HAFTANIN ÖZETİ

0
322

Gündemimiz öyle yoğun ki gelecek yıllarımızı hatta nesillerimizi etkileyecek konular bile çok kısa sürede hiç konuşulamaz hale geliyor. Örneğin ormanlar çeşitli bölgelerde halen yanıyor ama artık haber bile değil. Dere yatağına yapılan evlerin halen enkazları kaldırılamamış, birçok kayıp insan halen bulunamamış durumda ama artık bunlar da “haber” değil.

Bu hafta ülke gündeminde en çok yine Afganistan vardı. Perşembe günü meydana gelen patlamalar sonucu içinde 13 Amerikan askerlerinin de olduğu 100’den fazla kişinin ölmesi Afganistan’ın bir süre daha gündemde kalacağını gösteriyor. Patlamayı üstlenen IŞİD’in, Taliban’dan ayrılma güçler tarafından oluşturulduğu ve IŞİD’in ABD ile Taliban arasında 10 yıldır süren görüşmelere itiraz ettiği ileri sürülüyor. Taliban son dönemde tutuklu bir IŞİD liderini öldürmüştü. Saldırının Afganistan’da IŞİD’in etkinliğinin artmasına, ABD ile Taliban arasındaki ilişkilerin gelişmesine ve Taliban’ın ılımlı görünüm kazanmasına hizmet edeceği tahmin ediliyor. Amerikancı “Ilımlı İslam” projesinin taşeronu Erdoğan, Kabil Havalimanı konusunda Taliban’la anlaşmak üzere oldukları haberini verdi.

Bolivya’da eski Başkanı Jeanine Áñez tutulduğu hapishanede intihar girişiminde bulundu. Áñez Sosyalist Başkan Morales’in ordu ve polis tarafından iktidardan düşürülmesinden ve sürgüne gönderilmesinden sonra 12 Kasım 2019’da işbaşına getirildiğinde ABD Dışişleri Bakanı’ndan coşkulu tebrik almıştı. 8 Kasım 2020 tarihine kadar geçici Başkan olarak kaldı. 18 Kasım 2020’de yapılan seçimlerde MAS adayı Luis Arce oyların yüzde 52’sini alarak seçilmişti. Jeanine Áñez 13 Mart 2021’de tutuklandı. Şimdi o, Morales hükümetini devirmeye katılmak ve muhaliflere karşı katliam yaptırmak suçlamalarıyla yargılanıyor. Hanımefendinin intihar girişiminin ordu, polis, ABD ve AB tarafından kullanıldıktan sonra çöpe atılmış olmanın yarattığı baskılanma nedeniyle meydana gelmiş olabileceğini düşündük.

ABD ile Çin arasındaki rekabet kızışıyor. Bilindiği gibi Çin’in ekonomik gelişmesinden rahatsız olan ABD başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinin Çin ile ekonomik ilişkiler geliştirmesini engelliyor. AB yeni üyelerinden Litvanya bu konuda ABD’nin en ateşli taraftarları arasında. Litvanya Çin’i kışkırtmak amacıyla Tayvan’la devlet statüsünde ilişki kurmaya çalışıyor. Bu amaçla Litvanya’ya Tayvan temsilciliği açıldı. Bu AB içinde ilk oluyor. Litvanya ayrıca Uygur sorununu yüksek sesle dile getiriyor. Çin kendi devlet sınırları içinde gördüğü Tayvan’a devlet muamelesi yapılmasını istemiyor. Hatırlanacağı gibi korona ortaya çıktığında Trump ona “Çin virüsü” adını takmıştı. Çin kısa sürede toparlanınca Trump koronanın bir Çin laboratuarında ortaya çıktığını iddia etmişti. Önce bu iddiaları önemsemeyen Biden sonradan ABD istihbaratına bu konuda görev verdi ve oradan Çin’i suçlayan rapor aldı. Bilindiği gibi ABD ve AB ülkeleri Çin’in geliştirdiği korona aşısının yetersiz olduğu yönünde sürekli propaganda yapmaktadır. Başkan Yardımcısı Kamala Harris de Çin’e karşı ittifak kazanmak amacıyla Vietnam’a gitti.

