Haftanın özeti

0
380

Haftanın en önemli konusu bir türlü söndürül(e)meyen orman yangınları oldu. İktidar yanan ormanların söndürülmesiyle değil orman arazilerinin yağmalanmasıyla meşgulken devletin yapması gerekeni halk yapmaya çalıştı. Yanan orman arazilerinin maden aramasına, turizme ve yerleşime açılması hazırlıklarına bakıldığında yangınların “Allah’ın lütfu” görüldüğü manzarası ortaya çıkıyor.

Yangınların geleceği besbelliyken, bölge ülkeleri Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan yangınla savaşmak için uçak filolarını yenilerken Türkiye uçaklarını tasfiye etti. Türk Hava Kurumu uçakları tasfiye edildi. Cumhurbaşkanlığı için saraylar ve uçak filoları kurulurken yangınları önlemek için hiçbir hazırlık yapılmadı.

Şu ana kadar 186 yangın çıktı ve 15 tanesi halen devam ediyor. 500 bin hektardan fazla orman içindeki canlılar ile birlikte yok oldu. Yangınlara karşı en büyük mücadeleyi yerel halk, belediye çalışanları ve bölgede bulunan jandarma kuvvetlerinin verdiği görüldü. Yangın söndürmesinde görev alanlara ve yangınlarda evlerini, yaşam alanlarını kaybedenlere yardımı organize etmesi gereken devlet, ortada gözükmezken halk kendi içinde örgütlenip bunu sağlayarak güzel bir örnek yarattı. Devletin yapmadığı yardım çağrılarını da yine halk yaptı. Ayrıca yurt dışında yaşayan yurttaşlar Türkiye’ye yardım organize etmeye çalıştılar.

Sosyal medyada başlatılan “Türkiye’ye yardım edin” kampanyası dünyada ses getirdi. İktidar ise, ülkenin itibarını zedeledikleri gerekçesiyle, bu kampanyayı başlatanları hedef aldı. Doğal bir felaket yaşandığında diğer ülkelerde seferber edilen ordunun Türkiye’de neden sevk edilmediği ise en çok sorulan sorulardan birisi oldu. Erdoğan’ın dinci amaçlar için Suriye, Libya, Somali ve başka bir çok yerde gericilerle birlikte savaşlara ve sınır ötesi operasyonlara memur ettiği ordu ülkemizin ormanlarının, canlıların, halkın evlerinin, hayvanlarının yanmasına müdahale etmedi, ettirilmedi. Bunu iktidarın orduya güvenmemesine yoranlar oldu. Yangının ilerlemesini istemiş oldukları da görülüyor. Yangın bölgelerine ziyarette bulunan Erdoğan başlarının çaresine bakmaya çalışan insanlara çay paketleri attı. Yetkililer evleri yanan insanları teskin etmek için evleri yanmamış olanlara “Keşke benim evim de yanmış olsaydı” dedirtecek (!) “cazip” konutlar vaat etti.

İktidar ormanları HDP ve CHP’lilerin yaktığını iddia edince, yalana kolay inanan bir kısım yandaşlar, yangını söndürmek için yardıma koşmuş olan Kürt kökenli insanları “terörist” diye linç etmeye çalıştılar ve işi yol kesip kimlik kontrolu yapmaya kadar vardırdılar. Yaratılan ortam Konya’da katliama sebep oldu. Komşuluk kavgasıyla başlayan bir olay Türk-Kürt çatışmasına dönüştü ve 7 kişilik Kürt aile faşist komşuları tarafından katledildi. Daha önce yine aynı aile fertlerine taşlı ve sopalı bir saldırı olmuş ve aile ağır yaralanmıştı. Ancak saldırganlar kısa sürede serbest bırakılarak yeni saldırıya yol verilmişti. Mahkeme kararı ile korunması gereken aileye bu olanak sunulmadı ve yine aynı gruptan birileri tarafından acımasızca güpegündüz katledildiler. İstanbul’da katliamı protesto için basın açıklaması yapanlara eli sopalı faşistler saldırdı. Son olarak da dün Marmaris’te yangınlar hakkında canlı yayın yapan Halk TV ekibine sivil faşist çeteler saldırdı.

Aynı günlerde Türkiye Afganistan’dan taşınan göçmenleri konuştu. Yeni göçmenlerin ABD Başkanı Biden ile Erdoğan arasında yapılan gizli anlaşma sonucunda kabul edildiği haberleri basına yansıdı. İktidarın Suriye ve Afganistan göçmenlerini özellikle Türkiye’deki dinci iktidarı pekiştirmek için kullandığı açıktır. Bu gerici göçe karşı tepkilerini ırkçılığa vardıranların da olayı insan hakları penceresiyle sınırlı görenlerin de buna dikkat etmesi gerektiğini düşünüyoruz. İktidar Türkiye’ye taşıdığı göçmenlerle yerli halkı karşı karşıya getirmek istiyor.

Orman yangınları özellikle Akdeniz ve Ege kıyı bölgelerinde halkın çok büyük öfkesinin birikmesine yol açtı. Bu insanların büyük kısmı muhalif partilere oy veriyor. Ormanların yanmasıyla oluşan alana AKP yanlılarının çekilmesi ihtimali üzerinde de düşünülmelidir. Gelişmeler karşısında AKP’nin her an çözülebileceği yorumları yapılıyor. İktidarın sistemi yönetemediği ortadadır ama onun zorluklar karşısında kendiliğinden çözülmesi ihtimali zayıf görünüyor. İktidar birliğini koruyabiliyor ve muhalif güçlerin işe karışmasını engelleyebiliyor. Hatta CHP, HDP, İyi Parti olarak muhalif güçler AKP’nin kurduğu sistemin dışına çıkmamaya bugüne kadar özen gösterdiler. Halk çok tepkili, kaygılı olmasına rağmen henüz harekete geçecek bir fikir ve birikim yaratmış durumda değil. AKP muhalefetin bölünmüşlüğü ve korkuları sayesinde ayakta duruyor. Sosyalist sol olarak ise daha az söz daha çok iş üretmemiz gerekiyor.

Son günlerin en güzel sloganı orman yangınları için yapılacak eylemin sloganı oldu: ’’Seyretme Müdahale Et!’’ Bu sloganı başka durumlar için de kullanabiliriz. Şikayet Etme Mücadele et, gibi. Evet halk yangınlarda görüldüğü gibi çok çabuk örgütlenip sorunlarını ve ihtiyaçlarını giderebiliyor. Halkın muhalefetinin birikeceği kanallar her zamankinden kolay yaratılabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.