Kızıldere’nin tarihsel mesajı

0
515

Hamza Yalçın

Devrimci kararlılık, birlik ve dayanışma yolunda Türkiye’de en etkileyici eylem hangisidir, diye sorsalar akla Kızıldere gelecektir. THKP-C ve THKO’nun en ileri kadroları olan Mahirler ve Cihanlar THKO liderleri Deniz-Yusuf-İnan’ın idam edilmelerini engellemek amacıyla eyleme karar verdiler. İşte Kızıldere’ye öylece varıldı. 

Kızıldere’de on devrimcinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan eyleme doğru militan soldaki birlik eğiliminin güçlendiği görülmektedir. Kızıldere’ye giden yolda örgüt rekabeti kaybolmuştur. Mahirler ve Cihanlar Maltepe hapishanesinden birlikte kaçtılar. Denizlerin idamının önlenmesi için dayanışmacı eylemin seçilmesi çok dikkat çekicidir. Hüseyin İnan ve Deniz Gezmiş; Mahir Çayan için rakip örgütün liderleri değil canını vereceği yoldaşları olmuştur.

Türkiye devrimci hareketinin liderlerinden Mihri Belli, Kızıldere’ye Varan Yol adlı yazısında o günlerde Mahirlerin-Cihanların birlikte gerçekleştirdikleri firar eyleminin ardından duydukları sevinci, onların yakalanmaması için çalışmayı en önemli devrimci görev olarak tanımlayan dayanışmacı kaygılarını anlatmaktadır. Yazıda Mahir Çayan’ın Kızıldere’ye giderken Mihri Belli’den ayrılmakla hata ettiklerini söylediği de belirtiliyor. Mihri Belli bu ifadesini Kızıldere’de sağ kurtulan Ertuğrul Kürkçü’nün anlatımına dayandırıyor.

Kızıldere’ye özellikle Mahir Çayan’ın mücadeleyi sürdürmekteki ısrarının, dayanışmacı ve birlikçi tutumunun götürdüğü açıktır.  Biz Mahir Çayan’ın devrimci kararlılığını esas alarak yetişmiş devrimcilerdeniz. 1980 yılı Mart ayında hapishaneden firar ettiğimde aynı yılda karşılaştığımız 12 Eylül askeri darbesine rağmen 1984 yazına kadar ülkeyi terk etmedim. İlham kaynağımız özellikle Mahir’di. Gücümüz çok az, sol yenildi, demeyip cuntaya karşı direniş çalışmalarına giriştik. Bu direniş hazırlıkları nedeniyle yakalanan arkadaşlarımız Hüseyin İnanların, Denizlerin kahramanlığıyla idam sehpasına çıktılar. Yurt dışına çıktıktan 3 yıl sonra gizlice tekrar ülkeme döndüm.

30 Haziran 1979 tarihinde Ankara Bahçelievler’de MHP ve MİSK genel merkezlerine ve onları koruyan kolluk kuvvetlerine karşı düzenlenen eylem Kızıldere’deki dayanışmacı ruhla yapılan eylemlerden biriydi. Eylem kısa süre önce Ömer Çimekanların katledilmesini protesto amaçlıydı ve 8 Ekim 1978 tarihinde 7 TİP üyesinin Bahçelievler’de öldürülmesini göz önünde tutuyordu. 

Anti-emperyalist tutumla Türkiye halk gerçekliğine bağlı kalabilmemizi en çok Mahir Çayan’dan esinlenmemize borçluyuz. Türkiye solunun bağımsızlığına önem vermeyi en çok Mahir Çayan’dan esinlendik. Kürt sorunundaki enternasyonalist tutumumuzu ondan esinlendik. Sovyetler Birliğine karşı devrimci eleştirici tutumumuz, hiç bir devrimci merkez karşısında teslimiyetçi olmama tutumumuz ondan esinlenmedir. 

Ne yazık ki en önemlisini yapamadık. En önemlisi, mücadeleyi onların yaratıcılığıyla ve inisiyatifiyle, onların dayanışmacı ve birlikçi tutumuyla ileri götürmekti. Bunu ne yazIk ki hala yapabilmiş değiliz, Devrimciler Kızıldere’nin mesajını doğru yorumlayabilselerdi Kızıldere’den sonra solda rekabetçilik gelişmez ve Kızıldere’nin prestiji boşa harcanmazdı.  Ne yazık ki yapamadık!  Mahirlerin Denizlerin Cihanların devrimci yoldaşlık duygularıyla, yaratıcılıklarıyla, azim ve iradeleriyle ve inisiyatifleriyle donanarak ve onları aşarak bunu mutlaka başarmamız gerekiyor! 

