Haftanın Özeti

0
242

Erdoğan “İtibardan tasarruf olmaz” sözünü nerden öğrendiyse pek sıkı öğrenmiş. Ama Okyanus’u aşarak askeri uçaklarla Türkiye’den New York’a getirilen yüksek güvenlikli ve pahalı arabalarla gezdiği ve New York caddelerinde 500 arabalık konvoy ile cirit attığı, 36 katlı ve 171 metre yüksekliğindeki Türk Evi’nin açılışını yaptığı halde morali çok bozulmuştu. Giderken Biden’a ve ABD’ye bir yığın övgüde bulunmuştu halbuki. Kırılan “gururunu” daha iki gün önce övdüğü Biden’in arkasından yolda verip veriştirerek ve ardından da Türkiye’den Soçi’ye gidip Putin’le buluşarak tamir etmeye çalıştı. Putin’in onu bir ara kapıda tek ayak üstünde beklettiği de olmuştu. Gene de kabul edilmişti ve hatta kapıya kadar uğurlandı. Böylece ne kadar önemli bir “dünya lideri” olduğunu tekrar göstermek fırsatını buldu. Bir kaç saat süren görüşmenin ardından resmî bir açıklama yapılmadığından ve görüşmenin resmî kayıtları olmadığından Putin’e ne tavizler verdiği bilinmiyor. Önemli olan “itibarı” kurtarmış olmasıdır. Biden oradaysa Putin burada!

Yaklaşan seçimler onu tedirgin ediyor çünkü kamuoyu yoklamaları oylarının düştüğünü gösteriyor. Kılıçdaroğlu “Kürt sorununu parlamentoda HDP ile birlikte çözeceğiz” açıklamasıyla Erdoğan’ın Kürt siyasal hareketini kendi yanına alma olanağına darbe vurunca Erdoğan’ın iyice kafası bozulmuştu. Biden’dan muhtemelen içerideki muhalefeti hapse tıkmasına göz yummasını isteyecekti. İdlib’de Rusya’yla karşı karşıya gelirse ve Suriye’deki ABD işgaline destek çıkarsa Biden’in gözüne gireceğini umuyordu. Biden ona yüz vermediği için bir yandan İdlib’e yığdığı askerlerin bir kısmını geri çekerken diğer yandan ABD’nin Suriye’deki varlığını gayrı meşru ilan etti. Yaklaşan seçimleri yaptırmamak için yeni fırsatlar kolladığı düşünülüyor.

Biden, Erdoğan’ın Putin’i fazla öven sözlerini duyunca tedirgin oldu. Hele Erdoğan Rusya’dan bir S-400 hava savunma sistemi daha satın almayı istediğini ve gerekirse Rusya’dan uçak bile alabileceklerini açıklayınca ABD yetkilileri derhal Erdoğan’ı yeni ekonomik yaptırımlarla tehdit ettiler. Erdoğan’ın yaptığını yarın diğer NATO ülkelerinin yapmasından da korkuyorlar. Ama Erdoğan’ın şantajı galiba biraz işe yaradı ve Biden’ın Erdoğan ile 30-31 Ekim tarihlerinde yapılacak G-20 zirvesinde vb. görüşebileceği de açıklandı. Erdoğan ABD ile Rusya’yı birbirine karşı kullanarak kendisine güç sağlama politikasını sürdürmeye devam ediyor.

Erdoğan medyada Putin ile görünerek Türkiye’de biraz itibar edindi ama İdlib sorununun Türkiye’yi çok zorlayacağı düşünülüyor. Erdoğan İdlib’deki çeteleri savunmaya devam edemeyecek görünüyor. Eğer Suriye ve Rusya İdlib’de Erdoğan’ın arka çıktığı çeteleri vurmaya devam ederse en az 1 milyon sığınmacının daha önümüzdeki haftalarda Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. El-Nusra örgütünün Türkiye’de beklemede olan gizli hücrelerinin ihanete uğramış psikolojisiyle eylemler yapmasından da endişe ediliyor.

