Haftanın özeti

0
375

Halkın cebindeki para pul oluyor. Dolar bu hafta Türk lirası karşısında rekor düzeyde değer kazandı. Türk lirasının son yıllarda dolar karşısında hızla değer kaybetmesi ekonomideki kötü gidişi gösteriyor. 2019 yalında 5,67 lira olan dolar 2020 yılında 7,00 liraya şimdi ise daha yıl bitmeden 9,00 liraya çıktı. 2008 yılında dolar 1,29 liraydı. Demek ki bugün 7 kat artmış. Dış borçlar ve faizleri daha da ağırlaştı. Petrol çok daha pahalıya alınıyor. Yeni ve büyük zamlar geliyor.

Gitgide halkın büyük çoğunluğunu karşısına alan AKP rejiminin iktidarda kalmak amacıyla baş vuracağı yollar konuşuluyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu Mersin ziyareti sırasında, iktidarın siyasi cinayetlere baş vuracağı duyumları aldıklarını söylemişti. Ardından İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi lideri Ali Babacan da bu yönde duyumlar aldıklarını ifade ettiler. MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öndeş de aynı yöndeki kaygılarını iletti.

Şimdi bir yandan da Suriye’ye askeri harekattan söz edilmeye başladı. Erdoğan Suriye’de işgalci konumda bulunan iki polisin öldürülmesi gerekçesiyle Kürtlerin denetim altında bulundurduğu bazı bölgelere askeri harekat düzenleneceğinin sinyallerini verdi. Bilindiği gibi Erdoğan’ın Suriye’ye yerleştirdiği işgalci güçler artık El Nusra dahil çeşitli örgütlerin hedefi durumuna geldi.

Erdoğan’ın ilk seçimlerde yolcu olduğu mesajları bazı önemli gerçeklere dayanıyor olsa dahi sonuçta henüz hayal ürünüdür. Erdoğan’ın kendisini kazanmış gösteremeyeceği seçime girmesi zor görünüyor. Hatırlanacağı gibi AKP 2015 Haziran seçimlerini kaybedince ülkede bir terör dalgası başlamıştı. Bu saldırılardan biri de Gar Katliamı idi. 10 Ekim 2015’te gerçekleşen katliamda 103 kişi hayatını kaybetmişti. Seçim sonuçlarını beğenmeyen Erdoğan, hükümet kurulmasını kasten engellemiş ve tırmandırılan saldırıların ardından AKP, 1 Kasım 2015’te yeniden seçim düzenleyerek kendisini seçtirmişti. İşte bu gerçeğin dile getirilmesinden hoşlanmadıkları için, geçtiğimiz pazar 10 Ekim saldırısının faillerinin yargılanmasını isteyen kitleye polis saldırdı ve 22 civarında insanı gözaltına aldı. Katliamda hayatını kaybeden Osman Turan Bozacı’nın oğlu Çağlayan Bozacı, babasının mezarı başında yaptığı konuşma nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla gözaltına alındı.

Barınamıyoruz, eylemi öğrencilerin sorunlarına dikkat çekmeye devam ediyor. İstanbul’da özellikle öğrencilerin yaşadığı bölgelerde konut sıkıntısını fırsata çevirmeye çalışan vicdansızlar evlerini açık artırmayla kiraya vermeye başladılar. Dairelerin kiralarını artırmak amacıyla onu öğrencilere oda oda olarak kiralama yöntemi de gelişmeye başladı. Tam da bu şartlarda AKP Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın öğrenci kredisinin aslında 650 lira değil 250 lira olması gerektiğini ifade etmesi tüy dikti. Hatırlanacağı gibi Erdoğan da öğrencilere hitaben “Üniversite öğrencilerinin aldığı burs 45 liracıktı. Elinize, dilinize dursun. Şu anda bunlar 650 liraya çıkardık. Nereden, nereye geldik” demişti.

