Haftanın Özeti

0
375

Koronavirüs aşısı tartışmaları devam ederken hastalığın İngiltere’de ve Güney Afrika’da, yüzde 70 daha hızlı yayılan iki yeni mutasyonu ortaya çıktı. Şimdi Batılı ülkeler sınırları birbirine kapattıkları halde virüsün diğer ülkelere yayılmaya başladığı bildiriliyor. Hastalığın merkezi olarak gösterilen Çin ve yine diğer Asya ülkelerinde hayat normale dönmeye başlamışken Batılı ülkeler salgının karşısında aciz durumdalar. 2021’de son bulacak sanılan hastalık ile yaşamaya devam edilecek görünüyor.

Çözüm olarak gösterilen aşı çalışmaları ise tartışmaları ayrı bir boyuta taşıdı. Farklı ülkelerde geliştirilen aşıların güvenilirliği, hastalığa karşı etkisi ve yan etkileri de henüz belli değil. Aşı çalışmaları başladığında gönüllülük temelinde aşı yapılacağı dile getiriliyordu. Aşılar hazır olunca, bu sefer de, aşı yaptırmadan uzun yolculuklara çıkılamayacağı tartışmaları başladı. Öyle görünüyor ki ileride aşı yaptırmaksınız toplu alanlarda bulunulamayacağı ya da işe gidilemeyeceği dile getirilecektir. Çünkü toplumda aşılara karşı bir güvensizlik var ve aşı olmak istemeyenlerin sayısı çok fazla. Amaç hastalığı yenmek mi yoksa herkese ne olduğu bilinmeyen aşıların vurulması mı, bilinmiyor.

Türkiye’de ise AKP üst yöneticilerinin güvenilir olduğuna inanılan aşılardan şimdiden gizlice yaptırdıkları söyleniyor.

Korona hastalığı ile alınan önlemler küçük işletmeleri olduğu gibi bazı orta büyüklükteki işletmeleri de iflasa sürüklerken büyük işletmeler ise karlarına kar katıyor. Aynı zamanda borsada değer kaybeden hisseleri toplayarak servetlerini artırıyorlar. Son bir yılda 10 milyarder servetlerine 400 milyar dolar daha eklemiş. Zengin ile yoksul arasındaki uçurum her gün büyüyor. İşsizlik had safhada. Kuru ekmeğe muhtaç olanların sayısı artıyor. İBB’nin açıklamasına göre İstanbul da Halk Ekmek’e yönelik talepte ciddi artış var. Belediye, çözüm olarak yeni bayiler açma hazırlığında olduklarını belirtiyor.

Her yıl sonu başlayan asgari ücret tartışmaları geçen hafta da devam etti. Yaklaşık 7-8 milyon emekçiyi ilgilendiren tartışmalarda DİSK asgari ücretin en düşük 3 bin 800 TL, CHP ise 3 bin 100 TL olması gerektiğini dile getirdi. Asgari ücret için yandaş Türk-İş ve Hak-İş ise hükümeti baskı altında tutmamak için rakam belirtmeyeceklerini dile getirdiler. Ayrıca asgari ücret üzerindeki vergilerin de kaldırılması bu sene öne çıkan taleplerden birisi. Emekçilerin durumunu dergimizde çıkan bir yazıdan aktaralım: “Asgari ücret şu an brüt olarak 2 bin 943 lira. Net hali ise 2 bin 324 lira. Merkez Bankası 2020 yılı için enflasyon tahminini 12,1 olarak belirtiyor. Bu gerçek dışı rakamlar dikkate alınarak asgari ücrete bir zam yapılırsa brüt hali 3 bin 299 liraya, net hali ise 2 bin 605 liraya çıkacak… Tartışmalı hale gelen TÜİK verilerinde bile 4 kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenmesi için aylık 2 bin 517 lira mutfak masrafı harcaması gerekiyor. Bu rakam açlık sınırı olarak ifade ediliyor. Dört kişilik bir ailenin insanca yaşaması için aylık gerekli olan para ise 8 bin 198 TL. Bu rakam da Türkiye’nin yoksulluk sınırı anlamına geliyor.”

