artan baskılar ve Filistin halkının uğradığı zulüm üzerinde durduktan sonra gelişmelerden çıkardığımız sonucu ifade ederek özetimizi bitireceğiz.

Geçtiğimiz hafta, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turistlere yönelik yayınlanan ‘Enjoy, I´m vaccinated’ (Keyfinize bakın, aşılıyım) reklam videosuyla başladı. Vatandaşlar tarafından gelen tepkiler üzerine video, iki saat sonra yayından kaldırıldı. Halkın açıkca aşağılandığı bu videodan dolayı oteller zinciri olan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un istifası da istendi. Yayınlanan videodan birkaç gün önce de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, turistlerin göreceği herkesin aşılanacağını söylemişti. AKP zihniyeti ve onun bakanları yaz ayları yaklaştıkça, turistleri ülkeye çekmek için hızlıca çalışmalara başladı. Pandemi sürecinde işsiz kalan ve bu süreçte devletten yardım alamayan turizm emekçileri, mesele patronların para kazanması olunca hemen hatırlandı! Turizm bölgelerinde çalışan turizm emekçilerine sağlık nedeniyle değil ekonomik kaygılardan dolayı aşılama yapılmaya başlandı. Bu durum AKP’nin halka ve emekçiye biçtiği değeri bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.

AKP bir taraftan ülkeye turist getirerek patronların yüzünü güldürmek isterken, diğer yandan ülkenin topraklarını beşli çeteye talan ettirmeye devam ediyor. Rize’nin İkizdere ilçesine Cengiz Holding tarafından yapılmak istenen taş ocağı projesine karşı bölge halkı bir aydır direniyor. En son Valilik kararıyla bölgede on beş gün boyunca gösteri ve eylem yapmak yasaklandı. Yetmedi, bölge Jandarma tarafından ablukaya alınarak, halkın ve gazetecilerin taş ocağı yapılacak alana girişi engellendi. AKP’nin verdiği ihalelerle köşeyi dönen Mehmet Cengiz’e karşı Karadeniz halkı ise toprağını, ormanını canı pahasına savunmaya devam ediyor. Yaşanan bu doğa katliamında direnen Karadeniz halkının yanında olmak sola güç kazandırır. Aksi halde direniş, Meral Akşener gibi isimlerin hanesine yazılır.

Haftanın en çok konuşulan konularından biri yine çete lideri Sedat Peker’in açıklamaları oldu. Geride bıraktığımız haftada Sedat Peker’in açıklamaları AKP içinde sarısıcı bir nitelik kazandı. Yayınladığı beşinci ve altıncı videolarla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mehmet Ağar, Demirören Grubu hakkında bildiklerini anlatmaya devam etti. 2015 yılında Hürriyet gazetesine yönelik saldırıyı, AKP’li bir milletvekilinin isteği üzerine kendisinin gerçekleştirdiğini söyledi. Peker’in yayınladığı videolar içinde gündemi en çok Hadi Özışık ile yaptığı görüşme kapladı. Hadi Özışık’ın kendisi ile Soylu arasında aracılık yaptığını iddia edince, Özışık bu iddiayı “namussuzum, şerefisizm ve alçağım” yeminleriyle reddetmişti. Bu sözler üzerine Sedat Peker, Hadi Özışık ile yaptığı telefon görüşmesini sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. Her fırsatta sola ve muhalefete saldırmasıyla bilinen Özışık kardeşler rezil olmakla kalmadı, çalıştıkları kanallardan da kovularak AKP tarafından üzerlerine bir çizik atıldı.

İpliği pazara çıkan mafya-devlet-yandaş gazeteci üçleminin, AKP iktidarını giderek zora sokacağı anlaşılıyor. Diğer yandan Peker ile Hadi Özışık’ın telefon görüşmesinde adı geçen Süleyman Soylu, Özışık kardeşler hakkında suç duyurusu talimatında bulunurken, kendisine uluslararası bir oyun oynandığını söyledi. Halbuki yaşanan bu durum iktidardaki çıkar çatışmasının ve kirli ittifakların en gerçek halidir. Üstelik şimdilerde televizyon dizilerinden bile daha fazla seyredilen bu çıkar çatışması giderek çirkinleşmektedir.