Haftanın tartışmalarında çok yer alan diğer konu ise 4.2 milyon memur ve 2.2 milyon memur emeklisini ilgilendiren memur zammı idi. Gündemde yer alan konulara kısa kısa bakalım.

Türkiye haftaya memur maaşlarına yapılan zamla başladı. Adı sendika ama kendisi yandaş olan Memur-Sen ve Kamu-Sen ile hükümetin tiyatrosu sonucu yapılan sözde görüşmelerle hükümet memur için uygun gördüğü “sadaka miktarını” pazartesi açıkladı. Görüşmenin taraflarından olan KESK’e göstermelik olarak bile görüşmelerde yer verme gereği duyulmadı.

Yapılan açıklamaya göre, memur ve memur emeklilerine 2022 için yüzde 5 artı yüzde 6 (ilk 6 ay yüzde 5 ikinci 6 ay yüzde 6) ve enflasyon farkı, 2023 için yüzde 8 artı yüzde 6 ve enflasyon farkı verdiler. Ek olarak da toplu sözleşme ikramiyesini 400 TL’ye çıkardılar (Toplu sözleşme ikramiyesi denen şey sendika aidatlarıdır. Sendika aidatı her ay sendikalı memurdan kesilir, kesilen bu tutarlar üç ayda bir maaşa ek olarak devlet tarafından yatırılır. Dolayısıyla bu para memura değil, dolaylı olarak sendikalara verilen paradır.) Sendika kurması yasaklanmış olan meslek grupları (ordu, polis, MİT, ceza infaz kurumu çalışanları vb.),sendikalı olmayan memurlar ve sendikalı olsa bile meslek grubundaki üye oranı yüzde 1’in altında olan memurlar bu parayı alamayacak. Okuma, yazma, araştırma kültürünü büyük ölçüde yitirmiş olan memur kesiminin çokluğunu bilen karşı taraf rahatlıkla “memurumuzu enflasyona ezdirmedik, yüzde 31.2 zam verdik” diyebildi. Sürece tepki gösteren KESK, üyelerine 27.08.2021 de bir günlük iş bırakma çağrısı yaptı.

Bu günlerde 130 bin civarında metal işçisinin de toplu sözleşme dönemi. Türk-Metal Sendikası’nın sözde anket yaparak belirlediği talepler maalesef işçilerin beklentilerinin çok altında. Ancak sendika bir yandan toplu sözleşmeleri de imzalamaya devam ediyor.

Çalışanların sadece yüzde 14 ünün sendikalı olduğu, onların çoğunun da sarı sendikalarda olduğu ülkemizde hem işçiler hem memurlar küçük hesaplarla üye oldukları yandaş sarı sendikaları tercih etmelerinin acı sonuçlarını yaşarken AKP’li olmanın seçkin olmak, her türlü sorumluluktan uzak olmak anlamına geldiği örnekleri görmek de çok sık karşılaştığımız durumlardan biri.

Süleyman Soylu ile poz vermiş olan bir çok katil görünümlü varlık, silahlarla, uyuşturucularla yakalanmasına rağmen, gözaltına bile alınmazken AKP’nin dokunulmazlığının son örneklerinden birine Mersin Erdemli’de bir kadın AKP vekilinin polise yönelik aşağılayıcı, hakaret dolu tavırları yetmezmiş gibi bir de ilgili polis memurlarını açığa almasıyla tanık olduk. Meclisteki tek faaliyeti “Bağırta bağırta Akdeniz Belediyesi’ni aldık, kanırta kanırta da köşe başlarını tuttuğunuz Büyükşehri de alacağız…” demekten ibaret olan asalak vekil bu haftanın “yeter artık” dedirten kişilerinden birisiydi.

