Haftanın Özeti

0
218

Dünya ve Türkiye’de son bir haftada yaşanan olaylardan derlediğimiz haftanın özetine dünyadan gelişmeler ile başlamak istiyoruz.

Komşumuz Yunanistan’ın başşehri Atina’da, sol partilerin ve işçi örgütlerinin çağrısı üzerine dün 16 bini aşkın işçi genel greve giderek hayatı felç etti. Selanik’te 10 bin kişilik yürüyüş düzenlenirken gösteriler ülkeye yayıldı. Böylece Avrupa’da sermayenin iş yasasını ve işçi güvencesini işçiler aleyhine değiştirmesi çok önemli bir direnişle karşılaşmış oldu.

Avrupa genelinde faşist ve sağcı partiler ilerlerken Peru’da sandıktan sol çıktı. Uzun suredir sağ bir iktidar tarafından yönetilen Peru’da solun adayı Pedro Castillo az bir fark ile seçimi kazandı. Sağın adayı ise Alberto Fujimori’nin kızı Keiko Fujimori idi. Keiko para aklamayla yargılanırken baba Fujimori ise insanlığa karşı suçlardan hapiste yatıyor ve ayrıca 270 bin yerli kadın ile 22 bin erkeğin de kısırlaştırılmasından sorumlu. Sağlık sisteminin çöktüğü, uluslararası tekellerin ve zenginlerin hizmetine sunulan ülkede halk yoksulluk şartlarında yaşıyor. Castillo seçim kampanyasında ‘ülkenin zenginliklerinin ülkede kalması için çalışacağını ve 1993 Fujimori anayasasının da değiştirilmesi için halk oylamasına gidileceğini’ dile getiriyordu. “Zenginlik bütün halkın olmalıdır” sloganı ile iktidara gelen Castillo’nun başarılı olması durumunda diğer Latin Amerika ülkelerine de etkisi olacağı belirtiliyor.

ABD Başkanı Joe Biden, Trump’ın aldığı kararı gecikmeli olarak uygulamaya başladı. Afganistan’daki Amerikan askerleri çekilmeye başlandı. NATO içinde bundan sonrasında ülkede nasıl bir yol çizileceği ve ABD askerlerinin yerine kimin yerleştirileceği düşünülürken, en iyi ihracat malzemesi ordusu olan Türkiye bunu fırsat gördü ve gönüllü oldu. Uzun süredir ABD ve NATO içindeki durumu tartışma konusu olan Türkiye, önümüzdeki hafta gerçekleşecek NATO liderler zirvesine bu hareketi ile güçlü gitmeye çalışıyor.

Türkiye’de uzun süredir, düşmanca ve paracı politikalar nedeniyle en büyük zenginlik olan doğal güzellikler bir bir yok ediliyor. Yeraltı madenlerini yabancı tekellere peşkeş çeken AKP iktidarı doğayı yok etmeye devam ederken, buna karşı direnişleri güç kullanarak bastırmaya çalışıyor. Son çevre felaketi ise Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj yani deniz salyası oldu. Deniz, içinde yaşayan bütün canlılar ile birlikte ölmeye başladı. Nedeni ise bilindik; yıllardır deniz her şeyi temizler düşüncesi ile bütün pislikler Marmara’ya atıldı. Başta İstanbul olmak üzere Marmara’ya sınırı olan olan bütün şehirlerin ev ve endüstri atıkları doğru dürüst arıtılmadan denize verildi. Sürekli sinyal veren deniz sonunda oksijensiz kaldı ve ölmeye başladı. Uzmanlar bugün önlem alınsa bile çevrenin kendine gelmesinin on yılları bulacağını belirtiyor. Yaşadığımız dünyaya ve çevreye biraz saygı göstermek yeterliydi. Halk ve iktidar ise bütün pisliklerini çevreye atıyor. Oysa o çevrede kendilerinin dışında milyonlarca canlı yaşıyor ve onlar öldüğü zaman kendilerinin de öleceğini düşünmüyor.

En son Susurluk’ta ortaya saçılan mafya-devlet ilişkileri Peker videoları ile tartışılmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan iddialar karşısında suskunluğunu koruyor ve konuyu dile getirenleri de mafyaya alet olmakla suçluyor. İktidar hem iddialar karşısında hiçbir yasal işlem yapmıyor hem de ortaya saçılan pislikleri dile getirenlere saldırıyor. Meclis’te bulunan TİP milletvekili Ahmet Şık da saldırılardan nasibini aldı. Sokakta halka çağrı yapan Şık “Artık sessiz kalmayın sokaklara çıkın ki bu iktidarı alaşağı edelim” dediği için hakkında yasal işlem başlatıldı. İktidarın küçük ortağı MHP lideri Bahçeli ise ağır hakaretler ettiği Şık için üstü kapalı saldırı fermanı çıkarttı. Ahmet Şık’a yönelik bir saldırının sorumlusu Devlet Bahçeli’dir.

Bir süredir HDP’nin kapatılması için girişimlerde bulunan AKP, yeni bir kapatma dosyası ile çıtayı yükseltmeye devam ediyor. Ülke içinde Kürt halkının en büyük partisi HDP’ye saldırılar devam ederken, Irak Kürt bölgesinde de gerillaya yönelik operasyonlar devam ediyor. Halk açlık ve yoksulluk içinde yaşarken paralar savaş politikalarına gidiyor. Bir tarafta Kürt hareketine yönelik saldırılar, diğer tarafta Suriye ve Libya’daki cihadistlere ödenen paralar ve gönderilen silahlar. Sedat Peker videolarının da ortaya koyduğu gibi bu saldırganlığın finanse edilmesi için uyuşturucu trafiği kullanılıyor.

Baskı ve korkutma politikaları etkisini sürdürmekle birlikte sendikalar ve ilerici meslek kuruluşları AKP’ye karşı eylem çağrıları yapıyor. Eylemler yasaklandı ama halkın tepkileri birikiyor ve bu tepkiler er geç sokaklara yansıyacaktır. Hatta hem Türkiye’de hem de Batılı ülkelerde önümüzdeki süreçte yeni gelişmeler olacak görünüyor. Korona bahanesi ile eylemleri yasaklanan ve sokağa çıkmaması için korkutulan halk kitlelerinin, yeni dönemde yeni bir direniş çizgisine gireceği hissediliyor. Türkiye solu olarak hazırlıksız yakalanmamak için çalışmalarımızı hızlandırmalıyız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.