Bilindiği gibi ABD emperyalizmi, Erdoğan’ın destekçisi MHP’ye de bir süredir yüz asmaya başladı. Bir süredir MHP’nin terör örgütleri listesine alınmasından sözü ediliyor. Konunun yeniden gündeme getirilmesi Bahçeli’yi kızdırdı. MHP’nin nasıl bir uluslararası terör örgütü olduğunu en iyi ABD bilir çünkü onu o kurdurdu, o eğitti ve o destekledi. Bahçeli suç örgütü lideri Çakıcı’ya “dava arkadaşım” demiş ve tahliye ettirmişti. Özel askeri kuvvetlerde, mafyada ve yurt dışında çok etkin olan MHP eğer ABD’nin terör listesine girerse AKP’nin elinde içeride ve dışarıda muhaliflere karşı kullanacağı güç olarak cihatçılar kalacaktır.

İlk harfinin karşılığı Adalet olan AKP’nin yargı adaletinden yeni manzaralar görmekteyiz. AKP yargısının iki askerin yakılma görüntülerini çeken IŞİD’linin 16 Nisan 2020 tarihinde serbest bırakılmış olduğu meydana çıktı. CHP Denizli Gençlik Kolları Başkanı Tugay Odabaşıoğlu, Parti Danışma Kurulu Toplantısı’nda yaptığı konuşmada sırf Erdoğan’ı eleştirdiği için göz altına alındıktan sonra 28 Eylül Salı günü tutuklandı. İktidarın yargı organlarından Hakimler ve Savcılar Kurulu, CHP milletvekili Enis Berberoğlu hakkındaki serbest bırakılma kararını yerine getirmeyen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Akın Gürlek’i birinci sınıf hakim yaptı. Böylece “AYM kararlarına uymayan terfi edemez” ilkesi yüksek yargı tarafından ihlal edilmiş oldu. Akın Gürlek, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu sosyal medya paylaşımları nedeniyle 9 yıl 8 ay hapisle cezalandırmış, Can Dündar’ın gayrimenkullerine el koyma kararı vermiş ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’yı 2,5 yıl hapisle cezalandırmıştı.

ABD ve Batı’yla arası bozulan, Suriye’de sıkışan ve Türkiye’de dökülen AKP’ye hafta içinde Tunus’ta da bir darbe daha vuruldu. Cumhurbaşkanı Kays Said, Tunus’un AKP’sini iktidardan indirdikten iki ay sonra, 29 Eylül’de, Necla Bouden Romdhane’yi başbakan olarak atadı. Romdhane, ülkenin ilk kadın başbakanı oldu.

Geride bırakmakta olduğumuz haftada ezilenler lehine gelişmeler arttı. Norveç’te ve Rusya’da geçtiğimiz haftalarda yapılan seçimlerde solun gösterdiği başarı Avrupa’da devam ediyor. Geçtiğimiz pazar günü yapılan yerel seçimlerde Avusturya’nın ikinci büyük şehri olan Graz’da seçimleri komünist adayın kazanması büyük sevinç yarattı. Komünistler bu başarıyı uzun vadeli dayanışmacı çalışmaları sayesinde sağladılar. Aynı gün Berlin’de yapılan halk oylaması sonucunda seçmenin yüzde 56.4’ü geçmişte Sosyal Demokrat ve Yeşiller Federal Yönetimi tarafından özelleştirilen 240 bin konutun yeniden kamulaştırılması talebiyle oy kullandı.

Dünyada ve Türkiye’de ezilenlerin mücadelesi bakımından umutların yükseldiği bir haftayı geride bırakıyoruz. AKP karşıtı burjuva muhalefetin birliği güçlenirken emekçilerin, gençliğin, kadınların ve halkın direnme azminin arttığı görülüyor. Yurt sorunu yaşayan öğrencilerin “Barınamıyoruz” şiarıyla direnişleri özellikle dikkat çekiyor. Alevi dernekleri, muhalif ve ilerici belediyeler yurt sorunu yaşayan öğrencilerle dayanışma çabaları geliştiriyorlar. Öğrenci yurdu sorunu mücadelenin çok önemli bir sorunudur. Türkiye solu bu konuda el ele vererek alternatif bir öğrenci yurdu inisiyatifi geliştirebilirse hem ülkenin devrimci aydınlanmasına ve mücadelenin gelişmesine hem de son dönemde canlanan birlik yönündeki çabalara büyük katkısı olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.