AKP tarafından gözden çıkarıldığı anlaşılan Peker’e Süleyman Soylu cinsiyetçi sözlerle karşılık verdi. İstanbul Sözleşmesi’ni, “Ailenin kutsallığını ortadan kaldırıyor” bahanesiyle fesh eden AKP, ellerine geçen her fırsatta kadınlar üzerinden aileleri hedef alıyor. Bununla birlikte neredeyse her dolandırıcı ve mafya lideriyle fotoğrafı bulunan Süleyman Soylu, Peker’in evinin polisler tarafından aranması görüntülerini yayınlayarak bu oyunda yeni bir hamle yapmanın derdinde. Solun kitleler içindeki örgütsüzlüğü ve güçsüzlüğü bu videolarla birlikte bir kez daha ortaya çıktı. Örgütlü sol, yaşanan bu kirli hesaplaşmanın üzerinden halka ulaşamazsa, Sedat Peker gibi çete liderleri halkın “yeni kahramanları” olarak lanse edilme tehlikesi taşıyacaktır.

AKP’lilerin çete lideriyle söz yarışına girdiği Türkiye’de, bekçi şiddeti de giderek artıyor. Bir vatandaşı yere yatırarak şiddet uygulanan bekçi görüntülerinden hemen sonra, Beşiktaşlı taraftarlara bekçilerin silah çektiği görüntüler geldi. Beşiktaş’ın şampiyon olduğu gün kutlama yapan taraftarlarla bekçiler arasında çıkan tartışmada, bekçiler silahlarını kullanarak sağa sola ateş açtılar. Gücünü kaybeden AKP, halk üzerindeki baskıyı artırmak için, bilindiği gibi, polisin yanında bekçilerden de yararlanıyor. Gene iyi bilindiği üzere, halkı sindirmek amacıyla yargı da bir baskı mekanizması olarak kullanılmaktadır. Antalya’da KHK ile işten çıkarılan bir öğretmen bir sokak röportajında iktidarı eleştirince hemen gözaltına alındı. Tek bir eleştiriye bile tahammül gösteremeyen AKP iktidarı, ancak solun ve muhalefetin ortak hedefler etrafında birleşmesiyle yıkılabilir.

Türkiye’de bu gelişmeler yaşanırken, İsrail Devleti ise Filistin halkına saldırmaya devam etti. İsrail Devleti’nin Gazze’ye saldırısında 232 Filistinli hayatını kaybederken, ölenlerin 65’inin çocuk olduğu; İsrail tarafında ise 2’si çocuk 12 kişinin öldüğü belirtildi (Sözcü, 20 Mayıs 2021). İsrail saldırganlığı ABD ve AB tarafından “meşru müdafaa” ilan edildi. ABD ve işbirlikçi Arap rejimleri Filistin halkını İsrail’e ezdirdikten sonra tarafları ateşkese ikna ettiler. Ateşkes kararı da ABD-AB -İsrail ve işbirlikçi Arap rejimleri sistemin güçlendirilmesi gözetilerek sağlandı. İsrail Devleti saldırganlık cesaretini ABD ve Avrupa ile işbirlikçi Arap rejimlerinden alıyor. Barış meleği geçinen Biden yönetimi Netanyahu’ya, “İsrail’in meşru müdafaa hakkına, ABD’nin sarsılmaz desteğini iletiyorum” demekle kalmadı bir de İsrail’e 735 milyon dolarlık silah satışını onayladı. Erdoğan Filistin için “bedel ödemek gerekiyorsa bunu ödemekten çekinmeyiz” dedi ama Filistin halkının destekçisi ülkelerin ezilerek İsrail’in bölgedeki en güçlü ülke haline gelmesi kesinlikle Erdoğan iktidarı sayesinde olmuştur.

İçeride ve dışarıda sıkışan AKP çareyi Kürtlere saldırarak şovenizmi kışkırtmakta arıyor. Gare’de Kürt hareketine karşı zafer arayan AKP çok zor duruma düşmüştü. Şimdilerde Erdoğan PKK’nin Suriye Genel Sorumlusu olduğu bildirilen Sofi Nurettin’in TSK tarafından öldürüldüğünü bizzat duyurdu. Ne var ki Kürt hareketi bu iddiayı yalanlayarak böyle bir saldırının gerçekleşmediğini açıkladı. Erdoğan’ın bizzat açıkladığı bu bilgi, basında da etkili bir şekilde yer bulmadı. Bu durum, verilen bilginin yine yalan olduğuna ilişkin görüşleri doğurdu.

Sedat Peker’in iktidar cephesinde büyük dalgalanmalar yaratan açıklamalarının nereye varacağı henüz belli değildir. İktidarın bu şekilde içten sarsılması kuşkusuz önemlidir. Açıklamaların arkasında kimlerin bulunduğu da henüz netleşmedi. Bu açıklamalar halkın siyasi gerçeklere ilgisini artırmış bulunuyor. Bu ilgiyi iyi değerlendirmemiz gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.