Haftanın özeti

0
310

Bu haftaki özetimize dünya gündemi ile başlıyoruz. Ardından da Türkiye’de yaşanan önemli gelişmeleri aktaracağız.

Amerika’nın yıllardır ekonomik amborgo uyguladığı Küba’da eylemler oldu. Amerika bayraklarıyla Küba’nın başkenti Havana’da eylem yapan bir kesim, Küba yönetimini istifaya çağırdı. Yaşanan bu olaylar sırasında emperyalist güçlerin Küba’daki eylemlere ‘’duyarlılığı’’ dikkat çekti. Başta Amerika olmak üzere Avrupa basını Küba’daki eylemleri canlı yayınlayarak Küba’ya karşı algı yaratma yarışına giriştiler. Olaylarla ilgili açıklama üstüne açıklama yapan ABD yönetimi, Küba polisinin eylemcilere orantısız güç kullandığını belirtti. Küba’ya bu konuda akıl veren ABD’nin polis şiddetiyle ilgili sicili ise bir hayli kabarık. Polis Şiddeti Haritası isimli internet adresinin verilerine göre, 2021 yılının Haziran ayına kadar 530 kişi Amerikan polisi tarafından katledildi. Ayrıca ABD yönetimi, olaylar esnanasında ‘’demokrasi’’ sözünü ağzından düşürmedi. ABD emperyalistlerinin ‘’özgürlük’’ ve ‘’demokrasi’’ çığırtkanlığının ne anlama geldiğini, Irak ve Suriye’de yaşanan savaşlardan iyi biliyoruz. Küba’da yaşanan sorunları emperyalist devletler değil, Küba’nın devrimine sahip çıkan ve Kübalılar için çalışan Küba iktidarı çözebilir. Bu mücadelede de tüm sosyalistlerin Küba’yla dayanışma içinde olması önemlidir.

Bir diğer önemli gelişme ise Erdoğan’ın asker göndermek istediği Afganistan’dan geldi. Taliban, ABD ile ilişkileri geliştirmek için Kabil’deki havalimanının korunması görevini sürdürmeye talip olan Erdoğan’ı tehdit etti. Ankara’yı sözünde durmamakla suçlayan Taliban Sözcüsü; ‘’Ülkemizde kalmak isteyenleri işgalci sayarız ve karşılığını veririz’’ dedi. Erdoğan iktidarının Afganistan’da emperyalistlerin taşeronluğunu yapabilmesi için Taliban’la nasıl anlaşacağı merak ediliyor.

Dikkat çeken bir başka önemli gelişme ise, dünyanın en zengin patronlarının geçtiğimiz haftasonu CIA direktörü Bill Burn ile ABD’nin Sun Valley bölgesinde bir araya gelmesi oldu. Toplantıda çeşitli küresel sorunların ele alındığı belirtilse de asıl amacın Çin’in ve Rusya’nın ekonomisine zarar vermek olduğunu tahmin etmek zor değildir. Burjuvazi rekabeti gelişmenin dinamiğini yapıcı bir şeymiş gibi gösterir. Rekabet pratikte insanların birbirine ve dünyaya zarar vermesi yoluyla gelişme sağlamaktadır.

Gelelim Türkiye’deki gelişmelere.

Türkiye gündemi haftaya emek mücadelesi açısından iki önemli kayıpla başladı. Bağımsız Maden İş Sendikası Başkanı Tahir Çetin ve üyesi Ali Faik İnter, 15 yıldır tazminatları ödenmeyen Uyar Madencilik işçileri ile birlikte Ankara’da katıldıkları eylemden dönerken; yolda geçirdikleri kaza nedeniyle yaşamlarını yitirdiler. Bu acı kayıp ilerici kamuoyunda büyük üzüntü ve sisteme karşı öfke yarattı. Madencilerin emek mücadelesinde önemli katkıları olan bu iki devrimci insanı bir kez daha saygıyla anıyoruz. Bağımsız Maden İş Sendikası’nın mücadelesi bize bilinçli ve kararlı mücadelenin devrimci çalışmanın başarı sağlama olanaklarını gösteriyor.

İstanbul’un bir mozaiği olan Kadıköy’de Surp Takavor Ermeni Kilisesi’ne yapılan saygısızlık gündemin bir başka önemli konusuydu. Konuyla ilgili üç kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Kilisenin önünde ilerici muhalif güçler tarafından yapılan basın açıklamalarına genelde müdahale eden polisin, kilisenin üzerinde sırf saygısızlık amacıyla saatlerce dans edenlere müdahale etmemesi ise gözden kaçmadı. Yapılan provakosyonlara karşı devrimci güçler uyanık olmalıdır.

