Haftanın özeti

0
157

Haftalık özetimize ilk olarak dünyadaki gelişme ile başlayacak, ardından ülkemizde yaşananlara göz atacağız.

İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenen, COP26 olarak adlandırılan ve iki hafta süren Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Zirvesi sona erdi. 200’e yakın ülkenin katılımcı olduğu zirve devam ederken, zirveye karşı pek çok ülkede geniş katılımlı protesto gösterileri düzenlendi. Zirveye katılan ülkelerin tamamı bir anlaşma metni üzerinde uzlaştı ancak zirve iklim krizinin yaratıcısı olan ve doğayı talan eden emperyalistlerin ikiyüzlülüğünün bir kez daha gözler önüne serilmesi açısından önemliydi. Küresel ısınmanın 1,5 ile 2 derece arasında tutulması yönündeki Paris Anlaşması hedefine ulaşılması için atılması gereken adımların ele alındığı zirvede imzalanan anlaşma metninde, kömür üretimi ve fosil yakıtın “aşamalı olarak kaldırılması” ifadesi “aşamalı olarak azaltması”na dönüştürüldü. Bu da küresel ısınmayı 1.5 derecenin altında tutma vaadinin daha baştan boşa düşürüldüğü, yalnızca geeçiştirildiği anlamına geliyor. Zirvede ele alınan iklim değişikliğinin yarattığı kayıp ve hasarların telafisine dair fon oluşturulması başta ABD ve Avrupa’nın itirazı ile reddedildi. Gelişmekte olan ülkelere verilecek olan küresel ısınmaya karşı önlemler için iklim finansı kararı ise netlik kazanmadı. Glasgow’da fosil yakıtın aşamalı azaltılması üzerine tartışma devam ederken Doğu Akdeniz’de, ABD, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin dahil olduğu Nemesis isimli bir tatbikat yürütüldü. Zirvede halkları oyalamak için fosil yakıt azaltılması konuşulurken, fosil yakıt çıkarmak için petrol platformu kuran şirketlerin güvenliğini sağlamak için tatbikat yapılıyordu. Görülüyor ki ikiyüzlü emperyalist ülkelerin tarafı olduğu BM iklim zirvelerinden iklim sorununa çözüm üretecek bir sonuç beklenmemeli. Bu zirveler kendi yarattıkları iklim krizinin ortaya çıkardığı felaketlere halkları alıştırma ve oyalama çabasının ötesine geçemiyor.

Dünyada bu gelişme öne çıkarken şimdi de ülkemizdeki bazı gelişmelere göz atalım.

Geride bıraktığımız hafta ülkemizde en çok konuşulan konu başlıklarından biri yine ekonomi oldu. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, haftasonu katıldığı bir toplantıda AKP’nin ekonomi politikasını eleştirenlere yönelik “Ekonominin kitabını evelallah yazdık, yazmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Erdoğan’ın kitabını yazdığını iddia ettiği ekonomide yandaşa oluk oluk paralar akıtılırken, milyonların payına hep yoksulluk ve sefalet düştü. Sık sık ekonomist olduğunu vurgulayan Erdoğan’ın ekonomi politikasının sonucunda Türk lirası dolar karşısında deyim yerindeyse eridi. Tarihinin en değersiz günlerini yaşayan Türk Lirası’nın alım gücünün düşmesiyle halkın yoksulluğu da katlanarak artıyor. TÜİK’in verilerine göre son 11 yılda gelir dağılımdaki bozulma en düşük seviyesinde seyrederken, zenginlerin toplam gelirdeki payı da gittikçe artıyor. Cumhuriyet tarihinde ilk kez kişi başına düşen milli gelir 7 yıldır arka arkaya düşüş göstererek 8 bin dolara kadar gerilemiş durumda. TÜİK verilerine göre bile enflasyon her ay yükseliyor. Eylül ayında yüzde 19,58 olan enflasyon, geçtiğimiz ay yüzde 19,89’a yükselmişti. Bu oran son 33 ayın en yüksek seviyesi olarak tanımlandı. Enflasyon Araştırma Grubu’na göre ise yıllık enflasyon yüzde 49,9’a ulaştı. AKP iktidara geldiğinde Türkiye 17. büyük ekonomi iken 4 basamak gerileyerek 21’incisi oldu. Önümüzdeki yıl ise bir basamak daha gerilemesi bekleniyor. Erdoğan’ın iki dudağının arasından çıkacak lafa bakan Merkez Bankası rezervlerini tüketti, yetmedi -35 milyar dolar seviyesine düştü.

Kasayı eksiye düşüren, git gide artan hayat pahalılığına karşı arsızca “porsiyonları küçültün” diye akıl veren, doğalgaz zammına karşı “evi düşük ayarda ısıtın” diyebilen AKP cenahı şimdi de ‘elektriğin tasarruflu kullanılmasını teşvik etmek’ yalanıyla elektrik faturaları üzerinden halkı soymaya hazırlanıyor. AKP’li milletvekillerinin Meclis’e sunduğu yeni yasa teklifiyle 6446 sayılı Elektrik Piyasası yasasında değişiklik yapılması önerilerek, belirlenen limiti aşan hanelerin daha yüksek fatura ödemesi öngörülüyor.