Kızıldere pratiği gösterdi ki solda rekabetçilik, hiç de sol örgütlerin doğası gereği değildir. Rekabet zaten devrimcileri böler, kirletir, alçaltır; dayanışma ise birleştirir, arındırır ve yüceltir. THKP-C örgütsel kuruluşunu da Denizlerin idamını önlemeyi konu edinen eylemle duyurmuştu. Dayanışma THKP-C’nin ruhudur. Biz o dayanışma ruhunu daha ileriye götürmeliydik. Solda grupçuluk devrimciliğin inkarıdır. Mahir’i en yakın örgüt arkadaşları en zor döneminde yapayalnız bırakırken o THKO ile devrimci dayanışmaya ağırlık verdi. Kızıldere bize Türkiye solunun rekabetçiliğe mahkum olmadığını; devrimci değerlerin, yoldaşlığın, sevgi, saygı ve dayanışmanın asla örgüt yapılarıyla sınırlı kabul edilmemesi gerektiğini gösterdi. 

Örgüt disiplini ve örgütlülük önemlidir ama örgütlü devrimcilerin en yakın mücadele arkadaşları kendi örgütleriyle sınırlı olamaz. Devrimci hareketler birbirini bir ve aynı ağacın dalları görmelidirler. 

Belirtmek gerekiyor ki Kızıldere’de yaşanan dayanışmacılık ve direnişçilik Türkiye’ye gökten zembille inmedi. Mahirler ve Cihanlar Mihri Belli ve Kıvılcımlı gibi eski kuşaktan sağlam devrimcilerin öncülüğünde, solda birliğin ve ortak mücadelenin geçerli olduğu koşullarda yetiştiler. Örgüt sınırlarını aşan yoldaşlık duygularını o ortamda edindiler. Sonra da aldıklarını daha ileriye götürdüler. Bizler işkencede başımızı dik tutmayı Şefik Hüsnü, Kıvılcımlı, Mihri Belli ve İbrahim’den öğrendik. Cemalettin Yalçın arkadaşımız tıpkı İbrahim gibi canını verdi ama devrimci sırlarını vermedi. Uzun süren gericilik yıllarında kapitalist sistemin çarkına kapılmamamızda Şefik Hüsnü, Kıvılcımlı ve Mihri Belli gibi devrimcilerin örneğinin büyük etkisi var.

Kızıldere’den bu yana dünya ve Türkiye çok değişti. Emperyalist kapitalizm sömürü ve egemenliğini yeni-liberalizm adı verilen insanlık düşmanı politikalarla sürdürüyor. Sovyetler Birliği ve sosyalist blok adı verilen sistem çöktü. ABD emperyalizmi Ortadoğu’da açık işgale başladı. Bölgemiz artık İsrail’den soruluyor. Eskiden dünya devriminin en önemli dinamiklerden olan ulusal kurtuluş savaşları artık ittifaklarını emperyalist güçlerde aramak zorunda kalıyor. Sol Kemalistler daha Mahir Çayan döneminde tasfiye edilmişlerdi. Mahir Çayan’ın gardrop Atatürkçüleri dedikleri sağ Kemalistler de şimdi tasfiye edildiler. Türkiye’de dinci-faşist bir, tek adam yönetimi kuruldu. Dolayısıyla sosyalizm yolunda demokratik halk devrimi ve devrimci mücadele şimdi daha önemlidir. Türkiye solunda bireycilik ve grupçuluk çok gelişti. Mahirlerin, Cihanların ve Türkiye devrimci hareketinin kahramanlarının devrimci ruhuna her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. 

Kızıldere geleneğini günümüz koşullarında var edebilmek için her kuşaktan, her gelenekten ve her örgütten sağlam devrimcilerin ve sağlıklı devrimci çevrelerin düşünce ve eylem birliğini kurmamız gerekiyor. Kızıldere’den bu yana aleyhimize değişmiş olan dünyayı ortak devrimci akılla birlikte yorumlamalı ve lehimize değiştirmeliyiz.  “Kızıldere son değil” ifadesi ancak o zaman gerçek anlamını bulabilir. 30 Mart’ın devrimci mesajını doğru kavramalı ve ileriye götürmeliyiz.

Mahirler ve Cihanlar Ölümsüzdür!

Kahrolsun Faşizm Yaşasın Devrimciler!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.