Öğrencilere verilen bursu haram eden Erdoğan bir yandan kendisine yeni saraylar yaptırırken diğer yandan oğlu Bilal’in yönetiminde olduğu Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA)’ya Büyükada vapur iskelesinin üst katından ve ayrıca Beşiktaş, Bakırköy, Silivri, Avcılar, Sarıyer, Çatalca, Şişli, Kadıköy, Beylikdüzü, Büyükçekmece gibi bölgelerden konutlar ve araziler tahsis etmişti. TÜGVA’nın bu malvarlıklarını tıpkı eskiden Gülen Cemaati’nin yaptığını yapmakta olduğu biliniyor. TÜGVA’nın Gülen Cemaatin’den el konulan öğrenci yurtlarını devraldığı ve tıpkı geçmişte Gülen Cemaati gibi yargı-emniyet-ordu içindeki kadrolaştığı belirtiliyor. Valilik ve belediyeler TÜGVA’ya para yağdırıyorlar. İstanbul Belediyesi usülsüz olarak verilen bu malvarlıklarını geri istiyor.. Bilal Erdoğan’ın TÜGVA skandalını kızkardeşi Sümeyye’nin KADEM Vakfı izledi.

Öğrencilerin barınma sorununu çözemeyen iktidarın Boğaziçi’ne atadığı kayyım rektör Naci İnci, derslerine son verilen ilerici akademisyen Can Candan’ın, kampüs içinde açık alanda ders yapmasını ve okula girişini de engelledi. Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs önünde tutuklanan 2 arkadaşları için basın açıklaması yapmak isteyen gençler polis tarafından göz altına alındı ve Mısra Sapan adlı genç gözü morartılacak şekilde şekilde dövüldü.

Korku duvarı çoktan aşıldı ve rejime karşı direniş her yerde sürüyor. Bu yıl en en iyi oyuncu seçilerek Altın Portakal Ödülü alan Nihal Yalçın törende yaptığı konuşmayla ilerici güçlere cesaret verdi. Törende ödülü sunmak için bekleyen Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un şaşkın bir şekilde adeta kıvranıyor olması dikkat çekti. Nihal Yalçın sözlerini “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyelim. İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” ifadeleriyle bitirdi.

Proleterler ülkesi Türkiye’de işçi direnişler devam ediyor. Gebze’de bulunan  #MitsubaOtomotiv işçilerinin sendika hakkı için mücadeleleri 11 Ekim’de başarıyla sonuçlandı. İşçiler sendika haklarını kazandılar. Fabrikadan çıkarılan 9 öncü işçinin işe dönüşleri sağlanmasa da tazminatlarının ödeneceği bildirildi.

Ataşehir Belediyesi’nde sendika tarafından görevden alınan işçi liderleri İnan Kaloğulları, Sevgi Peker, Deniz Çakmak ve Özgür Çakır’ın haksız karara direnmeleri sarı sendikacıların düşünüp hatalarını düzeltmelerini sağlayamadı. Sarı sendikacılar kendi suçlarına DİSK’i de ortak ettiler ve şimdi mücadeleci işçilerin DİSK/Genel-İş sendikasından “sürekli ihraç” edilmesi gündeme geldi. Bu olay İşçi sınıfı içinde sömürücü sistemin anlayışının ne denli yerleşik olduğunu ortaya koydu. Mücadele mutlaka çıkış yolları bulacaktır.

ABD’nin “özgürlüğüne kavuşturduğu” Irak’ta seçimler yapıldı. Milis güçleriyle sokakta zaten hakim olan milliyetçi din adamı Muktada El Sadr’ın liderliğini yaptığı parti parlamentodaki gücünü artırdı. Seçimlere katılım ise yüzde 41 ile rekor düzeyde düşük kaldı. Irak’ta haliyle umutsuzluk kol geziyor. Kaddafi döneminde Afrika’da refah ülkesi olan petrol zengini Libya ise ABD VE AB saldırısının ardından şimdi elektrik sıkıntısı çekiyor. Suriye’nin iç savaşın ağır yaralarını sarmasına bile izin verilmiyor. Sıranın Türkiye’ye gelmesine engel olmamız bizim elimizdedir. Türkiye emperyalistlerin planlarına ve dinci gericiliğe direnecektir. Bu onurlu direnişte yer almak bütün devrimcilerin, demokratların ve kendisine saygısı olan her insanın görevidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.