Haftanın özeti

0
314

Bu haftaki özetimize Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren birkaç uluslararası gelişmeyi yorumlayarak başlayacak ve oradan Türkiye’ye geleceğiz.

Afganistan’ı “İslam Emirliği” ilan eden gerici Taliban, kurduğu geçici hükümeti açıkladı. Hükümetin 33 üyesinin 30’u Peştunlardan oluşuyor ve hiç bir kadın üyesi bulunmuyor… Taliban’la uzun süredir gizlice görüşmekte olan ABD, Geçici Hükümet hakkında temkinli pozlar veriyor. ABD emperyalizmi 20 yıldır işgali altında tuttuğu Afganistan’da istediği sömürgeci düzeni kuramayınca ülkeyi Taliban’a teslim ederek emperyalist amaçlarına yeni bir yoldan yürüyor. ABD’nin, tuttuğu yolda, Çin’e ve Rusya’ya mümkün olduğu kadar zarar vermeye çalışması bekleniyor. ABD’nin dünyadaki en büyük rakibi olan Çin ise ABD’nin planlarını etkisizleştirmek amacıyla Taliban yönetimindeki Afganistan’a cazip ekonomik ilişkiler öneriyor.

Afganistan’da var olmayı stratejik bir sorun gören AKP yeni hükümetin açıklanması karşısında ses çıkarmadı. Bilindiği gibi AKP, İslam’ı Batılıların hizmetine vermek misyonuyla Türkiye’de işbaşına gelmişti. Türkiye Ilımlı İslam adı verilen sistemin model ülkesiydi. Ilımlı İslam adına özellikle Suriye’de iç savaşa taraf olan AKP şimdi Afganistan’da da aktif olmaya çalışıyor. Türkiye’ye kitlesel Afgan mülteci göçü zaten bu bağlamda gündeme geldi.

Dünyanın gözü Afganistan’daki gelişmelerdeyken Afganistanlı kadınlar şeriatçı rejimin kadın ve çocuk düşmanı politikalarına karşı ellerinde ‘’özgürlük’’ yazılı pankartlarla bir araya geldi. Yüzlerce kişinin katıldığı bu eylemde, Taliban muhafızları kalabalığın üzerine ateş açtı. Kadınlar, açılan ateşe karşı ‘’korkmuyoruz’’ diyerek eylemlerine devam etti. Tıpkı Afganistan’da olduğu gibi halkların özgürlük mücadelesinde kadınlar en önemli öznedir ve onların öncülük ettiği her mücadelenin başarı şansı artar. Afganistanlı kadınların direnişinden dersler çıkarmalı ve omlara destek olmalıyız.

Erdoğan darbeci bulduğu ve düşman gördüğü Mısır’la yakınlaşmayı sürdürdü. Mısır ile Mayıs ayından itibaren başlatılan görüşmelerin ikici turu bu hafta Ankara’da devam etti. Karşılıklı görüşmeler sonrasında Dış işleri Bakanı Mevlüt Çavuoğlu, Mısır’a yeniden elçi atayabileceklerini söylerken, iki ülkenin ekonomik ilişkilerinin giderek arttığını da vurguladı. AKP’nin aynı zamanda devrik lider Kaddafi’nin oğlunu Türkiye’ye davet ederek onunla görüştüğü de bildiriliyor. Libya’yı yıkan ve Kaddafi’yi katleden güçler öyle kötü bir karışıklık yarattılar ki Kaddafi’nin oğlu şimdi umut haline geliyor. Petrol ülkesi Libya’da halk doğru dürüst elektrik hizmeti alamıyor. Erdoğan adımlarını Batılı emperyalistlerle ilişkilerini geliştirmek doğrultusunda atıyor.

Gelelim Türkiye gündemine…

Okullar açıldı, milyonlarca çocuk ve 1 milyonu aşkın sayıda eğitim emekçisi salgın koşullarında yeterince önlem alınmaksızın yüz yüze eğitimle okula başladı. Bunun üstüne bir de yoksulluk eklenince, bazı aileler okul masraflarını karşılayamaz hale geldi. Okullar açılmadan bir gün önce beş çocuk babası olan Adem Sevener, girdiği ekonomik bunalım nedeniyle yaşamına son verdi. Sevener, bu yükü kaldıramayan onlarca veliden sadece bir tanesidir. İşsizliğin giderek arttığı; AKP iktidarıyla birlikte adaletsiz gelir dağılımının daha da çok oluştuğu Türkiye’de, yoksulluğa karşı örgütlü mücadeleyi büyütmeliyiz.

Türkiye yoksulluk giderek artarken, son dönemde AKP yanlısı açıklamalarıyla dikkat çeken yazar Alev Alatlı; Türkiye’de insanların açlık çektiği haberinin inandırıcı bulmadığını söyledi. 2002-2019 yılları arasında yoksulluktan intihar eden kişi sayısı 5 bin 806’dır. Son iki yılı da düşünürsek, bu sayının gittikçe arttığını görebiliriz.