Bu süreçte CHP’nin, yaşadığı baskılar karşısında sürekli sağa yanaşarak gerilemesi dikkat çekicidir. İktidarlar tarafından kullanıla kullanıla posası çıkmış olan Alaattin Çakıcı’nın MHP adına Kılıçdaroğlu’na yönelik tehdit ve saldırılarını CHP’de taciz ve tecavüz iddiaları izledi. Parti tarafından soruşturulup karara bağlanacak olan iddialar CHP içindeki Barış Yarkadaş gibi isimler tarafından, sanki sorunlar hasır altı ediliyormuş gibi, medya ve sosyal medya yoluyla gösterişli bir şekilde kamuoyuna taşındı. Türkiye iş yerlerinde ve hatta ailelerde yaygın taciz ve tecavüzler yaşanan bir ülkedir. Bu konuların ne yazık ki pek sözü edilememektedir. Son yıllarda özellikle cemaatlerin kadın ve çocuk istismarı ayyuka çıkmışken birden bire gözler CHP üzerinde yoğunlaştı. CHP içinde daha solda bilinen İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu sanki tacizcilere kol kanat geriyormuş gibi gösterildi. Canan Kaftancıoğlu’nun bu saldırı karşısında Türkeşlere yanaşması bizi şaşırtmadı. CHP saldırıya uğradıkça direnecek yerde teslimiyete yanaşıyor.

Bilindiği gibi Canan Kaftancıoğlu’nun kayınpederi Ümit Kaftancıoğlu, Alpaslan Türkeş tarafından vatan haini ilan edildikten sonra faşistler tarafından öldürülmüştür. Canan Kaftancıoğlu, Maraş Katliamının yıldönümünde Türkeş’in eşini ziyarete giden CHP heyetinin içinde yer alacaktı.

19-26 Aralık 1978, Kahramanmaraş’ta meydana gelen Alevilere yönelik katliamın yıldönümüydü. Yedi gün süren olaylar sırasında resmi rakamlara göre 120 kişi vahşice yapılan saldırılarda öldürüldü. Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın işyeri tahrip edildi. Yine 19-22 Aralık tarihleri arasında 22 cezaevine yönelik eşzamanlı yapılan operasyonda 28 devrimci dövülerek, yakılarak ve vurularak katledildi. Türkiye ve dünya tarihinin en uzun süren ölüm orucu eylemi de bu olay ile yayılarak devam etti. Sonlandırıldığı zaman 122 devrimci hayatını kaybederken yine yüzlercesi dönülmez hasarlar ile baş başa kaldı. Katliamın unutulmaması ve unutturulmaması için Türkiye’de ve Türkiyelilerin yaşadığı bir çok yerde anmalar düzenlendi. CHP heyetinin Maraş katliamında başrol olan MHP’nin Genel Başkanı Türkeş’in eşini ziyaret etmesi ve bunu tam da iki katliamın birden yıldönümü olan 19 Aralık’ta yapması tepki ile karşılandı. Eleştirileri parti sözcüsü Faik Öztrak cevapladı. Öztrak, “Bizi eleştirenler Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş’ı anlamıyorlar” ifadesini kullandı. Bu ne yazık ki Aleviliğin de teslimiyetçi bir yorumudur. Gelişmeler dünyada ekonomik ve sosyal anlamda iflas eden sağa karşı sol değerleri öne çıkartmak gerektiğini gösteriyor iken CHP’nin ısrarla daha çok sağa gitmeyi sürdürmesi halkı örgütsüzleştirmeye hizmet etmektedir. Bu yoldan devam ettiği taktirde CHP’nin güç haline gelmesi beklenemez.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından Demirtaş’ın hapiste tutulmasının siyasi baskı olduğuna ve serbest bırakılması gerektiğine karar verilmesi, AKP’nin sahte anti-emperyalist damarlarını kabarttı. Aynı anda AKP’nin bu konudaki güçlüğü aşmak için Türkiye’nin ulusal çıkarlarından Haçlı dediği Batılı ülkelere yeni ödünler vereceğine hiç kuşkumuz bulunmuyor.

Çelişkiler günden güne artıyor. Halk çok tepkili ama örgütsüz. Burjuva muhalefet cesaretsiz ve AKP rejiminin şimdiden bir parçası olmuş durumda. Bu gidişle AKP’nin davulu CHP’ye taşıtıp öyle çalmaya devam etmesi bile mümkündür. Ezilen insanlar ayağa kalkmadıkça gidiş böyle sürecektir. Solda ezilen insanlara gidecek sevgi, cesaret ve irade bekleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.