Artan pahalılık, düşen alım gücü nedeniyle vatandaşı yoksulluğa mahkum eden AKP, bir yandan da asgari ücretteki artışın yüksek olacağı beklentisi yaratıyor. Önümüzdeki yılın asgari ücret görüşmeleri yaklaşırken AKP’li bazı isimler tarafından ‘vatandaşı enflasyona ezdirmeyeceğiz’ mesajları verilerek, asgari ücrette yüksek artış beklentisi dile getirildi. Asgari ücretin ardından, Erdoğan’ın daha önce ‘’Böyle bir şey olamaz, milletin sırtına yük’’ diyerek kesin bir dille reddettiği EYT’lilerin (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) talepleri ve memurların uzun süredir beklediği 3 bin 600 ek gösterge üzerinde de çalışma yapıldığı açıklandı. Ayrıca uzun süredir muhalefetin kaldırılması yönündeki çabalarına rağmen AKP’nin görmezden geldiği faturalardaki TRT payının da kaldırılacağı belirtildi.

Yapılan kamuoyu anketlerinde AKP-MHP ittifakının kitle desteğini her geçen gün kaybettiği belirtilirken, halka anlatacak hikayesi kalmayan AKP’nin, söz konusu geçici ekonomik rahatlamalar ve asgari ücret üzerinden vaatler vererek iktidarı kaybetme ihtimali karşısında çıkış yolu aradığı görülüyor. Seçimi nasıl kazanırız hesabı yapan ve köşeye sıkışmış olan AKP’liler B planı olarak Başbakanlık sistemine geçişi de değerlendiriyor. Bir süre önce Erdoğan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile görüşmesinde Cumhurbaşkanı seçilmek için gereken yüzde 50+1 oy şartından şikayet etmişti, şimdi de Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski AKP milletvekili Cemil Çiçek 50+1 oy şartının bugün ve gelecekte kaos yaratabileceği açıklamasını yaptı.

AKP çıkış yolu ararken CHP de çıkışı helalleşmekte buldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada “Helalleşeceğiz dostlarım. Açık yaralar var, biliyorum zor olacak ama kesinlikle yapacağız ve başaracağız” dedi. Dini referanslar ile konuşmayı, AKP ile benzeşerek siyaset yapmayı uzun süredir kendisine ilke edinen Kılıçdaroğlu bu çıkışıyla kendi önünü açarak AKP’ye ‘giderseniz size yaptıklarınızdan dolayı hesap sormayacağız, yargılamayacağız’ mesajı veriyor. Elbette ülkemizde milyonlarca insanın özlemi toplumsal barış ve adalet, ancak bunun yolu ilk olarak bunca talanı ve yıkımı yaratanlarla helalleşmekten değil hesaplaşmaktan geçiyor. Bu süreçten halk yararına çıkılabilmesinin yolu ise toplumun tüm ilerici kesimlerinin el ele vererek mücadele etmesinden geçiyor.

Çete lideri Sedat Peker daha önce gündeme getirdiği, Kolombiya’dan Türkiye’ye gelmek üzereyken yakalanan 4 ton 928 kilo kokain ile ilgili yeni bilgiler paylaştı. Peker’in ortaya çıkardığı bilgilere göre, Türkiye’ye getirilecek olan 4 tondan fazla kokain ticaretinin İçişleri Bakanlığı eliyle üstü örtülmüş. İçişleri Bakanlığı’nın ve Adalet Bakanlığı’nın görevini yapmadığını belirterek, ‘’onlar adına ben bu görevi yaptım’’ diyen çete lideri sosyal medya hesabından, Türkiye’ye taşınacak kokain konteynerlerinin numaralarını açıklayarak savcılara çağrıda bulundu. Kokainin alıcısının kim olduğu ‘bilinmezken’, söz konusu olayla ilgili henüz açılmış bir dava da söz konusu değil. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, pandemi dolayısıyla Kolombiya’da yakalanan kokain ile ilgili fiziksel takip yapılamadığını belirtmişti. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ise Kolombiya’da ele geçirilen ve Türkiye’ye gönderileceği belirten tonlarca kokaine ilişkin, Kolombiya adli makamlarına iletilen adli yardımlaşma talebinin henüz cevaplanmadığını duyurmuştu. Ancak Peker’in iddiaları sonrası ortaya çıktı ki, 22 Eylül’de Kolombiya Başsavcılığı, söz konusu kokain ticaretine ilişkin Türkiye’den adli yardımlaşma talep etmiş ancak cevap alamamış.

Kılıçdaroğlu iktidara gelmek amacıyla helalleşmekten söz ederek AKP’nin kurduğu dinci sömürü sisteme dokunmama garantisi verirken Erdoğan’ın muhalefeti gafil avlamaya hazırlandığı belirtiliyor. Halkın giderek artan kesimleri ise AKP’ye ateş püskürüyor. Ülkemizin içinde bulunduğu tüm olumsuz koşullara rağmen, halkın örgütlenme olanakları artıyor. Önümüzdeki süreç halkın örgütlenme olanaklarına yol açıldığına işaret ediyor. Devrimciler bu olanakları dikkate alarak gelişmeleri halkın lehine çevirmelidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.