Gündemin önemli başlıklarından biri 2021-2022 Adli Yıl açılışında dua eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın açıklamaları oldu. Ali Erbaş dini istismar etmesine karşı yapılan eleştirilere, ‘’İnanç işte insan ile Allah arasında olsun, evine yansımasın, ticaretine yansımasın, siyasetine yansımasın, yargısına yansımasın… Görüyorsunuz ya ortalığı ayağa kaldırıyorlar’’ ifadesini kullanarak açıkça laikliği hedef aldı. AKP’nin bütün çabalarına rağmen halk din Devleti’ne karşı ve laik hayatı tercih ediyor. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise gençliğin dinden uzaklaşmasını devletin yeterince dinci olmayışına bağlıyor. Bu saldırılar yanında nüfusun göçlerle dincileştirmesi çabaları laikliği savunmanın Türkiye solu için ne denli önemli olduğunu gösteriyor

Yandaş yazar Alev Alatlı AKP’yi eleştiren haberlere “inanmıyorum” sözüyle karşılarken dinci Ali Erbaş da muhalif sosyal medyayı din yoluyla engelleme reçeteleri veriyor. Bunlar AKP’nin sosyal medyayı engellemek için baskı önlemleri almayı planlarıyla birbirini tamamlıyor.

Haftanın önemli olaylarından biri de Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın, katıldığı bir televizyon programında kendisinden yardım isteyen başörtülü bir kadına karşı kullandığı sözler nedeniyle CHP Yüksek Disiplin Kurulu’na sevkedilmesi oldu. Hatırlanacağı üzere Özcan daha önce de Suriyeli ve Afganistanlı sığınmacılara karşı söylediği sözlerle nedeniyle eleştirilmişti. Özcan’ın, bir kadına dair kullandığı cinsiyetçi sözler asla kabul edilemez. Ancak söz konusu başörtülü bir kadın olunca ortalığa ayağa kaldıran AKP’lilerin, sıra muhalif kadınlara karşı yapılan hakaretlere gelince tek bir ses çıkarmaması; kadın konusundaki ikiyüzlülüğünün en açık halidir.

Bu haftanın en tartışılan haberi, Erdoğan’ın Rize’deki açılış sırasında çocuklara yönelik kullandığı ifadeler ve yaptığı hareket oldu. Bir çocuğun kafasına işaret parmağıyla vuran Erdoğan, saçını beğenmediği bir başka çocuğa da ‘’ulan bu ne hal’’ sözlerini kullandı. Erdoğan’ın ayrıştırıcı dili ne yazık ki çocuklara kadar düştü. Bununla birlikte AKP iktidarının çocuklara yönelik ayrımcılığını çeşitli olaylarda da görmek mümkün. Örneğin geçtiğimiz hafta İdil’de yedi yaşındaki Mihraç Miroğlu, zırhlı aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Bu olaydan birkaç önce de gün önce de 11 yaşındaki Eyüp Kırtay, orduya ait bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitirmişti. Rize’deki olaylardan sonra Erdoğan’ın çocuk sevgisini anlatan videolar anında servis edilse de, bu iki olayla ilgili Erdoğan’dan tek bir açıklama gelmedi.

Haftanın Özeti yazımızı iki eylem haberiyle bitiriyoruz. 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla İstanbul, Ankara, Eskişehir başta olmak üzere birçok ilde yapılması planlanan eylemlerin yasaklanmasına rağmen İstanbul’da Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. AKP’nin savaş politikalarına karşı barıştan yana sesimizi daha gür çıkarmalıyız. Eşit ve özgür bir dünya için halkların kardeşliği, hakların ortak mücadelesi olmazsa olmazdır. Yer vermek istediğimiz diğer haber ise bir emekçi dayanışması eylemidir. Çalışmaları engellenen geri dönüşüm emekçileri İstanbul’da basın açıklaması yaptı. Eylemde Afgan emekçiler ile Türk emekçiler birlikte yer aldılar. Basın açıklamasında “Göçmenlerin geri dönüşüm sektöründe çalışması bizim de gelirlerimizi aşağıya çekiyor ama biz yoksul insanlarız, göçmenler de bizim gibi yoksul insanlar. Yoksulun halinden en iyi yoksul anlar. Göçmenlerin bu alanda çalışmasının sorumlusu biz değil, mevcut göç politikalarıdır” ifadesi kullanıldı. AKP hükümetinin Cengiz Holding, Kalyon İnşaat gibi şirketlerin vergilerine af getirirken gözünü mahallelerde, sokaklarda çöplerin içinden ekmeğini kazanmaya çalışan işçilerin emeğine göz dikmiş olmasına dikkat çekildi.

Geride bırakmakta olduğumuz hafta laiklik ve barış için mücadele ile emekçi dayanışmasının birleştirilmesi gerektiğini gösteriyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.