Haftanın Özeti

0
366


Ülkemiz an be an gündemi değişen bir ülke ancak değişmeyen tek şey var ki o da zaman geçtikçe yoksullaştığımız. Geçtiğimiz günlerde Meclis Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde söz alan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, salgınla birlikte katlanan işsizlik ve yoksullukla boğuşan milyonlarca kişiyi görmezden gelerek, “Artık refahı paylaşma aşamasına geçtik” ifadelerini kullandı. Bakanın, “Yoksulluk, özellikle aşırı yoksulluk, artık Türkiye için sorun olmaktan kalktı” ifadelerini kullandığı günlerin hemen öncesinde ve sonrasında yoksullukla baş edemeyip canına kıyan insanların haberlerini gördük. Samsun’da eline iş ve aş yazarak sokak kenarında kendini asan bir vatandaş ile birlikte genç bir müzisyen olan Duran Ay’ın aylardır işsiz kaldığı için intihar ettiğini okuduk. Yine Bütçe görüşmelerinde CHP’li Engin Altay’ın sözü yoksulluğa getirerek, “Millet aç, perişan. Evet, herkesin midesine bir şey giriyor. Kuru ekmek giriyor” demesi üzerine AKP’li Şahin Tin, “O zaman aç değil demek ki!” diye laf attı. AKP’li vekilin kastettiği kuru ekmekle doyan “tokların” haberi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Halk Ekmek (İHE) büfelerinden geldi. İHE’nin yaptığı açıklamada, Halk Ekmek büfelerinde geçtiğimiz Eylül ayına göre 7.2 milyon daha fazla ekmek satıldığı ve büfelerin önünde metrelerce uzunlukta kuyruklar oluştuğu açıklandı. İHE’nin yeni büfe açarak daha fazla insana ucuz ekmek sağlama isteği ise Belediye Meclisi’nde AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Halk yoksullukla boğuşurken AKP iktidarı “itibardan tasarruf olmaz” diyerek halkın parasıyla israfa devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı adına şu anda Bodrum’da yaklaşık 100 milyon lira değerinde “Saray” yaptırıldığı ortaya çıktı. İlk olarak 2016 yılında gündeme gelerek çalışmaları başlatılan projenin inşaatı, Bodrum halkının itiraz etmesiyle başlatılan hukuki süreç nedeniyle durmuştu. Bodrum’un en değerli arazilerinden birine yapılması planlanan “Saray” inşaatının hukuki süreç bitmemesine rağmen yeniden başladığı ortaya çıktı.

Hukukun hiçe sayıldığı bir konudan yargının nasıl dizayn edildiği haberine geçelim. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın özel isteği doğrultusunda daha geçen ay Yargıtay’a atanan ve hemen ardından Anayasa Mahkemesi (AYM) Üyeliği için aday olan eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’la ilgili tartışmalar bu hafta da devam etti. 2 Aralık günü yapılması gereken AYM seçimlerinin pandemi bahanesiyle 17 Aralık’a ertelenmesinin asıl sebebinin Fidan’ın adaylığı olduğu ileri sürülmüştü. Bu hafta yapılan AYM üyeliği seçimi öncesi güçlü adaylardan üçünün İrfan Fidan’ın adaylığını koymasının hemen ardından adaylıktan çekilmesi ve Fidan’ın en yüksek oyu alarak seçilen üç isimden biri olması yargının AKP tarafından nasıl dizayn edildiğini ortaya koymuş oldu. Şimdi İrfan Fidan’ın AYM üyeliğinin kesinleşmesi için AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir tek sözü bekleniyor.

Pandemi gerekçesiyle AYM seçimleri yalnızca 2 hafta ertelenirken, İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeye göre, Genel Kurulları dahil olmak üzere sendikaların yapacağı tüm etkinlikler 1 Mart 2021’e kadar ertelendi. Asgari ücret tartışmalarının da devam ettiği akıldan çıkarılmamalıdır. AKP salgın bahanesiyle kendi gerici hayat tarzını ise halka dayatmaya devam ediyor. Yine salgın tedbirleri kapsamında sokağa çıkma yasağı uygulanacak 31 Aralık – 4 Ocak tarihleri arasında tekel bayileri kapalı olacak. İçki satışı yapan marketler ise yasak kapsamına alınacak ve alkol satışı yapamayacak.

Anketlerde halk desteğinin azaldığı görülen AKP’nin kazanacağını düşündüğü bir sırada baskın erken seçime gidebileceği tartışılıyor. Erdoğan gücünü artırmak için bir yandan milliyetçiliği etkin olarak istismar etti. Diğer yandan ise algı operasyonuyla hem dikkatleri saptırdı hem de muhalefeti suçlu konumuna düşürdü.

Erdoğan 10 Aralık’ta Azerbaycan Parlamentosunda yaptığı konuşmada okuduğu Azerbaycan’ın birliğini savunan şiirle, “Ermenilere karşı kazanılan askeri zaferin mimarı” algısını pekiştirdi. Erdoğan ayrıca “Türklüğün birliği için mücadelenin önderi” mesajını verdi. Bilindiği gibi Azerbaycanlıların yaşadıkları topraklar 1828 yılında Rusya ve İran arasında bölüşülmüştü. Bugünkü Azerbaycan, bölünmede Rusya’ya kalmıştı. İran’ın kuzeyinde yaşayan Azeri nüfus bugünkü Azerbaycan nüfusundan fazladır. Azeri milliyetçileri İran’ın bölünmesi yoluyla Azerbaycan’ın tek devlet olarak birleşmesini istemektedirler. Erdoğan okuduğu şiirle Ocak ayında ABD’de iktidarı devralacak Biden yönetimine İran’ı birlikte karıştırabilecekleri mesajını da vermiş oldu.

Aynı günlerde gündemi CHP’de taciz tartışmasının alması dikkat çekici oldu. Bilindiği gibi AKP iktidarı, tarikatların kadın ve çocuk tacizleri nedeniyle yıllardır çok yıpranmıştı. AKP birden bire gündemi öyle değiştirdi ki CHP’nin adı tacizciye çıktı. Tarikatlardaki yoğun kadın ve çocuk istismarları gündemden düştü ve dikkatler muhalif kesimde tacizci aramaya yoğunlaştı. Batı’da özellikle 2017 sonrası gelişen ama daha 2006 yılında ortaya çıkan #Metoo (Ben de) hareketi Türkiye’de tam da içinde bulunduğumuz günlerde yer bulacaktı. Demokratik içeriği gayet açık olan taciz karşıtı bu hareketin Türkiye’de iktidar tarafından saptırılmasına karşı uyanık olunması gerektiğini düşünüyoruz.

Erdoğan, iktidarını sürdürmek için şimdi çok daha fazla manevra yapıyor. Özellikle MHP tarafından “HDP kapatılsın” talepleri yükseltilirken AKP’nin Kürt siyasal hareketiyle yeni bir çözüm sürecine başlayabileceği iddiaları da geziyor. Demokrasi ve özgürlük için mücadele edenlerin iktidar tarafından ortaya atılan gündemlerle oyalanmaması ve kendi gündemleri doğrultusunda kararlıca yürümesi gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.