Komünist Manifesto 173 yaşında: Bir ‘hayalet’ dolaşıyor

0
189

Komünist Manifesto, bundan tam 173 yıl önce bugün ilk kez yayımlandı. Yazarları Karl Marks ve Friedrich Engels, hacmi küçük fakat etkisi oldukça büyük olan bu eseri insanlığın eşitlik ve özgürlük mücadelesine kazandırdılar.

Bilimsel komünizmin en önemli program belgelerinden birisi olarak bilinen Komünist Manifesto hakkında Lenin, “Bu küçük kitapçığın ağırlığı pek çok cilde denktir. Bugüne dek uygar dünyada örgütlü ve mücadeleci proletaryanın tümüne hayat ve hareket veren onun ruhudur” demişti.

Manifesto Marks ve Engels tarafından “Komünistler Birliği’nin programı” olarak kaleme alındı. 1848 yılının Şubat ayında, Londra’da 23 sayfa halinde yayınlanmıştı. İlk baskısında Manifesto yazarların ismi olmadan yayınlanmıştı. Marks ve Engels’in ismi ilk kez 1850 yılında Red Republican isimli Çartist bir gazetede yayıncı notunda yer aldı.

Manifesto’nun girişinde onun yazılış hikayesi şu şekilde kaleme alındı:

“Avrupa’da bir heyula kol geziyor – komünizm heyulası. Yaşlı Avrupa’nın bütün devletleri, Papası ve Çarı, Metternich’i ve Guizot’su, Fransız Radikalleri ve Alman hafiyeleri bu heyulaya karşı kutsal bir sürgün avında el ele vermişlerdir.

İktidardaki hasımları tarafından komünistlik ile suçlanmamış tek bir muhalefet partisi gösterebilir misiniz? Bu komünizm karalamasını gerici hasımlarına olduğu kadar kendinden daha ileri muhaliflere de gerisin geri fırlatmamış tek bir muhalefet partisi gösterebilir misiniz?

Bundan iki sonuç çıkıyor.

Komünizm daha şimdiden bütün Avrupa devletlerince bir güç olarak kabul edilmiş bulunuyor.

Komünistlerin görüşlerini, amaçlarını, eğilimlerini açıkça bütün dünyanın gözleri önüne sermelerinin ve bu komünizm heyulası masalına partinin kendisinin bir manifestosuyla karşılık vermelerinin tam zamanıdır.

İşte bu amaçla çeşitli milliyetlerden Komünistler Londra’da bir araya gelmişler ve İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Flamanca ve Danimarka dilinde yayınlanmak üzere aşağıdaki manifestoyu kaleme almışlardır.”

Komünist Manifesto Türkçeye ilk kez TKP’nin iki önemli önderi tarafından çevrildi. Mustafa Suphi’nin çevirisi kısmi kaldı. Bu sebeple de yayınlanmadı. İkinci çeviriyi ise Şefik Hüsnü yaptı. Şefik Hüsnü çevirisi 1923 yılında yayınlandı. Çeviriye “Birkaç Söz” başlıklı giriş yazısı yazan Şefik Hüsnü’nün yazdıkları ise şunlardı:

“Bugün lisanımıza nakletmek fırsatına nail olduğumuz, bu tarihi beyanname, bundan tamam yetmiş beş sene evvel, meşhur Alman dahisi ve beynelmilel işçi inkılabı nazariyecisi Karl Marks ve şeriki Fridrik Engels tarafından kaleme alınmıştır. O zamanlar İştirakiyun İttihadı namı altında, gizli olarak icra-i faaliyet eden, Belnelmilel İşçi Cemiyeti, 1847 Teşrinisanisinde Londra’da akdettiği kongresinde, inkılabçı nokta-i nazarını, ilmi bir şekilde teşrih eden böyle bir vesikanın, naşredilmek üzere, yazılmasını karar altına almış; ve bu vazifeyi Marks ve Engels’e tahmil etmişti. Birkaç ay sonra, 1848 Şubat inkılabından evvel, bu şaheser yazılmış, Londra’ya gönderilmişti. İlk defa Alman lisanında tab edilmiş. Aynı senenin Haziran’ında Fransızca’ya tercüme olunmuş. İngilizcesi 1850’de, Rusçası 1860’da intişar etmiş. Ve zamanımıza gelinceye kadar bu lisanlarda müteaddid tabları çıktığı gibi, tekmil dünya lisanlarına da nakl olunmuştur. Ermenice, Yahudice ve Çincesi çıkmış olan bu edebi ve ilmi abide, şimdiye kadar, maatteessüf Türk lisanına tercüme edilememişti.

Anadolu işçi ve köylüsünün kuvvetine istinad eden mücadihlerin tahakkuk ettirmeye muvaffak oldukları halkçı inkılabının velud semerelerinden biri de, bu elim boşluğu doldurmamız imkanını hazırlamış olmasıdır. Memleketimizde yekdiğerini takib eden şahsi idareler, her hususta olduğu gibi, fikir sahasında da, diğer milletlerden geri kalmamıza sebep olmuşlardır.

Fikr-i beşer tekamülünün mühim bir merhalesini kaydeden bu kıymettar eserin, ancak bugün -yazıldığından yetmiş beş sene sonra- lisanımıza nakl ve Türk münevverlerine ve işçi sınıfına arz edilebilmesi, bugüne kadar içinde yaşadığımız şeraitin fecaatini gösteren beliğ bir misaldir. Milletin kendi kuvvetiyle hakimiyet ve saltanatı ele alması bu tahammülfersa vaziyete nihayet verdiğinden, bundan sonra ilmi ve iktisadi inkişaf vadisinde, diğer milletlerle bir safta yürüyeceğimizden ümidvarız. Elimizden geldiği kadar açık bir lisan ile ve daima esas metne sadık kalmaya çalışarak, İştirakiyun Beyannamesini Türkçe’ye tercüme etmekle bu ümniyenin husulüne naçizane bir hizmette bulunduğumuz kanaatindeyiz.

Yazıldığı zamanın hadisatını ve fırka münazaalarını aks eden pek mahdud noktaları istisna edilecek olursa, üzerine yığılan seneler bu beyannameyi ne eskitmiş ne de ihtiyarlatmıştır. İhtiva ettiği esasat, ana hatlarında bugün için de kabil-i tatbiktir. Sermayedar cemiyetinin tezatlarını ve onlardan mütemadiyen tahaddüs eden içtimai mesaili ve proletarya hareketlerini bu kitabın nuru ile aydınlatmak el’an kabil olmaktadır. İştirakiyun Beyannamesi inkılab rehberlerinin elinde bir anahtar vazifesi görmektedir. Türk işçilerinin, onu, alelade bir eser gibi okumayıp, her cümlesi üzerinde derin derin düşünmeleri; ve bir dua kitabı gibi daima ceplerinde taşımaları ve sınıfi hareketlerini oradaki hakaike göre tanzim etmeleri temenni olunur.

Doktor Şefik Hüsnü” (*)

Manifesto şu ifadelerle son buluyordu: “Komünistler, kendi görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine ancak tüm mevcut toplumsal düzenin zorla yıkılmasıyla ulaşabileceğini açıkça ilan ederler. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var. Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!”

Eser 173 yıldır ezilenlerin özgürlük ve eşitlik mücadelesine ışık tuttu. Onlara doğru yolu gösterdi.

(*) Karl Marks, Friedrich Engels, Komünist Manifesto ve hakkında yazılar, çev. Nail Satlıgan, Tektaş Ağaoğlu, Olcay Göçmen, Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, 3. Basım, 2008, ss. 85-86

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.