Pandeminin başlangıcından beri sorunu çözmek değil, algıyı yönetmek üzerine strateji geliştiren Erdoğan ve “bakan” dedikleri sayesinde ülke her alanda olduğu gibi pandemide de zirveden zirveye atlamaya devam ediyor. Yetkililer bilim insanlarının tüm uyarılarına rağmen kısıtlamaları, açılmaları işverenlerin talebine ve kendi ideolojik taleplerine göre belirlediği için salgın artarak yeni bir pike doğru hızla ilerliyor. Onca kısıtlamaya, çarpıtmaya rağmen açıklanan resmi rakamlar ürkütücü. Günlük ölüm sayıları 200’ün altına düşmüyor, hastaneler yoğun bakımlarda boş yer yok diye peş peşe açıklamalar yapıyor ama Sağlık Bakanı ülkemizde kırmızı il kalmadığıyla, aşılamada yüzde 70’leri geçtiğimizle övünebiliyor. Oysa sadece aşı karşıtı ya da kararsızlığı nedeniyle aşı olmayanların oranı yüzde 35. Salgının yayılması nedeniyle izinleri iptal edilen ve izindekilerin göreve çağrılması ve birçok kısıtlama sağlık çalışanlarını canından bezdirdi ve iş bırakma dahil çeşitli protestolar yaptılar. Aile hekimleri önümüzdeki hafta tekrar iş bırakmaya hazırlanıyor.

Pandemiyle ilgili kaygı verici bir haber de İzmir’den geldi. İzmir Tabip Odası, İzmir’de vakaların yüzde 40’ının yeni bir mutasyon kaynaklı olabileceğini açıkladı.

Bu hafta çokça dile getirilen konulardan birisi de eğitimde durumun ne olacağıydı. Eylül’de okullar açılacak. 18 yaş altı henüz aşılama kapsamında değil. Bakan bunlardan hiç bahsetmiyor. Öğretmenlerin henüz yüzde 30’u aşılanmış değil. Hükümetin her ne kadar umurunda değilse de toplumun ne yapacağını bilemediği için bu konuda insanlar bir an evvel tatminkar bir açıklamanın yapılmasını bekliyor.

Ataşehir Belediyesi’nde Genel-İş sendikasına bağlı işyeri temsilcileri İnan Kaloğulları, Sevgi Peker, Deniz Çakmak ve Özgür Çakır hukuksuz bir seçim yapılarak yeni göreve gelen Genel-İş Anadolu Yakası 1 No’lu Şube Yönetimi’nin isteğiyle ve sendika genel merkezinin onayıyla görevlerinden alındılar. İşçi liderleri yaptıkları açıklamada, “Temsilciliğimiz süresince canla başla çalışan insanlar olmaya özen gösterdik. Temiz, ilkeli ve şeffaf mücadelemiz gurur kaynağımızdır. Onların zorbalığı ise emekçiler ve emek dünyası içinde birer utanç kaynağıdır. Kararlıca mücadele edeceğiz.” dediler. Sosyal medyada Mahir Çayan ve arkadaşlarını andığı için işten atılan TRT çalışanı Deniz Salmanlı aleyhindeki kararın sendikal mücadelesi nedeniyle alındığı öğrenildi ve Salmanlı mücadelesini sürdüreceğini belirtti.

Öğrenciler Erdoğan’ın gece yarısı kararıyla Boğaziçi Üniversitesine yine kayyum rektör atamasını protesto ettiler. Polis 8 öğrenciyi gözaltına aldı.

Televizyon programcısı Didem Arslan Yılmaz’ın yayına aldığı konuğunun çocuklarını Kürtçe azarlaması karşısında “Burası Türkiye Cumhuriyeti” deyip yayından çıkarması çok ilginçti. Söz konusu olay Show TV adlı kanalda yaşandı. İsmi bile İngilizce olan kanalda bu ülkenin halkı olan Kürtlerin dilinin anlaşılmayan ve kabul edilmeyecek dil ilan edilmesi sosyal medyada haklı olarak çok yoğun tepki aldı. Gelişen tepkiler karşısında sunucu Yılmaz, geri adım atmak zorunda kaldı ve samimiyetsiz bir şekilde de olsa özür diledi.

Haftanın Özeti’ni “Faşizm yenilecek halk kazanacak” sloganıyla bitiriyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.