Sedat Peker ve tweetleri bu hafta da gündemdeydi. Peker’in tweetlerinde bahsettiği kayıt dışı silahlarla ilgili AKP’li Mahir Ünal ‘’FETÖ iddiası’’ cevabını verse de, bin silaha dair başka bir açıklama yapılmadı. Peker, “kaybolan” silahların muhaliflere karşı kullanılmak üzere çetelere dağıtıldığını ifade ediyor. Bu önlemin ne kadar korkutucu olacağı çok tartışılır. Halk güçleri faşist rejime karşı örgütlenerek harekete geçtiğinde çetelerin saldırıları ateşe benzin dökülmesi işlevi görecektir.

Deniz Poyraz’ın İzmir HDP İl binasında katledilmesinin üzerinden birkaç hafta geçmeden bu sefer de HDP Marmaris İlçe binasına silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıyla ilgili bir kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan bu kişinin 2018 yılında da aynı şekilde HDP İlçe binasına saldırdığı ortaya çıktı. Muhaliflere ve HDP’ye yönelik saldırıların sorumlusu AKP-MHP iktidarıdır. Devrimci, demokrat muhalif güçler Türklerle Kürtleri düşmanlaştırıcı dil ve eylemler karşısında birlik ve dayanışma içinde olmak gerektiğini biliyor.

AKP’nin yandaşlarını zengin etmek üzerine kurduğu çevre politikalarının ülkemize zararları, yaşanan her doğa felaketinde acı bir şekilde ortaya çıkıyor. Rize’de meydana gelen selde, yataklarına müdahele edilmiş dereler taştı. Selde beş kişi yaşamını yitirdi. AKP iktidarı, yandaş Cengiz Holding’e Karadeniz’i talan ettirmeye, yüz yıllık ağaçları kesmeye, dere yataklarına evler yapmaya devam ettikçe; bölgede bu ve buna benzer felaketler artarak devam edecektir.

AKP’nin doğa ve çevre politikalarından sadece insanlar değil hayvanlar da etkileniyor. Geçirdiğimiz hafta içinde Tuz Gölü çevresinde yaşayan binlerce flamingo, kuraklık yüzünden yaşamını yitirdi. AKP iktidarı, flamingoların ölümünden sonra ‘’önlem’’ aldıklarını ve konuyla ilgili soruşturma başlattıklarını açıklasalar da bu feci durum AKP’nin su politikasındaki kapitalist bakış açısının sonucudur.

Geçtiğimiz haftanın en tartışılan konularından biri ise Pelikan Grubu’ndan Hilal Kaplan’ın TRT Yönetim Kurulu Üyeliği’ne atanması oldu. Atamaya, AKP’liler bile tepki gösterdi. AKP’li yazar Hatice Haniç, Erdoğan’ın TRT Yönetim Kurulu Üyeliği’ne atadığı Kaplan için ‘’Cumhurbaşkanımız Hilal Kaplan’a kıymet veriyorsa, önemsiyorsa nüfusuna alsın, evlat edinsin’’ sözlerini kullandı. AKP’nin siyasi propaganda aracı olan TRT’nin, Hilal Kaplan’ı üye yapmasıyla daha çok tepki toplayacağı açıktır.

Erdoğan’ın Hilal Kaplan ataması gibi tepki toplayan bir başka ataması Melih Bulu olmuştu. Melih Bulu, 1 Ocak 2021 tarihli kararname ile Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyım rektör olarak atanmıştı. Boğaziçili akademisyenlerin ve öğrencilerin altı aylık kararlı mücadelesi sonucunda Melih Bulu, geldiği gibi yine bir gece yarısı kararnamesiyle görevden alındı. Bu gelişme mücadelede birlik ve kararlılığın, direnişte zafer getireceğine iyi bir örnek oldu. Boğaziçi Direnişi faşizme karşı mücadelede üzerinde tartışılmayı hak eden bir başarı sağlamış bulunuyor.

ABD emperyalizminin burnunun dibindeki küçücük Küba’da bile halk iktidarı on yıllardır uygulanan ekonomik ablukaya ve politik saldırılara rağmen ayakta kalabiliyor. Küba’ya karşı emperyalizmin dev propaganda cihazlarının yoğun kötüleme kampanyası, Küba halkının direnişi ve dünyanın ilerici güçlerinin Küba’yı sahiplenmesiyle karşılaşıyor. AKP iktidarının yoğun baskı ve terörüne rağmen Boğaziçi Üniversitesi’ndeki haklı, kararlı ve akıllıca direniş başarı sağlıyor. Birlik, dayanışma ve mücadele yaşamı güzelleştiriyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.