Haftanın özeti

0
240

Dindar gençlik adına yetiştirdikleri katillerden birisi HDP İzmir il binasında gidip Deniz Poyraz’ı vurdu ve binayı yakmaya kalkıştı. Katil, Deniz Poyraz’ı katletmesini sosyal medyada överek paylaştı. Onur Gencer isimli maşa, HDP’yi PKK gördüğünü, HDP binasına çok kişiyi birden öldürmek maksadıyla gittiğini söyledi. HDP Eş Başkanı Mithat Sancar o gün 40 civarında insanın katıldığı parti toplantısının son anda ertelenmiş olduğunu belirterek bir katliam planı olasılığına dikkat çekti. Sancar ayrıca parti binalarına saldırı tehditleri aldıklarını polise defalarca bildirmiş oldukları halde önlem alınmadığını açıkladı.

Saldırının AKP ve MHP politikalarının bir sonucu olduğu bellidir. Ayrıca saldırı Erdoğan’ın “Bu daha iyi günleriniz!” şeklindeki muhalefete tehdidini akla getirdi. Saldırgan tıpkı Mehmet Ali Ağca’nın davranışını hatırlatırcasına saldırıyı tek başına tasarlayıp gerçekleştirdiği ifadesini verdi. MHP işareti yapan katilin sosyal medya paylaşımları onu Suriye’deki cihatçılara götürmektedir.

HDP İzmir il binasına karşı yapılan saldırının bir planın parçası olduğu görülüyor. HDP eski eş başkanları, belediye başkanları ve üyeleri hapiste olan ve büyük saldırılarla karşı karşıya bir partidir. Saldırganın yaptığı açıklama saldırı eyleminin “İki taraftan birini seçeceksiniz, ya PKK ya da Cumhur İttifakı” mesajını verdiğini gösteriyor. Bu saldırı Millet İttifakı’nı zayıflatmayı ve onun HDP ile arasını arasını açmayı amaçlıyor. Kürt-Türk karşıtlığına oynayan saldırının Kürt hareketini kışkırtmayı amaçladığı da görülüyor.

Muhalefeti şovenist kışkırtmayla bölmeye çalışan AKP aynı zamanda Saadet Partisi’ni (SP) saf dışı etme yolundaki çabalarını yoğunlaştırdı. SP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk Erdoğan’ın bir süredir görüştüğü eski bir Milli Görüş Hareketi lideridir. Oğuzhan Asiltürk SP’yi AKP çizgisine çekmek amacıyla sosyal medya hesabından partiyi olağanüstü kurultaya çağırdı.

NATO zirvesi, Erdoğan’ın Biden tarafından düşürülmesi hayalleri kuran burjuva muhalefet partilerini ve liberal solcuları bir kez daha üzdü. Odak, Biden iktidara geldiğinden beri ısrarla yazdı ki ABD’nin dış politikası kişilere göre pek değişmez. Dünyada ve Türkiye’de demokrasi ABD’nin ve AB’nin sorunu değildir. Onlar sömürü ve egemenlik istiyorlar. Erdoğan, ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet ermek amacıyla işbaşına geldi. Suriye’de, Libya’da, Somali’de, Ortadoğu’da, Kafkaslar’da, Karadeniz’de ve Orta Asya’da onların çıkarlarına hizmet ediyor. Erdoğan özellikle Suriye’de ABD’nin politikasına hizmet etti. ABD, uşaklarını kullandıktan sonra bütün suçu onların üzerine atıyor. ABD Suriye’ye karşı Erdoğan’ı, Suudi Arabistan’ı, Katar’ı, IŞİD’i vb. kullandı. Ardından Biden 2014 yılında Başkan Yardımcısı olduğu sırada Suriye’de iç savaşın suçunu Erdoğan’a yıktı. ABD Suriye’yi işgal etti ve işgalini hala sürdürüyor. Biden 2019 yılında bir konuşmasında muhalefeti destekleyerek Erdoğan’ı devirmek gerektiğini ifade etti. İşbaşına geldikten sonra ise AB ülkelerine Erdoğan ile anlaşabileceklerini ifade etti. Erdoğan ile aslında son NATO toplantısından önce anlaştılar. ABD Erdoğan’ı elbette sonuna kadar sırtında taşımaz. Kullanır, miadı dolunca onu atar. Erdoğan hala kullanışlıdır.

CHP’nin seçim düşüncesi ne yazık ki çıkış yolu değildir. AKP devleti sıkı sıkıya elinde tutuyor. Halk örgütsüz olduğu sürece AKP seçimlerle iktidarını vermeyecektir.

İzmir HDP binasında Deniz Poyraz’ın katledilmesi halkı korkutup sindirmeye ve milliyetçi kutuplaşma yoluyla muhalefeti bölmeye hizmet ediyor. Halk güçleri içinde milliyetçi kutuplaşmaya düşmeden ve halkın mevcut ruh haliyle anlayabileceği ve katılabileceği eylemleri çok değerli görüyoruz. Bu anlamda saldırıyı protesto eden ve HDP ile dayanışma gösteren tüm açıklamalar ve eylemler olumlu işlev görüyor. En önemlisi örgütlenmedir. Ayrıca “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz” diyen kadın örgütleri İstanbul sözleşmesini savunmak amacıyla 19 Haziran’da İstanbul’da miting yapacaklar. İstanbul Sözleşmesi, yani Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, 19 Mart’ta Erdoğan’ın kararıyla feshedildi. Sözleşme 1 Temmuz 2021’de fiilen sona erecek. Kadınlar, Türkiye’nin başta büyük şehirler olmak üzere çeşitli yerlerinde her fırsatta İstanbul Sözleşmesi’ni eylemlerle savundular. Bütün duyarlı kadınları bu eylemlerde aktif olması gerektiğini savunuyoruz.

İktidar bu saldırıları kendi sonunu geciktirmek için yapıyor. Zulmün sonu halkın mücadelesiyle getirilebilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.